Ana içeriğe geç

SSB Başkanı Görgün: Ankara'daki NATO Zirvesi, savunma sanayisi iş birliği açısından önemli

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii (SSB) Başkanı Haluk Görgün, Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi'nin Türkiye için sadece siyasi ve askeri açıdan değil, savunma sanayisi iş birliği açısından da önemli bir etkinlik olacağını ifade etti.

SSB Başkanı Görgün: Ankara'daki NATO Zirvesi, savunma sanayisi iş birliği açısından önemli
TRT Haber
16

Görgün, Polonya merkezli yayın organı Defence24'e yaptığı açıklamada, Türk savunma sanayisinin son 20 yılda büyük bir dönüşüm geçirdiğini aktararak büyük ölçüde dış tedarike bağımlı olunan bir dönemden, şirketlerin farklı operasyonel alanlarda gelişmiş sistemleri tasarlayabildiği, geliştirebildiği, üretebildiği, modernize edebildiği, sürdürebildiği ve ihraç edebildiği bir döneme geçildiğini belirtti.

Bugünkü önceliklerinin bu dönüşümü sürdürülebilir bir şekilde pekiştirmek olduğunu belirten Görgün, "Bizim için teknolojik bağımsızlık bir slogan değil, stratejik bir gerekliliktir. Bu, kritik teknolojileri güvence altına almak, tedarik zincirlerimizi güçlendirmek, kendi mühendislik yeteneklerimizi geliştirmek ve güvenlik güçlerimizin ihtiyaç duydukları her an güvenilir sistemlere erişebilmelerini sağlamak anlamına geliyor." değerlendirmesinde bulundu.

Görgün, Türkiye'nin, NATO'nun caydırıcılık ve savunma duruşuna daha etkin bir şekilde katkıda bulunmayı, dost ve müttefik ülkelerle uzun vadeli ortaklıklar geliştirmeyi amaçladığını aktararak, şunları kaydetti:

"İhracatta başarıyı sadece rakamlarda görmüyoruz. Elbette ihracat büyümesi, sanayimizin sürdürülebilirliği ve ölçeği için önemlidir ancak gerçek amacımız, güvene dayalı, uzun vadeli ve karşılıklı yarar sağlayan iş birliği modelleri oluşturmaktır. Türk savunma ürünlerinin ve teknolojilerinin caydırıcılığa, meşru güvenlik ihtiyaçlarına, bölgesel istikrara ve barışa hizmet etmesini istiyoruz."

"Entegre çözümler sunabiliyoruz"

Türkiye'nin geniş ve son derece yetenekli bir savunma sanayisi ekosistemi geliştirdiğini vurgulayan Görgün, "Bugün, ulusal ve yerli yeteneklerimizle savunma sanayisi yelpazesinin neredeyse her ana kategorisini üretme, bakımını yapma ve sürdürme konusunda endüstriyel derinliğe ve insan sermayesine sahibiz. Bunlar arasında deniz platformları, kara araçları, insanlı ve insansız hava sistemleri, elektronik harp sistemleri, radar teknolojileri, hassas güdümlü mühimmat, füze sistemleri, hava savunma sistemleri, komuta ve kontrol çözümleri, siber güvenlik yetenekleri, simülasyon ve eğitim sistemleri ile bakım-modernizasyon hizmetleri yer alıyor." ifadesini kullandı.

Görgün, Türkiye'nin gücünün çeşitlilikte yattığını belirterek sadece tek tek ekipman parçaları değil, entegre çözümler sunabildiklerini kaydetti.

İhracat yaklaşımlarının da ortaklık odaklı olduğunu aktaran Görgün, "Sadece bir tedarikçi olarak görülmek istemiyoruz. Eğitim, bakım, modernizasyon, yerel kapasite geliştirme ve koşullar uygun olduğunda ortak üretim ve teknoloji iş birliğini destekleyebilecek stratejik bir ortak olarak görülmek istiyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Görgün, ileriki dönemde, insanlı ve insansız sistemlerin giderek daha fazla birlikte çalışacağını ve karmaşık operasyonel ortamlarda birbirlerini tamamlayacağını ifade etti.

Türkiye'nin insansız sistemlerinin krizleri tırmandırmak için geliştirilmediğini belirten Görgün, saldırganlığı maliyetli, etkisiz ve sürdürülemez hale getirerek önlemek için bu sistemlerin geliştirildiğini vurguladı.

Görgün, Türk savunma sanayisinin bir sonraki aşamasını şekillendirecek çeşitli stratejik programlar bulunduğunu belirterek, "Bunlar arasında KAAN, KIZILELMA, ANKA III, TB3 ve katmanlı hava savunma sistemlerimiz özellikle önemlidir. Tüm bu programların ortak özelliği izole projeler olmamalarıdır. Bir ekosistem oluştururlar ve bu ekosistem olgunlaştıkça, Türkiye'nin ihracat yetenekleri daha kapsamlı, daha entegre ve daha stratejik hale gelecektir." ifadesini kullandı.

"Türkiye, NATO'nun savunma sanayi ekosisteminde daha fazla sorumluluk almaya hazır"

Haluk Görgün, "Ankara'daki NATO Zirvesi, Türkiye için sadece siyasi ve askeri açıdan değil, savunma sanayisi iş birliği açısından da önemli bir etkinlik olacaktır. Türkiye, güçlü bir sanayi tabanına, geniş bir mühendislik ekosistemine ve kara, deniz, hava, uzay, siber ve elektronik harp alanlarında büyüyen yeteneklere sahip bir NATO müttefikidir. Mevcut güvenlik ortamı, daha güçlü tedarik zincirleri, daha hızlı inovasyon döngüleri, daha fazla birlikte çalışabilirlik ve daha dengeli yük paylaşımı gerektirmektedir. Türkiye tüm bu alanlara katkıda bulunabilir." değerlendirmesinde bulundu.

Türk şirketlerinin, insansız sistemler, hava savunması, komuta ve kontrol, güvenli iletişim, elektronik harp, deniz sistemleri, siber dayanıklılık ve gelişmekte olan teknolojilerde NATO'nun yetenek ihtiyaçlarını destekleyebileceğini anlatan Görgün, şu ifadeleri kullandı:

"Türkiye hem Avrupa Birliği'ne hem de NATO'ya sadece askeri yetenekleriyle değil, aynı zamanda gelişmiş savunma teknolojileri, sanayi kapasitesi ve operasyonel olarak kanıtlanmış sistemleriyle de katkıda bulunmaktadır. NATO içinde inovasyon iş birliğine de önem veriyoruz. Gelecekteki güvenlik sorunları sadece geleneksel tedarik modelleriyle çözülemez. Silahlı kuvvetleri, sanayiyi, araştırma merkezlerini, üniversiteleri ve girişimleri daha dinamik bir şekilde bir araya getirmemiz gerekiyor. Türkiye, NATO'nun savunma sanayi ekosisteminde daha fazla sorumluluk almaya hazır. Müttefiklerimize mesajımız açık, daha güçlü bir Türk savunma sanayisi, daha güçlü bir ittifak demektir."

Kaynağa Git

İlgili Haberler