DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Gelecek ve Saadet partileriyle oluşturdukları Yeni Yol Grubu’nu seçimlere dönük daha geniş bir siyasi ittifaka dönüştürmek amacıyla farklı siyasi partilerle görüşmeler yürüttüklerini açıkladı.
BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre, bir grup gazeteciyle sohbet toplantısında bir araya gelen Babacan, siyasi gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Babacan, Yeniden Refah Partisi başta olmak üzere farklı siyasi partilerle temas halinde olduklarını; ancak görüşmelerin zarar görmemesi için diğer partilerin isimlerini açıklamayı doğru bulmadığını söyledi.
'Yeni Yol seçim ittifakının altyapısı'
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan’ın geçtiğimiz günlerde “geniş kapsamlı bir ittifak” üzerinde çalıştıklarını açıklamasının ardından Babacan da gazetecilerin sorusu üzerine farklı siyasi partilerle görüşmeler yaptıklarını belirtti.
DEVA Partisi’nin 12 Ekim 2024’te yapılan kongresinde “Türkiye’nin yeni bir alternatife ihtiyacı olduğu” tespitini yaptıklarını anımsatan Babacan, Ocak 2025’te kurulan Yeni Yol Grubu’nun daha geniş bir siyasi birlikteliğin ilk adımı olduğunu söyledi.
Babacan, Yeniden Refah Partisi ile zaten bir diyaloglarının bulunduğunu belirterek, “Onlar da açık şekilde ittifakın gerekli olduğunu söylüyor. Biz de ‘neden olmasın’ diyoruz” dedi.
Başka partilerle de görüşmeler yaptıklarını söyleyen Babacan, karşı tarafla mutabakat oluşmadan isim vermenin doğru olmadığını ifade etti. Babacan, erken yapılan açıklamaların süreci zora sokabileceğini belirterek, Türkiye’nin yeni bir alternatife “şiddetle ihtiyaç duyduğunu” söyledi.
Babacan, 2023’te Altılı Masa deneyimi yaşadıklarını ve bu süreçten olumlu, olumsuz tecrübeler edindiklerini belirterek, artık yeni bir alternatif inşasının kritik olduğunu dile getirdi.
“İttifak en basit iş birliği modeli”
Babacan, seçim iş birliğinin yalnızca ittifaktan ibaret olmadığını söyledi. “İttifak en basit iş birliği modeli” diyen Babacan, ortak liste ve ortak aday gibi daha ileri modellerin de bulunduğunu ancak bunların bugünün konusu olmadığını belirtti.
Babacan’a göre öncelikli mesele, hangi siyasi partilerle birlikte hareket edileceğinin netleşmesi.
Hedefte üç seçmen grubu var
Babacan, oluşturmayı hedefledikleri siyasi alternatifin üç temel seçmen grubuna hitap ettiğini söyledi.
İlk grubun geçmişte AK Parti’ye oy vermiş ancak bugün yeni bir adres arayan seçmen olduğunu belirten Babacan, merkez sağda oluşan boşluğa da talip olduklarını ifade etti.
Babacan, “Rahmetli Özal’ı hayırla yad eden, Menderes’le hâlâ gönül bağı kuvvetli olan bir kesim var. Onlar da bir arayış içerisinde. Biz o arayışın da cevabı olabiliriz diye düşünüyoruz” dedi.
Babacan, üçüncü hedef kitlenin ise umudunu yitiren gençler olduğunu söyledi.
“DEVA’nın adayı benim”
Cumhurbaşkanlığı adaylığı tartışmalarına da değinen Babacan, “DEVA Partisi’nin doğal adayı benim” dedi.
Ancak önceliklerinin aday belirlemek değil, muhalefette ittifak zeminini genişletmek olduğunu söyleyen Babacan, ortak aday ve diğer seçim modellerinin seçim takvimi yaklaştığında müzakere edileceğini ifade etti.
“CHP önce kendi içinde ittifak kurmalı”
CHP’deki gelişmeleri de değerlendiren Babacan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’le de eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’yla da herhangi bir temaslarının olmadığını söyledi. Babacan, Özel’i yalnızca amcasının vefatı nedeniyle taziye için aradığını belirtti.
CHP ile olası seçim iş birliği sorusuna da yanıt veren Babacan, öncelikle CHP’nin kendi iç sorunlarını çözmesi gerektiğini söyledi.
“Şu anda CHP’nin birinci önceliği kendi içinde bir ittifak oluşturabilmek” diyen Babacan, mutlak butlan tartışmaları ve parti içindeki gerilimlerin muhalefetin geleceğini belirleyeceğini ifade etti.
Babacan, CHP içindeki tartışmaları Rusya-Ukrayna savaşına benzeterek, “Birbirlerini öğütüyorlar. Biz kongremizde açıkladığımız alternatif siyasi yolu inşa etmekle meşgulüz. Başka partilerde ne olacağını öngörmek zor. Türkiye’nin çıkışını bugün itibarıyla kendi oluşturduğumuz alternatifte görüyoruz” dedi.
“Terörsüz Türkiye yasası çıkarılmalı”
Terör örgütü PKK’nın silah bırakma sürecine ilişkin hazırlanması beklenen yasal düzenlemeyi de değerlendiren Babacan, teklifin temmuz ayında Meclis’e gelmesini beklediğini söyledi.
Sorunun çözümü için PKK mensuplarının hukuki durumuna ilişkin düzenlemenin bir an önce yapılması gerektiğini vurgulayan Babacan, dünyada benzer süreçlerin izlendiğine dikkat çekti.
Babacan, “Bir yandan ‘örgüt bitiyor’ diyorsunuz ama diğer taraftan örgüt elemanlarının ne olacağına ilişkin bir çerçeve sunmuyorsunuz. Bu iş böyle tamamlanmaz. Dünyada bu süreci başarıyla tamamlayan ülkeler, örgüt üyelerine ilişkin çıkış senaryosunu da hazırladı” dedi.
Babacan’a göre bu düzenlemenin ardından temel hak ve özgürlükler alanında yeni adımların gündeme gelmesi gerekiyor.
“Anayasa teklifini görmeden konuşmayız”
Anayasa değişikliği tartışmalarına ilişkin de konuşan Babacan, bu konunun kamuoyunda doğrudan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden adaylığıyla ilişkilendirildiğini söyledi.
Babacan, teklifin içeriğine bakmadan tavır almayacaklarını belirterek, “Anayasa deyince hemen Erdoğan’ın yeniden adaylığı akla geliyor, insanlar tedirgin oluyor” dedi.
Kürt sorunu bağlamında temel hak ve özgürlüklere ilişkin anayasa değişiklikleri getirilmesi halinde bunu değerlendireceklerini ifade eden Babacan, anayasa değişikliklerinde her maddenin ayrı ayrı oylanacağını hatırlattı.
Babacan, “İçinde demokrasiye açıkça zarar verecek maddeler olursa elbette karşı çıkarız. Ama teklifi görmeden peşin hüküm vermeyiz” diye konuştu.
“Türkiye Abdullah Gül’ün birikiminden yararlanmalı”
Babacan, eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan’ın da aralarında bulunduğu siyasetçilerin D-8 toplantısında yan yana görüntülenmesinin ardından yapılan siyasi yorumlara mesafeli yaklaştı.
Söz konusu fotoğrafa gereğinden fazla anlam yüklendiğini söyleyen Babacan, Gül’ün geçen yıl da toplantıya katıldığını hatırlattı.
Gül’ün kısa süre başbakanlık, uzun yıllar dışişleri bakanlığı ve cumhurbaşkanlığı yaptığını belirten Babacan, “Ülkenin en parlak dönemlerinde o başarıya büyük katkısı olan önemli bir siyasetçi ve devlet adamı. Türkiye mutlaka Abdullah Gül’ün birikiminden ve tecrübesinden bir şekilde istifade etmeli” dedi.
Babacan, Gül’ün cumhurbaşkanlığından sonra aktif parti siyasetini bıraktığını da vurguladı. Bundan sonraki siyasi planlarına ilişkin yorum yapmayan Babacan, bu konudaki soruların Gül’e yöneltilmesi gerektiğini söyledi.
“Erdoğan 360’ı bulmadan aday olmaz”
Erken seçim ve baskın seçim senaryolarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Babacan, bu tartışmayı belirleyecek iki temel unsur olduğunu söyledi.
Babacan’a göre bunlardan ilki, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden adaylığı için gerekli olan Meclis’teki 360 oyu bulabilmesi. İkinci kriter ise Erdoğan’ın yüzde 50 artı 1’i alabileceğine ilişkin siyasi kanaatin oluşması.
Erdoğan için “360’ı bulmadan aday olmaz” diyen Babacan, “Bir de ne kadar süreyi feda edeceğine bakacak. Bu sonbaharda seçim yaparsa yaklaşık bir buçuk yılını yakacak ama karşılığında yeniden beş yıllık görev süresi elde edecek. Ayrıca yüzde 50 artı 1’i görebilmesi gerekiyor. Bütün şartlara birlikte bakacaktır” ifadelerini kullandı.
Babacan, kulislerde en çok konuşulan tarihin Kasım 2027 olduğunu söyledi. Babacan’a göre bu tarih, Erdoğan’ın görev süresinden yaklaşık altı aylık bir feragat anlamına geliyor ve Erdoğan bunu göze alabilir.
“Ekonomide kalıcı düzelme mümkün görünmüyor”
Ekonomiye ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Babacan, seçim öncesinde geçici iyileştirmeler yapılabileceğini ancak bunun sürdürülebilir olmayacağını savundu.
Babacan, “Kalıcı düzelme mümkün görünmüyor. Hukukun üstünlüğü sağlanmadan, yatırım iklimi düzelmeden ekonomi kalıcı biçimde toparlanamaz” dedi.