İsviçre bankalarında mahsur kalan 6 ton altının arkasından uluslararası terör pazarlığı çıktı. İş insanı Sait Ali Bayrak, 2022 yılında Boko Haram terör örgütünün kendilerine ulaşarak dosyayı almak için 50 milyon dolar teklif ettiğini açıkladı. Teklifi reddeden Bayrak, İsviçre bankalarının kirliliklerini gizlemek için kendisini suça bulaştırmaya çalıştığını iddia etti.
İsviçre’deki 6 ton altınını geri alabilmek için küresel çapta bir hukuk savaşı yürüten iş insanı Sait Ali Bayrak, Türkiye Gazetesi’nden Oğuzhan Yalçın’a verdiği özel röportajda yine çok konuşulacak iddialarda bulundu.
Bayrak, İsviçre'deki altınlarıyla ilgili mücadelesini kamuoyunun gündeminde tutmaya devam edeceğini belirterek İstanbul'da protesto hazırlığında olduklarını açıkladı.
Taksim Meydanı girişinde ses getirecek bir protesto düzenlemeyi planladıklarını söyleyen Bayrak, gerekli izinler için girişimlerin sürdüğünü belirterek, "Valiliğin uygun göreceği tarihte protestomuzu gerçekleştireceğiz. Bu konuda ciddiyiz ve iddialıyız" dedi.
"BOKO HARAM BİZE 50 MİLYON DOLAR TEKLİF ETTİ"
Röportajın en dikkat çekici bölümünde ise Bayrak, 2022 yılında Boko Haram terör örgütüyle bağlantılı olduğunu öne sürdüğü kişilerin kendisiyle temasa geçtiğini anlattı.
Sait Ali Bayrak, Türkiye’de öğrenci olarak bulunan Afrikalı bir şahsın ısrarlı aramaları sonucu İstanbul’daki kardeşiyle bir araya geldiğini söyledi.
Örgüt temsilcilerinin, "Siz bu varlıkları İsviçre’den hukuki yollarla asla alamazsınız, orada sadece biz güçlüyüz" diyerek pazarlık masası kurduğunu ifade eden Bayrak, detayları şu sözlerle aktardı:
"Kardeşime doğrudan bir teklif sundular. 'Dünyanın neresinde istiyorsanız 50 milyon doları iki gün içinde nakit olarak teslim edelim, dosyayı bizim belirleyeceğimiz bir hukuk bürosuna devredin' dediler. Varlıkları İsviçre’den çıkardıklarında ise paranın yarısını bize vermeyi vadettiler. Kardeşimin inanmadığını görünce, üzerine kardeşimin adını yapıştırdıkları hazır 50 milyon dolar nakit paranın videosunu çekip gönderdiler. O video hala elimizde mevcut"
Terör örgütünün bu teklifini, "Boko Haram bir terör örgütüdür, onlarla görüşmek bile suçtur" diyerek anında reddettiklerini ve kardeşinin "Bir daha gelirseniz polise ihbar ederiz" çıkışı üzerine örgütün geri adım attığını söyledi. Bayrak, bu tehlikeli süreçten sonra örgütün bir daha temas kurmadıklarını ifade etti.
"BANKA BİLGİLERİMİZİ SIZDIRDI"
Afrika'daki bir terör örgütünün Türkiye'deki bir iş insanına ve gizli bir altın dosyasına nasıl bu kadar rahat ulaşabildiği sorusu üzerine Bayrak, doğrudan İsviçre bankalarını işaret etti. Örgüt üyelerinin banka içerisindeki departman isimlerinden avukatların kimliklerine kadar her şeye hakim olduğunu vurgulayan iş insanı, arkasındaki komployu şu sözlerle açıkladı:
"Ben Vatikan’dan iki defa barış ödülü almış, dünyanın birçok kurumundan takdir görmüş bir barış elçisiyim. Benim aklıma gelen ilk şey, bu terör örgütünü bize bankanın yönlendirdiğidir. Beni bu örgütle yan yana getirip tamamen bitirmek ve bütün varlıklarımın üzerine çökmek için bizi suça bulaştırmak istediler. Yaşadığım 21 yıllık süreç göz önüne alındığında bu bana çok normal geliyor."
Bu şok edici iddiayı neden 4 yıl boyunca saklayıp bugün açıkladığına da açıklık getiren Sait Ali Bayrak, davasını peyderpey gündeme getirerek süreci her zaman sıcak tutmak istediğini belirtti. İsviçre bankacılık sistemine yönelik sert eleştirilerini sürdüren iş insanı, "Temeli 1850'lerde atılan Credit Suisse Bankası bugün kendini iflas ettirip UBS'e devrediyorsa, bu artık kirlilikleriyle beraber kendini taşıyamadığı içindir. Bunu bilerek yaptılar. Banka kirliliklerle dolu ve hala birçok sırra sahip. Yaşadığım her şeyi basın yoluyla bütün dünyanın gündemine getirmeye devam edeceğim" diyerek hukuk mücadelesinden asla vazgeçmeyeceğini ilan etti.
Röportajın tamamı: