Ana içeriğe geç

Hoşça kal Dilvin: Keşke son haberin bu olmasaydı

Savaştan kaçıp geldiği yabancı bir ülkede önce içine kapanmış, sonra bir tekstil atölyesinde çalışmaya başlamış. Ardından hayatını değiştirmek için resim yapmaya başlamış. Sonraki yıllarda Dilvin, Evrensel'in bir parçası olmuştu.

Hoşça kal Dilvin: Keşke son haberin bu olmasaydı
Evrensel
16

Genç insanların ardından yazı yazmak zordur. Özellikle de yarım kalan cümleleri ve gerçekleşmeyen hayalleri anlatacaksanız…

Dilvin'le 2021 yılında sıcak bir Haziran ayında tanıştım. 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü öncesiydi. Seyhan Belediyesi Kadın Dayanışma Merkezi'ne “güçlenme hikayesi” aradığımı söylemiştim. Bana genç bir Suriyeli ressamdan bahsettiler. “Onun hikayesini dinlemelisin” dediler. O tarihte gazetede stajyer olan Tuğba Eroğlu ile birlikte oraya gittik. Tuvalinin başında küçük yapılı, ilk bakışta oldukça çekingen bir genç kadın duruyordu. Ama konuştukça savaşın, göçün ve yalnızlığın içinden geçmiş bambaşka bir insanla karşılaştık.

“Ve sonra kendimi ressam olarak hayal ettim”

Savaştan kaçıp geldiği yabancı bir ülkede önce içine kapanmış, sonra bir tekstil atölyesinde çalışmaya başlamış. 4 yıl çalıştıktan sonra hayatını değiştirmeye dair ikinci bir adım daha atarak hobisi olan resim yeteneğini geliştirmek için Kadın Dayanışma Merkezi’ne kayıt yaptırmıştı. Biz tanıdığımızda orda aldığı resim eğitimiyle kendini yeniden kuruyordu. Türkiye’de evden dışarı çıkmaya cesaret edemediği yılların ardından “Ve sonra kendimi ressam olarak hayal ettim” diyerek hayatını değiştirmeye karar vermişti.

Evrensel’in bir parçası oldu

O gün yaptığımız röportaj bir dostluğun başlangıcı oldu. Sonraki yıllarda Dilvin, Evrensel'in sadece röportaj verdiği biri olmadı. Evrensel ailesinin bir parçası oldu. Gazetenin dayanışma gecelerinde resimlerini sergiledi. 2022 yılında İnsan Hakları Derneği ile düzenlediğimiz Göçmenler Günü etkinliğinde yine dayanışma gösterdi ve resimlerini ve arkadaşlarını etkinliğe taşıdı.

İHD ile tanıştı, üyesi oldu, faaliyetlerinde yer aldı. Mültecilerle ilgili yaptığımız haberlerde çoğu zaman ilk aradığımız kişilerden biri oldu. Bazen Kürtçe ve Arapça konuşmaları çevirdi, bazen bizi başka mülteci ailelerle buluşturdu, bazen de kendi hikayesini yeniden anlattı. Çünkü biliyordu, görünmeyen insanların sorunları da görünmüyordu.

Sıkıntılarla dolu bir coğrafyada kendini sanatla ifade ederek daha güçlü hissettiğini anlattığı röportajında “Ben bir mülteciyim ve benim gibi olan binlerce insan var. Sorunlarımız ortak, yaşadıklarımız ortak. Ben bu yaşadıklarımı resme aktarmak istedim. Umarım insanların bizi anlamasına vesile olur” demişti.

Aynı bakış açısıyla onun sayesinde birçok mültecinin, özellikle kadın mültecinin sesi sayfalarımıza ulaştı. Sadece kendi hayatını anlatmadı. Başkalarının hayatlarını da görünür kıldı. Bu yüzden Dilvin, zamanla haberlerimizin konusu olmaktan çıktı; haberlerimizi birlikte yaptığımız arkadaşlarımızdan biri oldu. Geçtiğimiz aylarda Evrensel Gazetesi ile Adanalı sanatçıların birlikte düzenlediği "Sanatla 1 Mayıs'a" sergisinde de yine yanımızdaydı. Çocuk işçiliğini ve iş cinayetlerini anlatan eserleriyle sergiye katkı sundu. Çizdiği kadınlar gibi, emeği de mücadeleden yanaydı.

Omuzlarına yüklenen taşları kaldırmaya çalıştı

Dilvin'in hayatı savaş yüzünden yarım kalmıştı. Suriye'de okumak istiyordu. Ama savaş buna izin vermedi. Türkiye'ye geldiğinde yeniden başladı. Tekstil atölyelerinde çalıştı. Resim yapmaktan ise hiç vazgeçmedi. 2021'de ikinci röportajımızda çizdiği bir resmi anlatırken hayatın yükünü taş gibi omuzlarına yüklenmiş kadınlar için "Kadınlar omuzlarındaki taşları parçalayabilir" demişti. O cümle bugün dönüp baktığımda aslında kendisini anlatıyormuş. Çünkü o da omuzlarına yüklenen bütün taşları tek tek kaldırmaya çalışıyordu.

Avrupa’ya gitmeyi kendine hedef olarak koyan Dilvin’in ailesi Suriye’ye dönmeye karar vermiş, ancak kendisi dönmek istemiyordu. Suriye'ye dönerse yeniden eve kapanacağını düşünüyordu. Resim yapamayacağını biliyordu. Çizdiği güçlü kadınların hikayelerine ihanet etmek istemiyordu. Bu yüzden ailesinin karşısında durdu. Belki de hayatındaki en zor mücadele buydu.

AB’nin iltica duvarları ve yarım kalan yolculuk

Dilvin'in gözleriyle ilgili ciddi sorunları vardı. Bu durum onu en çok korkutan şeydi. Bir ressam için renklerini kaybetme ihtimali... Belki de savaşın kendisinden bile ağır geliyordu. Bu yüzden Almanya'ya gitmek istiyordu. Hem tedavi olmak hem eğitimine devam etmek hem de resim sanatını geliştirebilmek için… Ama Avrupa her geçen gün sınırlarını biraz daha yükseltiyordu. Mültecileri koruyan değil, uzak tutan, tuzaklara ite politikalar üretiyordu. İltica artık bir hak olmaktan çıkarılıp aşılması gereken bir duvara dönüştürülmüştü. O duvarlar sadece tel örgülerden oluşmuyordu. Beklemelerden... Reddedilen başvurulardan... İnsanları çaresiz bırakan politikalardan örülüyordu. Dilvin de o çaresizliğin içine itildi. Bir göçmen kaçakçısına yüklü miktarda para verdi. Aylarca bekledi. Gitmedi, gidemedi. Önüne tehlikeli rotalar konuldu. Endonezya üzerinden bir yol önerildi. Kabul etmedi. Tek başına çıkacağı yolculukta başına kötü şeyler gelebileceğinden endişe ediyordu. Parasını da geri alamadı. Son konuştuğumuzda bana "Burada kalacağım" demişti. Belki Almanya olmayacaktı.

Ama Adana'da bir konser çıkışında, 17 yaşındaki ehliyetsiz bir motosiklet sürücüsünün çarpması sonucu ağır yaralanmıştı. Kötü haber iki gün sonra geldi. Olmadı. Bu kez savaşı değil... İhmali yenemedi.

Onunla hayallerini konuştuk, kadınların mücadelesini anlattık. Göçü konuştuk. Suriye'ye dönmek istemeyişini yazdık. 1 Mayıs sergisindeki resimlerini haber yaptık. Keşke son haberimiz bu olmasaydı. Keşke Almanya'da açacağı ilk sergiyi yazsaydık. Hep insanlarını çizdiğin memleketine başarılı bir ressam olarak ziyaretini yazsaydık.

Dilvin bir röportajımızda “Kendini gelecekte nerede görüyorsun?” sorusuna “Savaşsız bir dünyada. Herkesin eşit koşullarda yaşadığı, ırkçılığın olmadığı ve toplumsal sorunların ortadan kalktığı bir dünyayı herkes adına istiyorum.” diyordu. Birçok yoldaşımıza verdiğimiz sözü ona da borçluyuz, “Savaşsız bir dünya” mücadelemizde yaşayacaksın.

Hoşça kal Dilvin. Bize dokunan hayatınla, dayanışmanla, gülüşünle ve birlikte yürüdüğümüz mücadeleyle de yaşayacaksın. Seni unutmayacağız.

Kaynağa Git

İlgili Haberler