Küresel sanat piyasasında ve kültürel üretimde uzun yıllardır ABD ve Batı Avrupa merkezli ilerleyen yapı, yerini Avrasya’nın yükselişine bırakıyor. Batı sanat piyasası; eserin fiziki varlığından ziyade mülkiyet sertifikalarının pazarlandığı, devlet eliyle uygulanan fon kesintilerinin ve kitlesel boykotların yaşandığı bir kriz döneminden geçiyor. Buna karşılık Asya coğrafyası yeni müze yatırımları, uluslararası festival başarıları ve tarihsel derinliği olan sanat kurumlarıyla öne çıkıyor.
BATI’DA METALAŞMA SANATIN ÖNÜNE GEÇTİ
Batı çağdaş sanat piyasasında estetik ve üretim pratiği yerini tamamen finansal spekülasyona bırakmış durumda. Maurizio Cattelan’ın duvara gümüş koli bandıyla yapıştırılan muzdan oluşan eseri, 20 Kasım 2024’te New York’ta 6.2 milyon dolara alıcı bularak sanatın salt bir finansal araca dönüştüğü eleştirilerini beraberinde getirdi.
2024 yılında Almanya’daki Uygulamalı Sanatlar Müzesi’nin bir sergide tüm fiziksel objeleri depoya kaldırarak ziyaretçilere boş odalar sunması, kurumsal sanatta gösterecek bir anlatının kalmadığı şeklinde yorumlandı.
İstatistikler, Batı Avrupa ve ABD’deki klasik müzik, opera ve tiyatro salonlarında seyirci yaş ortalamasının 55’i aştığını, bilet satışlarının ise son beş yılda yüzde 14 oranında düştüğünü gösteriyor. Ayrıca yaşanan müze soygunları, sanat eserlerine yönelik saldırılar Avrupa’nın bir varoluş krizine sürüklendiğini gösteriyor.
EUROVISION BOYKOTLARI VE SANSÜR
Finansal ve kavramsal krizlere, kurumsal düzeydeki sansür uygulamaları ve uluslararası boykotlar da ekleniyor. Avrupa Yayın Birliği (EBU) tarafından düzenlenen Eurovision Şarkı Yarışması, son yıllarda ağır bir meşruiyet sorunu yaşıyor. 2024 İsveç ve 2025 İsviçre organizasyonlarında sanatçıların Filistin bayrağını taşımasının yasaklanması tartışmalara neden oldu. Bu yıl düzenlenen Eurovision’u Hollanda, İrlanda, İspanya, İzlanda ve Slovenya boykot etti.
Avrupa Birliği, 2026 Venedik Bienali’ne Rus sanatçıların kabul edilmesi üzerine etkinliğe sağladığı 2 milyon avroluk fonu kesme kararı aldı. AB Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, bu katılımı “ahlaken yanlış” sözleriyle değerlendirdi.
SİNEMADA DOĞU’NUN HİKAYELERİ YÜKSELİYOR
Batı’daki iptal kültürüne ve boş salon krizine karşılık, sinema sektöründe Doğu anlatılarının etkisi artıyor. Batı sineması temsili konulara yönelirken, 2025 Venedik Film Festivali’nde Tunuslu yönetmen Kaouther Ben Hania’nın, Gazze’de öldürülen 6 yaşındaki Hind Receb’in gerçek ses kayıtlarını kullandığı filmi, salon tarafından 23 dakika boyunca ayakta alkışlandı.
Uluslararası festivallerde Türkiye ve İran sineması başı çekiyor. Cannes Film Festivali’nde Nuri Bilge Ceylan, Asghar Farhadi ve Mohammad Rasoulof gibi isimler en büyük ödülleri aldı. Öte yandan son dönemde Türk sineması Asya’ya açılmayı başardı. Nuri Bilge Ceylan bu yıl düzenlenen Tahran Film Festivali’nin onur konuğu oldu.
2025 yılında Ensar Altay’ın Kanto filmi Şanghay Film Festivali’nde Asyalı Yeni Yetenekler seçkisinde yer aldı.
Yakın zamanda ise Reis Çelik, “Gecenin Körlüğü” filmiyle En İyi Senaryo ödülünü kazandı. Moskova’da ise Erdem Tepegöz “Zerre”, Fikret Reyhan “Sarı Sıcak” filmleriyle büyük ödüllere ulaştı; Erkan Kolçak Köstendil ise Nisan 2025’te Kısa Film Yarışması Jüri Başkanı olarak görev yaptı.
Türkiye’nin 1964 yılından bu yana düzenlenen en köklü festivali olan Antalya Altın Portakal Film Festivali ise bölgesel sinemaya kurumsal bir zemin hazırlıyor. Etkinlik bünyesinde faaliyet gösteren “Altın Portakal Film Forum” gibi yapım destek platformları aracılığıyla, Asya’da bağımsız sinemacılara her yıl fon desteği sağlanarak sinema üretimine doğrudan katkı sunuluyor.
TÜRK DİZİLERİ YUMUŞAK GÜCE DÖNÜŞTÜ
Tüm dünyaya dizi ve film ihraç eden Hollywood küçülürken Türkiye, dizi sektöründe yıllık 1 milyar doları aşan ihracat gelirine ulaştı. Güncel verilere göre Türk dizileri 170 ülkede 750 milyon izleyiciye ulaştı. Dizileri yumuşak güç olarak kullanan Türkiye’nin yakın zamanda Hollywood’u geçebileceği öngörülüyor.
ASYA’DA MÜZECİLİK REKORU
Sanatsal çalışmalar, fiziki altyapı yatırımları ve yeni kurumsallaşma adımlarıyla destekleniyor. Çin, müze sayısını 7 bin 200’ün üzerine çıkararak yıllık 1.5 milyar ziyaretçiye ulaştı ve Hong Kong ile birlikte dünyanın ikinci büyük sanat piyasası haline geldi.
Türkiye’de müze ve ören yeri ziyaretçi sayısı 61.6 milyona, tiyatro seyircisi 8.1 milyona, Devlet Opera ve Balesi seyircisi ise 511 bin kişiye ulaştı. Görsel sanatlarda ise Türkiye’den Güzel Sanat Eseri Sahipleri Meslek Birliği (GESAM), Haziran 2026’da Doğu’nun özgün eserlerini korumak amacıyla blockchain tabanlı tescil projesini Kültür ve Turizm Bakanlığı’na sundu.

