Ana içeriğe geç

Demans riskine karşı gün ışığı uyarısı

İngiltere’de 87 bini aşkın yetişkinin verileriyle yapılan yeni bir araştırma, gündüz saatlerinde daha parlak ışığa maruz kalan kişilerde demans riskinin daha düşük olduğunu ortaya koydu.

Demans riskine karşı gün ışığı uyarısı
Nefes Gazetesi
16

Gündüz saatlerinde parlak ışığa daha fazla maruz kalan kişilerde demans gelişme riskinin daha düşük olabileceği belirlendi. Büyük ölçekli yeni bir araştırmaya göre, gün içinde daha aydınlık ortamlarda bulunan kişiler, sonraki sekiz yıllık dönemde daha düşük demans riski taşıdı.

Demansın önlenmesine yönelik kanıtlanmış yöntemlerin sınırlı olması ve mevcut ilaçların hastalığın ilerleyişini yavaşlatmada sınırlı etki göstermesi nedeniyle çalışma dikkat çekti. Araştırma, günlük yaşamda değiştirilebilecek basit bir unsur olan gündüz ışığına maruz kalma süresinin, beyin sağlığı açısından önem taşıyabileceğini gösterdi.

87 BİNİ AŞKIN KİŞİ İNCELENDİ

Bulgular, İngiltere’de yürütülen uzun soluklu sağlık projesi U.K. Biobank kapsamında elde edilen verilerden hazırlandı. Araştırmada 87 bin 577 yetişkinin verisi analiz edildi.

Katılımcılar bir hafta boyunca bileklerine takılan cihazlarla izlendi. Bu cihazlar, dakika dakika hem hareket düzeyini hem de bileğe ulaşan ışık miktarını kaydetti.

Çalışmanın başında katılımcıların hiçbirinde demans yoktu. Katılımcıların yaş ortalaması yaklaşık 62’ydi ve çoğunluğunu kadınlar oluşturuyordu. Yaklaşık sekiz yıllık takip sürecinde 741 kişiye demans tanısı konuldu.

1000 LÜKS ÜZERİ IŞIKTA RİSK DAHA DÜŞÜK

Analizi Çin’deki Guangzhou Medical University’den Hongliang Feng yürüttü. Araştırmaya göre, gündüz ortalama ışık düzeyi 1000 lüksün üzerine çıkan kişilerde demans riski, daha loş ortamlarda bulunanlara kıyasla yaklaşık yüzde 16 daha düşük bulundu.

1000 lüks, açık havada bulutlu bir gündeki aydınlığa yakın bir seviye olarak kabul ediliyor. Daha uzun süre parlak ışıkta kalmak ise riskte biraz daha fazla düşüşle ilişkilendirildi.

Gece ışığına maruz kalmanın ise demans riskiyle açık bir bağlantısı saptanmadı.

42 DAKİKA EŞİĞİ DİKKAT ÇEKTİ

Araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri, parlak gündüz ışığına çok kısa süre maruz kalmanın bile güçlü bir gösterge olabilmesi oldu.

Günde yaklaşık 42 dakikadan daha az süreyle 5 bin lüksün üzerinde ışık alan kişilerde demans riski belirgin şekilde daha yüksek bulundu. 5 bin lüks, açık havada güneşli bir günde ulaşılabilen parlaklık düzeyi olarak tanımlanıyor.

Araştırmaya göre parlak gündüz ışığı eksikliği, obezite, ağır alkol kullanımı ve geçmiş kafa travması gibi bilinen bazı demans risk faktörlerinden daha güçlü bir belirleyici olarak öne çıktı.

Feng, “Gündüz ışığına maruz kalma, demans riski için yeni bir gösterge olabilir” değerlendirmesinde bulundu.

IŞIĞIN ETKİSİ VÜCUT SAATİYLE İLİŞKİLİ OLABİLİR

Araştırmacılara göre gündüz ışığının beyin sağlığıyla ilişkisi büyük ölçüde vücudun zamanlama sistemiyle bağlantılı olabilir.

Işık, vücudun yaklaşık 24 saatlik döngülerini yöneten sirkadiyen ritimler için en güçlü sinyal olarak biliniyor. Bu ritimler uyku, uyanıklık, dikkat ve beynin dinlenme sırasında yürüttüğü temizlenme süreçlerinde rol oynuyor.

Vücut saati bozulduğunda, gece boyunca gerçekleşen bu temizlenme süreçlerinin aksayabileceği belirtiliyor. Alzheimer ile ilişkilendirilen bazı proteinlerin birikiminde bu mekanizmanın etkili olabileceği değerlendiriliyor.

Çalışmada günlük dinlenme ve aktivite düzenleri ile beyin yapısındaki farklılıkların, ışık ve demans arasındaki ilişkinin yaklaşık üçte birini açıkladığı belirtildi.

VİTAMİN D ETKİSİ DAHA SINIRLI GÖRÜLDÜ

Güneş ışığı denince akla gelen ilk açıklamalardan biri D vitamini olsa da araştırmada bu etkinin daha sınırlı olduğu ifade edildi.

Daha önceki çalışmalarda düşük D vitamini düzeyleri demans riskiyle ilişkilendirilmişti. Ancak bu araştırmada D vitamini, ışık ve demans arasındaki bağlantının ana açıklayıcısı olarak öne çıkmadı.

Araştırmacılar, vücut saatine gönderilen zamanlama sinyalinin, D vitamini etkisine göre daha belirgin bir rol oynadığını değerlendirdi.

BAZI GRUPLARDA ETKİ DAHA GÜÇLÜ

Araştırmada parlak gündüz ışığıyla ilişkili koruyucu etkinin herkeste aynı düzeyde olmadığı görüldü.

Bu ilişkinin, Alzheimer riskini artıran APOE ε4 gen varyantını taşıyanlarda, gece kuşu olarak tanımlanan kişilerde ve karanlık sonrası fazla ışığa maruz kalanlarda daha güçlü olduğu belirlendi.

Bu gruplarda vücut saatinin zaten daha kolay bozulabildiği, bu nedenle gündüz parlak ışığın daha fazla önem taşıyabileceği değerlendirildi. Araştırmada bu kişilerde daha fazla gündüz ışığına maruz kalmanın demans riskinde yüzde 41’e varan düşüşle bağlantılı olduğu aktarıldı.

BASİT VE ULAŞILABİLİR BİR FAKTÖR

Çalışmanın dikkat çeken yönlerinden biri, gündüz ışığına maruz kalmanın düşük maliyetli ve birçok kişi için uygulanabilir bir unsur olması.

Sabah saatlerinde dışarı çıkmak, pencereye yakın oturmak ve iç mekânları daha aydınlık hale getirmek gibi adımların yan etkisiz ve kolay uygulanabilir yöntemler olduğu belirtiliyor.

NEDENSELLİK KANITLANMIŞ DEĞİL

Araştırma, parlak gündüz ışığı ile demans riski arasında güçlü bir ilişki ortaya koysa da bunun doğrudan neden-sonuç ilişkisi anlamına gelmediği vurgulandı.

Çalışmada katılımcılar belirli ışık koşullarına rastgele atanmadı; yalnızca günlük yaşamlarındaki ışık maruziyeti takip edildi. Ayrıca cihazlar ışığı bilek seviyesinden ölçtü; kişilerin gözlerine ulaşan gerçek ışık miktarı doğrudan ölçülmedi.

Buna rağmen araştırma, günlük parlak ışık düzeyinin demans riski açısından dikkate değer bir gösterge olabileceğini ortaya koydu.

GÜN IŞIĞI BEYİN SAĞLIĞI TARTIŞMASINA GİRDİ

Işık temelli uygulamalar, demans bakımında daha önce de denenmişti. Bu tür çalışmaların hastalarda uyku ve günlük ritimleri dengeleyebildiği, ancak bilişsel etkilerinin daha karışık sonuçlar verdiği biliniyor.

Sağlıklı kişilerde benzer bir yaklaşımın demansı geciktirip geciktiremeyeceği ise henüz yanıt bekleyen bir soru olarak duruyor.

Araştırmacılara göre ileride yapılacak çalışmalar bu bulguları doğrularsa, perdeyi açmak ya da gün ortasında kısa bir yürüyüş yapmak gibi gündelik alışkanlıklar, yaşlanan beyni korumaya yönelik basit adımlar arasında değerlendirilebilir.

Çalışma, General Psychiatry dergisinde yayımlandı.

Kaynağa Git

İlgili Haberler