Ana içeriğe geç

Eğitim İş Ağrı'dan Irmak Ayşe Koparan için seslendi: İhmali olan herkes yargılanmalı

Ağrı İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde açıklama yapan Eğitim-İş, Irmak Ayşe Koparan’ın ölümünün, göz göre göre gelen, bağıra bağıra işlenen sistematik bir cinayet olduğunu vurgulayarak “İhmali olan herkes yargılanmalı” dedi.

Eğitim İş Ağrı'dan Irmak Ayşe Koparan için seslendi: İhmali olan herkes yargılanmalı
Evrensel
16

Ağrı - Eğitim-İş, yaşamını yitiren öğretmen Irmak Ayşe Koparan’ın ardından Ağrı İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde açıklama yaptı. Açıklamada konuşan Yeliz Toy, “Sözleşmeli öğretmenlik modeliyle getirdiğiniz güvencesizlik öğretmenleri yandaş sendikanın ve idarecilerin karşısında savunmasız, çaresiz ve yalnız bırakıyor. Öğretmenliği yoksulluğa, güvencesizliğe ve ölüme mahkûm eden bu düzenin değişmesi için daha kaç meslektaşımızın hayattan kopması gerekiyor?” dedi.

Ağrı’nın Hamur ilçesinde görev yaptığı sırada yaşamını yitiren ana sınıfı öğretmeni Irmak Ayşe Koparan bugün İzmir’de son yolculuğuna uğurlanırken, öğretmeni mobbinge maruz bıraktığı iddialarıyla gündeme gelen okul müdürü Melahat İleri görevden uzaklaştırılmıştı. Koparan’ın ölümündeki iddiaların ardında Eğitim İş Sendikası bugün Ağrı İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde bir basın açıklaması gerçekleştirdi.

Açıklamadan önce Koparan’ın çalıştığı okula gittiklerini ifade eden Eğitim-İş Genel Özlük-Hukuk ve TİS Sekreteri Yeliz Toy, okulda derslerin devam ettiğini ve Ali isimli öğretmenin 4 gündür hem arkadaşını kaybetmenin derin acısını yaşayamadan hem de dinlenemeden çalışmaya devam ettiğini söyledi.

"Irmak öğretmenin okulunda eğitim devam ediyor"

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile il ve ilçe milli eğitim müdürlerine seslenen Toy, “Öğretmeni çaresizliğe sürüklediğiniz o okula neden gitmediniz? Irmak öğretmenin öğrencileri bugün okulda. Sınıfı açık, tahtasına yazdığı yazı hâlâ duruyor. Çocuklara verecek cevabımız yok. Mesai arkadaşına söyleyecek sözümüz yok. O lojman tanınamayacak halde ve diğer mesai arkadaşı ana sınıfında yatıp kalkıyor.” dedi.

“2026 yılının Türkiye’sinde öğretmene, eğitim emekçisine reva görülen düzen bu mudur?” diye soran Toy, “Basın, Yusuf Tekin’e Irmak öğretmenle ilgili görüşlerini sormak istediğinde ne yazık ki pişkince gülüyor. Kahramanmaraş’ta, İstanbul’da, Şanlıurfa’da bu yıl çok sayıda öğretmenimizi kaybettik. Bunun münferit bir olay olarak kapatılmasına izin vermeyeceğiz. Eğitim İş varsa mücadele vardır.” ifadelerini kullandı.

“Göz göre göre gelen sistematik bir cinayet”

Ağrı’ya yalnızca yas tutmak ve başsağlığı dilemek için gelmediklerini, Koparan’ı ölüme sürükleyen, hayattan koparan bozuk düzeni teşhir etmeye ve hesap sormaya geldiklerini belirten Toy, sözlerini şöyle sürdürdü: “Mesleğinin ve ömrünün baharındaki bir öğretmenimizin aramızdan koparılışı bireysel bir olay değildir. Kaza ya da kader hiç değildir. Bu, göz göre göre gelen, bağıra bağıra işlenen sistematik bir cinayettir. İktidarın liyakatsiz kadroları bu acı olayın üzerini ‘münferit bir intihar’ diyerek örtmek isteyebilir. Ancak biz gerçeği biliyoruz. Kamuoyu da şunu çok iyi bilmelidir ki Irmak öğretmen sessizce gitmemiştir. Bu kokuşmuş düzene karşı mücadele vererek aramızdan ayrılmıştır. Her kapıyı çalmış, her merciye başvurmuş, yaşadığı sorunları resmi makamlara defalarca bildirmiş ancak her seferinde çığlıklarına kulak tıkanmıştır.

“Öğretmenin üyesi olduğu yandaş sendika sessizliğin ortağıdır”

Bugün burada sorulması gereken birçok soru vardır. Öncelikle arkamızdaki binada bulunan yetkililere soralım. Okul müdürünün uyguladığı fiziksel şiddete karşı resmi dilekçe verilmesine rağmen neden kılınızı kıpırdatmadınız? Gencecik bir kadın öğretmen feryat ederken Ağrı İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri ile Milli Eğitim Bakanlığı bu süreçte neden gözlerini yumdu, kulaklarını tıkadı? Bu sessizlik şiddete ortak olmaktır. Sadece bürokrasi değil, öğretmenimizin üyesi olduğu yandaş sendika da bu sessizliğin ortağıdır. Kendi üyesine sahip çıkmayan, iktidar yanlısı tutum uğruna öğretmenlerin yaşadığı şiddeti görmezden gelen, öğretmeni idarecilerin insafına terk eden bu sendika da yaşanan yalnızlığın sorumlularındandır. Öğretmenimizi ölüme sürükleyen süreç, tek bir liyakatsiz müdürün şahsi zorbalığından ibaret görülse de tepeden tırnağa örülen sistematik şiddet görünmez kalacaktır. Bugün eğitim emekçileri yalnızca eğitim sistemini kuşatan gerici ve piyasacı politikalarla değil, aynı zamanda ekonomik ve psikolojik şiddete karşı yaşam mücadelesi veriyor. Bu ekonomik şiddettir. Kendi öğretmenine görev yaptığı yerde barınma hakkı sağlayamayan, ulaşım güvencesi sunamayan devlet öğretmenini ekonomik baskıyla baş başa bırakmıştır. Evet bu şiddet ekonomik şiddettir. Kendi öğretmenine görev yaptığı yerde barınma hakkı sağlayamayan, ulaşım güvencesi sunamayan devlet öğretmenini ekonomik şiddetle baş başa bırakmıştır. Bu bir psikolojik şiddettir. Makamlarını bir güç aparatı gibi kullanan, gencecik öğretmenleri emir eri gibi gören bu liyakatsiz zihniyet öğretmenlere psikolojik şiddet uygulamaktadır. Bu bürokratik bir şiddettir. Öğretmenin feryadına rağmen tayin ve görevlendirme taleplerini keyfi olarak engelleyen ama meslektaşına mobbing ve fiziksel şiddet uygulayan müdüre kalkan olan, cezasızlık politikalarıyla kurbanları sindirip failleri cesaretlendiren sistem öğretmene bürokratik şiddet uygulamaktadır. Sayın Bakan’a soralım. Sözleşmeli öğretmenlik modeliyle getirdiğiniz güvencesizlik öğretmenleri yandaş sendikanın ve idarecilerin karşısında savunmasız, çaresiz ve yalnız bırakıyor. Öğretmenliği yoksulluğa, güvencesizliğe ve ölüme mahkûm eden bu düzenin değişmesi için daha kaç meslektaşımızın hayattan kopması gerekiyor? Sorumluluk sadece yerel yönetimde değildir. Bu liyakatsiz sistemi kuran, mobbingi, baskıyı ve cezasızlığı kural haline getiren, denetim mekanizmalarını yok eden Milli Eğitim Bakanlığı bugün okullarda yaşanan her türlü olayın doğrudan sorumlusudur.

“İhmali olan herkes görevden uzaklaştırılmalı”

Okul yönetiminden ilçe müdürlüklerine kadar bu süreçte sorumluluğu ve ihmali olan herkesin derhal görevden uzaklaştırılmasını ve adil bir şekilde yargılanmanması talep edilen açıklamada; “Öğretmeni savunmasız ve çaresiz bırakan sözleşmeli öğretmenlik gibi tüm güvencesiz çalışma modellerine derhal son verilmelidir. Taşrada görev yapan eğitim emekçilerine barınma ve ulaşım imkânı devlet eliyle ücretsiz ve güvenceli olarak sağlanmalıdır. Evet, Irmak öğretmenimizin davası göstermelik birkaç idari soruşturmayla kapatılmaya çalışılacak, izin vermeyeceğiz. Adli ve idari süreçlerin şeffaf şekilde yürütülmesini ve öğretmenimizi ölüme sürükleyen tüm aktörleri kapsayacak şekilde işletilmesini talep ediyoruz. Yüreğimizdeki sızıyı öfkeye, öfkemizi de örgütlü mücadeleye dönüştürüyoruz. Ve Irmak öğretmenimize Ağrı’dan sözümüzdür; seni o çaresizliğe itenlerin, çığlıklarına kulak tıkayanların, yaşarken yalnız bırakanların yakasını bırakmayacağız. Irmak Koparan’ın hesabı sorulana kadar bu davanın peşini bırakmayacağımızı tüm kamuoyuna ilan ederiz” denildi.

Kaynağa Git

İlgili Haberler