Ana içeriğe geç

İki Libya, tek Türkiye

Bir iş seyahati nedeniyle bu hafta Trablus’taydım. Döndüğümde aklımda en çok kalan şey, Türkiye’nin Libya’daki etkisinin ülkemizde yeterince bilinmediği oldu. Daha havaalanında bunu hissetmeye başladım.

İki Libya, tek Türkiye
Aydınlık
16

Birçok ülkeden yolcuyla pasaport sırasında beklerken Türk pasaportumu gören bir polis beni sıradan alıp öne geçirdi. Türk vatandaşlarına duyulan saygı ve yakınlık gerçekten dikkat çekiciydi.

UZLAŞI ARAYAN EN ETKİLİ AKTÖR

Ben Trablus’tayken kaldığım otelde Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın’ın heyeti de bulunuyordu. Bir gün önce Bingazi’de Saddam Hafter ile görüşen Kalın, ardından Trablus’ta Başbakan Abdülhamid Dibeybe ile bir araya gelmişti.

Edindiğim izlenim, Türkiye’nin Doğu ve Batı Libya arasında kalıcı bir uzlaşı zemini oluşturmaya çalışan en etkili aktör olduğu yönünde. Bölünmüş değil, tek bir Libya fikrini her iki tarafa da anlatabilen belki de tek ülke Türkiye.

MİLİSLER VE KIRILGAN GÜVENLİK YAPISI

Bununla birlikte Trablus’un Bingazi’ye kıyasla daha kırılgan bir güvenlik yapısına sahip olduğu da açıkça görülüyor. Kentte birçok bölgenin güvenliği farklı milis gruplarının elinde. Konuştuğum hemen herkes aynı soruna işaret etti: Milislerin tasfiye edilmesi ve güvenliğin yalnızca devlet kurumları tarafından sağlanması.

Şehrin dışına çıkıldığında güvenlik hâlâ tam anlamıyla tesis edilmiş değil. Devlet otoritesinin önündeki en büyük engellerden biri de milis yapıları.

Bankacılık sisteminin yaptırımlar nedeniyle yaşadığı sıkıntılar da ekonomik hayatı doğrudan etkiliyor.

EKONOMİDE TÜRK ETKİSİ

Ekonomik alanda ise bambaşka bir tablo var. Trablus’ta çok sayıda Türk restoranı, kafe, mobilya ve tekstil markasıyla karşılaştım. Türk inşaat firmalarının faaliyetleri giderek artıyor. Aslında bu daha başlangıç gibi görünüyor. Çünkü Libya’nın altyapı ihtiyacı çok büyük.

Eğer ülkenin siyasi bütünlüğünü güçlendirecek süreç başarıya ulaşırsa, yeniden imar döneminin en önemli aktörlerinden birinin Türk şirketleri olacağı şimdiden hissediliyor.

Bu durum yalnızca inşaat sektörüyle sınırlı değil. Türk savunma sanayi şirketleri de sahada görünür durumda. Trablus’ta karşılaştığım Türklerin bir kısmı ASELSAN gibi savunma sanayi kuruluşlarında görev yapıyordu. Gördüğüm kadarıyla Türkiye, yalnızca diplomatik değil, güvenlik alanında da Libya’nın en önemli destekçilerinden biri hâline gelmiş durumda.

Geçen yıl Bingazi’ye yaptığım ziyarette de benzer bir tabloyla karşılaşmıştım. O dönemde Türk müteahhitlerin yoğunluğu dikkatimi çekmişti. Türkiye ile Hafter cephesi arasındaki eski gerginlik büyük ölçüde geride kalmış görünüyordu. Tosyalı’nın Bingazi’de gerçekleştirdiği milyar dolarlık yatırım da bunun en somut örneklerinden biriydi.

Trablus ve Bingazi’de kendi gözlerimle gördüğüm tablo bana şunu gösterdi: Türkiye artık Libya’daki iki tarafın da konuşabildiği, güven duyduğu ve çözüm üretmesini beklediği bir ülke konumunda.

Bu etkinliğin Türkiye’de yeterince farkında olunduğunu düşünmüyorum. Ben Trablus’tan yalnızca yeni izlenimlerle değil, ülkem adına büyük bir gurur duygusuyla döndüm.

Kaynağa Git

İlgili Haberler