Ana içeriğe geç

Yeni Zelanda'da çarpıcı anket: Çin algısı güçleniyor, ABD’ye güven azalıyor

Yeni Zelanda’da yayımlanan yeni bir kamuoyu araştırması, ülkede Çin’e yönelik olumlu algının arttığını, ABD’ye duyulan güvenin belirgin şekilde azaldığını ortaya koydu. Uzmanlar, ortaya çıkan tablonun geçici bir dalgalanmadan ziyade uzun vadeli bir eğilime işaret ettiğini değerlendiriyor.

Yeni Zelanda'da çarpıcı anket: Çin algısı güçleniyor, ABD’ye güven azalıyor
CGTN Türk
16

Asya Yeni Zelanda Vakfı’nın (Asia New Zealand Foundation) çarşamba günü yayımladığı “Asya ve Asya Halkları Algıları 2026” başlıklı yıllık araştırmaya göre, Yeni Zelandalıların Çin’i “dost ülke” olarak görme oranı son bir yılda yüzde 38’den yüzde 43’e yükseldi. Aynı dönemde ABD’ye yönelik olumlu algı ise sert biçimde gerileyerek yüzde 61’den yüzde 39’a düştü.

ABD daha fazla “Tehdit” olarak görülüyor

Araştırmada dikkat çeken bir diğer sonuç ise tehdit algısına ilişkin oldu. Katılımcıların yüzde 35’i ABD’yi tehdit olarak gördüğünü belirtirken, Çin’i tehdit olarak değerlendirenlerin oranı yaklaşık yüzde 23’te kaldı.

Yeni Zelanda kamu yayın kuruluşu RNZ’nin aktardığına göre, raporun özetinde “Daha zorlu bir dünyada Yeni Zelandalılar dost arıyor” ifadelerine yer verildi.

Ocak ve şubat aylarında 2 bin 300 kişiyle gerçekleştirilen araştırma, bu yıl 29’uncu kez düzenlendi.

“Asya ile ilişkiler refah ve güvenlik için kritik”

Anket sonuçlarına göre, Yeni Zelanda halkının yüzde 81’i Asya ülkeleriyle ilişkilerin geliştirilmesini önemli görüyor.

Vakfın CEO’su Suzannah Jessep, Reuters’a yaptığı değerlendirmede, “Refah, dayanıklılık ve güvenliğin Asya genelindeki ilişkilerimizin derinliğine ve kalitesine bağlı olduğuna dair farkındalık giderek artıyor” dedi.

“Yeni Zelanda Çin’i daha objektif görüyor”

Doğu Çin Normal Üniversitesi Asya-Pasifik Çalışmaları Merkezi Direktörü Chen Hong da sonuçları değerlendirerek, iki ülke arasındaki güçlü ekonomik ve toplumsal ilişkilerin Çin’e yönelik algıyı olumlu etkilediğini söyledi.

Chen, Global Times’a yaptığı açıklamada, “Bazı Batılı medya kuruluşları ve siyasetçilerin olumsuz söylemlerine rağmen Yeni Zelanda toplumu Çin’i daha objektif değerlendirebiliyor” ifadelerini kullandı.

Yeni Zelanda’nın diğer Batılı ülkelere kıyasla daha bağımsız ve pragmatik bir dış politika izlediğini belirten Chen, bunun kamuoyundaki Çin algısına da yansıdığını kaydetti.

Çin, Yeni Zelanda’nın en büyük ticaret ortağı

Çin Dışişleri Bakanlığı verilerine göre Çin, Yeni Zelanda’nın en büyük ticaret ortağı konumunda bulunuyor. Çin aynı zamanda ülkenin en büyük ihracat pazarı ve ithalat kaynağı olmayı sürdürüyor.

Bunun yanı sıra Çin, Yeni Zelanda’daki en büyük uluslararası öğrenci kaynağı olarak öne çıkıyor.

Pekin yönetimi, 1 Temmuz 2024 itibarıyla Yeni Zelanda vatandaşları için geçici vize muafiyeti uygulamasını devreye sokmuş, söz konusu uygulamanın süresini 2026 sonuna kadar uzatmıştı.

Benzer eğilim Avustralya’da da görülüyor

Yeni Zelanda’daki araştırmadan yaklaşık bir ay önce Avustralya’da yayımlanan benzer bir kamuoyu araştırması da dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu.

Canberra merkezli düşünce kuruluşu Avustralya Enstitüsü’nün 7 Mayıs’ta yayımladığı ankete göre, Avustralyalıların yüzde 59’u ülkenin çıkarlarının ABD ile daha yakın bir ittifaktan ziyade bağımsız bir dış politika ile daha iyi korunacağı görüşünü savunuyor.

Araştırmaya katılanların yalnızca yüzde 13’ü ABD’yi “çok güvenilir” bir güvenlik müttefiki olarak gördüğünü ifade etti.

Avustralya Enstitüsü Uluslararası ve Güvenlik İşleri Programı Direktörü Dr. Emma Shortis, sonuçların Avustralyalıların ABD’ye bakışında “büyük bir değişime” işaret ettiğini söyledi.

“Asya-Pasifik’te istikrar arayışı öne çıkıyor”

Chen Hong’a göre, ABD’nin savaşlar, yaptırımlar ve gümrük tarifeleri gibi politikaları yalnızca rakiplerini değil, uzun süredir birlikte hareket ettiği müttefiklerini de rahatsız ediyor.

Chen, Avrupa ve Asya-Pasifik’te birçok ülkenin Washington’ın uluslararası düzeni desteklemekten çok zayıflattığını düşündüğünü savundu.

Chen Hong, Yeni Zelanda ve Avustralya’daki kamuoyu değişiminin geçici olmadığını belirterek, “Kargaşa ve belirsizliklerin arttığı bir dünyada istikrar ve kalkınma Asya-Pasifik ülkelerinin ortak beklentisi haline geldi. Çin de bölgesel barışın korunması ve ekonomik büyümenin sürdürülmesinde kilit rol oynuyor” değerlendirmesinde bulundu.

Kaynağa Git

İlgili Haberler