ABD’nin Lübnan’a kara birlikleri konuşlandırmayı planladığı iddia edildi. Washington Post’a göre amaç, Hizbullah’ın silahsızlandırılmasına yardımcı olmak ve Beyrut-Tel Aviv anlaşmasını denetlemek. Gazeteye konuşan Amerikalı bir yetkili şu ayrıntıları verdi:
“ABD hem Lübnan Ordusu’nun hem de İsrail Ordusu’nun eylemlerini izlemede doğrudan rol oynayacak. Her iki tarafa da kara unsurları konuşlandırılacak. Tabiri caizse hakemlik yapacağız. Siyasi liderliğimiz, hangi tarafa ne kadar baskı gerekiyorsa onu uygulayacak.”
Haberde ayrıca ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) Başkanı Amiral Brad Cooper’ın doğrudan rol üstlenmeyeceği, ancak CENTCOM yetkililerinin her türlü ihlali Trump yönetimine rapor edeceği ve ardından yönetimin devreye gireceği belirtildi.
Cooper bu hafta hem İsrail hem de Lübnan’ı ziyaret etti. ABD’li amiral, Beyrut’ta Cumhurbaşkanı ve Genelkurmay Başkanı ile bir araya gelerek İsrail-Lübnan anlaşmasının uygulama yollarını görüştü.
BEYRUT KIŞLASI SALDIRISI
Lübnan’daki son büyük Amerikan askeri konuşlandırması, 1983’te Beyrut Kışlası’na düzenlenen bombalı saldırılardan bir yıl sonra noktalanmıştı. Saldırıda 241 Amerikan askeri ve 58 Fransız paraşütçü ölmüştü. Bu olay, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana ABD Ordusu’nun tek bir günde verdiği en büyük kayıp olarak kayıtlara geçti.
MUTABAKAT SABOTAJI
Eğer hayata geçirilirse Lübnan’a asker konuşlandırma hamlesi, ABD ile İran arasında varılan İslamabad Mutabakatı’nın imzacılarından biri tarafından açıkça sabote edilmesi anlamına gelecek. Mutabakatın 1. maddesi Lübnan dahil tüm cephelerde savaşın sona ermesini öngörüyor.
İsviçre’de yapılan görüşmelerde ayrıca ABD ve İran, Lübnan’ı da kapsayan ateşkesi izleme komitesi kurulması konusunda anlaşmıştı. Bu başlık, Tahran’a Lübnan dosyasında doğrudan söz hakkı tanımış ve Tel Aviv’den büyük tepki görmüştü.
‘AMAÇLARI İÇ SAVAŞ ÇIKARMAK’
Hizbullah, işgal güçlerinin Lübnan’da kalmasını meşrulaştıran Tel Aviv-Beyrut anlaşmasını “ihanet” olarak görüyoryor, tam çekilme sağlanana kadar direnişin süreceğini vurguluyor ve “iç savaş” uyarısı yapıyor. Benzer bir vurgu salı akşamı Lübnan’ın güçlü Meclis Başkanı Nebih Berri’nin pozisyonunu yineleyen Hizbullah milletvekili İbrahim Hamade’den de geldi:
“Bu anlaşmanın tek amacı, Lübnanlılar arasında bir iç savaş çıkarmak ve İsrail’e hizmet etmektir.”
Nebih Berri, pazartesi günü yaptığı açıklamada, “Bu anlaşma Lübnan’ın haklarını korumayan, dikte edilmiş bir anlaşmadır. Kabul edilmeyecek, Meclis’ten geçemeyecek ve mevcut haliyle uygulanmayacak.” demişti.
Anlaşma gereği İsrail sözde “güvenlik bölgesi”ni Hizbullah tamamen silahsızlandırılana kadar terk etmeyecek, Lübnanlıların evlerine dönmesine izin vermeyecek ve işgal güçlerine yönelik her türlü saldırıyı ateşkes ihlali sayacak.
Hizbullah bu şartları “ilhak” girişimi olarak değerlendiriyor ve vatanı savunacağını vurguluyor.
NETANYAHU İŞGAL BÖLGESİNDE
Şartlar bu biçimde şekillenirken İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu salı günü Lübnan’daki “güvenlik bölgesi”ne girdi. Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkan Yardımcısı’nı da yanına alan Netanyahu işgal güçlerine şöyle seslendi:
“Güvenliğinize yönelik tehdit tespit ederseniz harekete geçin. Beklemeyin. Bu kesin bir emirdir. İran’a ve Hizbullah’a şunu söylüyoruz: Buradan ayrılın. Burada bulunmaya hakkınız yok. Tehdit ortadan kalkana kadar Lübnan’ın güneyini terk etmeyeceğiz. Hizbullah burada silahlı olarak bizi tehdit etmeye devam ettiği sürece biz de burada kalacağız.”
GELECEĞİN AYNASI
Netanyahu, Lübnan’ın güneyinin neredeyse tamamını temsil eden Hizbullah’a “burada bulunmaya hakkınız yok” diyedursun, “hakkı olan işgalci İsrail” mart ayından bu yana Lübnan’da 4 bin 200’den fazla insanın ölümüne, 12 binden fazlasının yaralanmasına ve bir milyondan fazla kişinin yerinden edilmesine neden oldu.
Lübnan makamları güneyde 25 milyar dolarlık hasar rapor ederek İsrail’i resmen “ekokırım” (çevreyıkım) işlemekle suçladı.
New York Times, İsrail Ordusu’nun Lübnan’ın güneyinde nüfusun yoğun olduğu bölgelerde defalarca beyaz fosfor kullandığını kapsamlı görsel belgelerle ortaya koydu.