ABD ordusu, Çarşamba günü gündüz vakti İran'a yönelik hava saldırılarına yeniden başladı. Washington, Tahran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki ticari deniz taşımacılığını tehdit etme kapasitesini sınırlamayı amaçlayan kampanyasını yoğunlaştırdığını açıkladı.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'na (CENTCOM) göre, Çarşamba sabahı İran hedeflerine yönelik 90 dakika süren yeni bir nokta atışı dalgası, sahil savunma sistemleri ile Büyük Tunb Adası'ndaki seyir füzesi depolama ve fırlatma tesislerini hedef aldı.
CENTCOM, saldırıların, stratejik su yolundan geçen ticari gemilere yönelik İran'ın saldırı kapasitesini daha da azaltmayı amaçladığını bildirdi.
Bu operasyon, Tahran'ın son dönemde Basra Körfezi'ndeki gemilere art arda düzenlediği saldırıların ardından, ABD'nin İran'a yönelik askeri kampanyasında yeni bir tırmanmaya işaret ediyor.
CENTCOM'a göre İran, geçen hafta içinde en az yedi ticari gemiyi vurdu.
Taktiklerde değişim
Çarşamba gecesi boyunca İran'ın çeşitli bölgeleri hava saldırıları ve bombardımanlarla hedef alındı; gün ağardığında operasyonların sona ereceği tahmin ediliyordu.
Ancak saldırıların sürmesi ve günün ortasında yeni bir saldırı dalgasının başlatılması, Washington'un aralıksız, uzun soluklu bir askeri kampanya yürütme niyetine işaret ediyor; böylece karşı tarafın toparlanma ve karşılık verme imkanını kısıtlarken İran'ın stratejik altyapısını da hızla aşındırıyor.
İranlı yetkililer, son ABD saldırılarının yeni can kayıplarına yol açtığını açıkladı.
İran ordusu, ülkenin güneydoğusundaki İranshahr kenti yakınlarındaki bir kışlaya düzenlenen füze saldırısında yedi askerin öldüğünü bildirdi.
İran Sağlık Bakanlığından bir yetkili, gece boyunca süren ABD hava saldırılarında üç kadın ve 18 yaşın altında altı kişi dahil olmak üzere 260'tan fazla kişinin yaralandığını belirtti.
Daha önce Sağlık Bakanlığı, altı İran kentini hedef alan ABD saldırılarında 17 kişinin hayatını kaybettiğini, 115'ten fazlasının da yaralandığını açıklamıştı.
İranlı yetkililer ayrıca, şubat ayında başlayan savaşın ilk saldırısından bu yana toplam 3 bin 514 kişinin öldüğünü iddia ediyor. Bu rakamın bağımsız kaynaklarca doğrulanması mümkün değil.
Tahran'dan daha sert karşılık çağrıları
Bu arada İran iç siyasetindeki söylem de sertleşti.
Mahmud Ahmedinejad döneminde dışişleri bakanlığı yapan ve şu anda milletvekili olan Manuçehr Muttaki, canlı yayımlanan bir televizyon programında, Tahran'ın bu üslere sadece füze saldırıları düzenlemekle yetinmek yerine, bölgedeki ABD askeri üslerini ele geçirmeyi ve askerleri esir almayı da gündemine alması gerektiğini savundu.
Muttaki'nin bu sözleri, ülkedeki şahin çevrelerin ABD'nin askeri operasyonlarına daha güçlü bir karşılık verilmesi yönündeki çağrılarının arttığı bir döneme denk geldi.
Ateşin yeniden karşılıklı açılmasının ardından Tahran'daki kamusal söylem de tırmandı; kentin İnkılab Meydanı'na (Enghelab) asılan yeni bir duvar resmi, ABD Başkanı Donald Trump'ı bir tabutun içinde tasvir ediyor.
Filistin Meydanı'ndaki bir başka bilbordda ise Farsça ve İbranice 'Kana kan' sloganı yer alıyor; yanında da Trump ve Netanyahu ailelerinin üyelerinin isimlerini taşıyan tabutların resimleri bulunuyor.
Bu görseller, 28 Şubat'ta, yani devam eden savaşın birinci günü kabul edilen tarihte Ayetullah Ali Hamaney'in ölümünün ardından gerçekleştirilen misillemenin sembolleri olarak, İran İslam Cumhuriyeti yetkilileri ve devlete bağlı medya tarafından yayınlanıyor.
İran, Hürmüz Boğazı'nın kapalı olduğu konusunda ısrarcı
Hürmüz Boğazı'nın geleceği çatışmanın merkezindeki konu olmaya devam ediyor.
İranlı yetkililer, boğazın hala kapalı olduğunu belirterek, izinsiz geçiş yapmaya çalışan her geminin sonuçlarıyla karşılaşacağı uyarısında bulundu.
Çarşamba günü ABD'nin İran limanlarına yönelik deniz ablukasını yeniden yürürlüğe koymasından birkaç saat sonra İran Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC), Washington 'saldırgan eylemlerine' son verene kadar Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalacağını açıkladı.
Aynı açıklamada IRGC, bölgedeki diğer petrol ihracat güzergahlarının da hedef haline gelebileceği uyarısında bulundu.
Açıklamada, 'Düşman şunu bilmelidir ki, deniz kuvvetleriyle küresel petrol ve gaz ihracatının Hint Okyanusu güzergahını kapatarak Amerika'nın ekonomik rakiplerinin çıkarlarını tehlikeye atan kendisidir; bu nedenle, ABD'nin ve müttefiklerinin çıkarlarına hizmet eden diğer petrol ve gaz ihracat yollarının da kapanmasını beklemelidir' denildi.
IRGC, hangi diğer güzergahlardan söz ettiğini belirtmedi.
Açıklama, 'Bu bölgeden petrol ve gaz ihracatı ya herkes için mümkün olacak ya da hiç kimse için olmayacak' ifadeleriyle son buldu.
Eski İranlı diplomat ve ekonomist Hüseyin Adeli, devlet televizyonu IRNA'ya yaptığı açıklamada, boğazdaki caydırıcılığın yalnızca gemi trafiğiyle ölçülmemesi gerektiğini belirtti.
Adeli'ye göre İran'ın bu su yolunu kontrolü üç ayağa dayanıyor: askeri kapasite, siyasi irade ve deniz trafiğinin yönetimi.
Caydırıcılığın özünün boğaz üzerindeki egemenliğin fiilen kullanılması olduğunu savunan Adeli, Tahran'ın hayati çıkarları tehdit edildiği takdirde su yolunun kapatılmasının bir seçenek olarak masada kalması gerektiğini de sözlerine ekledi.