İran savaşı ve Hürmüz Boğazı'nın kapanmasıyla başlayan küresel enerji krizi, stratejik petrol rezervlerini hızla eritiyor. Uzmanlar mevcut tüketim hızının sürmesi halinde ticari stokların kritik seviyelere inebileceği, petrol fiyatlarının ise 2008’deki tarihi zirvelere yaklaşabileceği uyarısında bulunuyor.
İran savaşı ve ardından küresel petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği kritik Hürmüz Boğazı'nın kapanması, onlarca yıldır görülmemiş ölçekte bir petrol arz şokuna yol açtı.
Yaşanan kriz, kaybolan arzı telafi edecek alternatifler bulmak için dünya genelindeki ülkeleri harekete geçirdi. Özellikle Ortadoğu enerji kaynaklarına büyük ölçüde bağımlı olan Asya ülkeleri başta olmak üzere birçok hükümet, yakıt talebini azaltmaya yönelik önlemler de aldı.
DW'den Srinivas Mazumdaru'nun haberine göre Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), Mart ayında sanayileşmiş ülkelerin acil durum stoklarından yaklaşık 400 milyon varillik büyük bir petrol rezervi salımını koordine etti. Bu adımın amacı yeterli arzı sağlamak ve ham petrol fiyatlarını istikrara kavuşturmaktı.
STRATEJİK REZERVLER TAMPON GÖREVİ GÖRÜYOR
Savaştan önce küresel ham petrol piyasalarında arz fazlası bulunuyordu.
Büyük ekonomiler de bu süreçte geniş stratejik rezervler oluşturdu. Dünyadaki en büyük petrol stokları Çin, ABD ve Japonya'nın elinde bulunuyordu.
ABD Enerji Enformasyon İdaresi'nin (EIA) verilerine göre, Aralık 2025 itibarıyla Çin'in ticari ve devlet rezervleri dahil toplam petrol stoku yaklaşık 1,4 milyar varile ulaşıyordu.
ABD'nin Stratejik Petrol Rezervi'nde yaklaşık 413 milyon varil petrol bulunurken, ticari ham petrol stokları da 411 milyon varil düzeyindeydi.
Japonya ise yalnızca devlet kontrolündeki rezervlerde yaklaşık 263 milyon varille dünyanın üçüncü büyük stratejik petrol stokuna sahipti.
Avrupa Birliği (AB) ülkeleri de yasa gereği en az 90 günlük net ithalatı veya 61 günlük tüketimi karşılayacak düzeyde acil durum petrol stoku bulundurmak zorunda.
AB ülkeleri, IEA koordinasyonunda piyasaya sürülen 400 milyon varilin yaklaşık yüzde 20'sini sağladı. Almanya 19,5 milyon varil, Fransa 14,6 milyon varil, İspanya 11,6 milyon varil ve İtalya 10 milyon varil petrol piyasaya sürdü.
Amerikan Enerji Enformasyon İdaresi'ne göre, Hindistan'ın stratejik rezervlerinde yaklaşık 21 milyon varil petrol bulunuyordu.
Finansal veri ve analiz şirketi S&P Global'e göre, bu rezervler ülkenin net petrol ithalatını yaklaşık 9,5 gün karşılayabiliyor. Ancak devlet kontrolündeki petrol şirketlerinin stokları da hesaba katıldığında bu süre yaklaşık 74 güne çıkıyor.
Bu stratejik rezervlerin yanı sıra, denizde bekleyen petrol tankerlerindeki milyonlarca varil Rus ham petrolü de Asya'daki alıcılar için erişilebilir hâle geldi. Bunun nedeni, ABD'nin küresel arzı artırmak amacıyla bu petrole yönelik yaptırımları geçici olarak askıya alması oldu.

PETROL REZERVLERİ NE ZAMAN KRİTİK SEVİYELERE İNECEK?
Bu petrol stokları şimdiye kadar enerji şokunun etkilerini hafifletmeye ve arz dalgalanmalarını yönetmeye yardımcı oldu.
Ancak savaşın başlamasından yaklaşık üç ay sonra, Washington ile Tahran'ın çatışmayı sona erdirecek ve kritik su yolunu yeniden açacak bir anlaşmaya yaklaşabileceğine dair umutlara rağmen Hürmüz Boğazı'ndaki petrol trafiği hâlâ durmuş durumda.
Kesintinin sürmesi nedeniyle ülkeler hem stratejik rezervlerini hem de ticari stoklarını hızla tüketmeye devam ediyor.
Uluslararası Enerji Ajansı, küresel petrol stoklarının Mart ve Nisan aylarında rekor hızda azaldığını ve toplamda 246 milyon varil düştüğünü açıkladı.
IEA Başkanı Fatih Birol da kısa süre önce petrol stoklarının "sonsuz olmadığını" ve dünya genelinde "çok hızlı" azaldığını söyledi.
Birol ayrıca üretim ve rafineri kapasitesinin savaş öncesi seviyelere dönmesinin "uzun zaman alacağını" vurguladı.
ABD'li yatırım bankası Goldman Sachs da geçen hafta benzer bir uyarıda bulunarak küresel petrol stoklarının bu ay rekor hızla eridiğini açıkladı.
Capital Economics Başekonomisti Neil Shearing, 18 Mayıs tarihli araştırma notunda, "Mevcut tüketim hızı devam ederse ticari petrol stokları Haziran sonuna kadar kritik derecede düşük seviyelere inebilir" ifadelerini kullandı.
Shearing, arz koşullarının kısa sürede düzelmemesi halinde "fiyatların keskin biçimde yükselebileceği" uyarısında bulundu.
STOKLARDAKİ AZALMA FİYATLARI NASIL ETKİLEYECEK?
Mevcut durum özellikle yaz aylarındaki yüksek talep döneminde petrol kıtlığı endişelerini artırdı.
Columbia Üniversitesi Küresel Enerji Politikası Merkezi'nde görev yapan enerji uzmanı Antoine Halff, DW'ye yaptığı açıklamada, arz kesintilerinin sürmesi halinde "kıtlığın tüm bölgelerde ve tüm sektörlerde aynı ölçüde hissedilmeyeceğini" söyledi.
Halff, Ortadoğu enerji kaynaklarına yüksek bağımlılıkları nedeniyle Asya ülkelerinin en fazla etkilenecek bölgeler arasında olduğunu, havacılık ve uçak yakıtının da en ağır etkiyi hissedecek sektörlerden biri olduğunu belirtti.
Halff'a göre, bu durum petrol fiyatlarında da ciddi artışlara yol açacak ve bunun etkisi "ABD gibi kendi arzı güçlü olan ülkelerde bile hissedilecek."
Ham petrol fiyatları, arz sıkıntısı ve jeopolitik risk primi nedeniyle savaş öncesine kıyasla hâlâ yüksek seviyelerde seyrediyor.
Bununla birlikte fiyatlar, haber akışına karşı son derece hassas ve dalgalı bir görünüm sergiliyor. Çatışmanın kısa sürede sona erebileceğine işaret eden açıklamalar sonrasında fiyatlar gerilerken, boğazın daha uzun süre kapalı kalacağına yönelik işaretler fiyatları yeniden yukarı taşıyor.
RBC Capital Markets Küresel Emtia Stratejisi ve Ortadoğu-Kuzey Afrika Araştırmaları Başkanı Helima Croft ise piyasaların çatışmanın çözümündeki zorlukları hafife aldığını düşünüyor.
Croft bir raporunda, "Hürmüz Boğazı'nın kısa sürede tamamen normale döneceği yönündeki beklentiler, çözümün kolay olacağına ve tarafların stratejik hesaplarına ilişkin gerçekçi olmayan varsayımlara dayanıyor" diye yazdı.
Uzman, mevcut arz kaybı hızının sürmesi halinde "ay sonuna kadar toplam ham petrol kaybının 1 milyar varili aşacağını ve durum Haziran boyunca değişmezse 1,5 milyar varile yaklaşacağını" öngörüyor.
Croft'a göre bu durum, petrol fiyatlarını 2008'de görülen zirve seviyelere yaklaştırabilir:
"BU AŞAMADA PİYASAYI DENGELEYECEK UNSUR MUHTEMELEN TALEPTEKİ DÜŞÜŞ OLACAKTIR."
Bazı ülkeler şimdiden talebi azaltmak ve yakıt tasarrufu sağlamak amacıyla önlemler almaya başladı. Filipinler'de çalışma haftasının kısaltılması ve Pakistan'da ulaşım kullanımının azaltılması bu önlemler arasında yer alıyor.
STRATEJİK PETROL REZERVLERİNDE İKİNCİ BİR KOORDİNELİ SALIM MI GELİYOR?
Buna karşın stokların azalması karşısında hükümetler ikinci bir koordineli rezerv salımına sıcak bakmıyor.
Geçen hafta G7 ülkelerinin maliye bakanlarına ev sahipliği yapan Fransa Maliye Bakanı Roland Lescure, Financial Times'a yaptığı açıklamada stokların "sınırlı" olduğunu ve çatışmanın süresi ile şiddeti konusunda netlik olmadan yeni bir salımın mümkün olmadığını söyledi.
Halff ise Hürmüz Boğazı'nın daha uzun süre kapalı kalması halinde "hükümetlerin hem arzı güvence altına alıp hem de fiyatları kontrol altında tutmak için yapabilecekleri fazla bir şey kalmayacağını" belirtti:
"Stratejik rezervlerden petrol piyasaya sürmek yardımcı olabilir, ancak bunun da bir sınırı var. Çünkü bu kaynaklar sonsuz değil."