Ana içeriğe geç

İmamoğlu'ndan yeni parti sinyali: Biz hazırız

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İLKE TV'ye verdiği röportajda "CHP’lilerin talebi olan kurultay zorla engellenirse, milletin yürüyüşünü giderek hızlandıracak yola siyaseten, ruhen ve bedenen hazırız." dedi. "Bu iktidara bir seçim daha hediye etmeyeceğiz" ifadelerini kullandı.

İmamoğlu'ndan yeni parti sinyali: Biz hazırız
Yeniçağ
16

İBB başkanı Ekrem İmamoğlu, gündeme ilişkin görüşlerini paylaştı. 19 Mart darbesinin hala sürdüğünü belirten İmamoğlu, İBB davasının çöktüğünü belirtti.

İammoğlu'nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

CHP’de yaşananların “parti içi tartışma” olarak tarif edilmesini reddeden İmamoğlu, iktidarın yargı yoluyla partiye müdahale ettiğini savundu. “CHP kendi dinamikleriyle iktidara yürüyen bir parti iken iktidar partiye yargı yoluyla darbe yapmış ve kendi işbirlikçilerini partinin başına koymuştur” diyen İmamoğlu, “CHP dondurulmuştur” ifadelerini kullandı.

“19 MART DARBESİ HÂLÂ SÜRÜYOR”

İmamoğlu, kendisi ve çalışma arkadaşlarının tutukluluğu ile CHP’ye yönelik sürecin aynı siyasi mühendisliğin parçaları olduğunu söyledi.

“Benim tutukluluğum hem de CHP üzerinden yürüyen siyaseti esir alma girişimi, aynı siyasi mühendisliğin farklı yansımalarıdır” diyen İmamoğlu, bu süreci “yargı, medya ve siyaset” ayakları olan büyük bir yıkım operasyonu olarak tanımladı.

İmamoğlu, 19 Mart’ta başlayan sürecin yalnızca kendisine ya da CHP’ye değil, Türkiye’ye yönelik olduğunu savunarak, “Bu darbe bize değil, tüm Türkiye’ye yapılıyor” dedi.

Yargıdaki son HSK kararnamesine de değinen İmamoğlu, bazı davalarda hâkim ve mahkeme heyetlerinin değiştirildiğini belirterek, yargının siyasi ajandaya göre dizayn edildiğini ileri sürdü.

“DAVAYI ÇÖKERTEN HAKİKATİN KENDİSİDİR”

İmamoğlu, hakkında yürütülen davaların hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savundu.

“Bu davanın çöktüğünü söyledim, çünkü iddialar büyüdükçe delillerin zırva olduğu ortaya çıktı” diyen İmamoğlu, zorla ifade verdirildiğini öne sürdüğü kişilerin ifadelerini reddetmesiyle kumpasın açığa çıktığını söyledi.

İmamoğlu, “Davayı çökerten en önemli unsur hakikatin kendisidir. Çünkü ne kadar büyük bir kurgu kurulursa kurulsun gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir inadı vardır” ifadelerini kullandı.

Siyasi sonucun millet tarafından belirleneceğini belirten İmamoğlu, “Milletten kaçan kaybedecek, milletle yürüyen kazanacak” dedi.

“BEN MİLLETİN ADAYIYIM”

İmamoğlu, CHP’nin Cumhurbaşkanı adaylığına ilişkin de net mesaj verdi.

Kendisini yalnızca parti içi bir aday olarak görmediğini ifade eden İmamoğlu, “Ben milletin adayıyım” dedi.

CHP üyelerinin ve ön seçimde ortaya çıkan iradenin kendisi açısından esas olduğunu belirten İmamoğlu, “2 milyon üyesi olan CHP’nin, partimin adayıyım. CHP delegesinin iradesinin oluşturduğu meşru parti yönetimimizin ve ön seçimlerimizde tarihi bir oyla beni seçen partililerimin Cumhurbaşkanı adayıyım. Fakat özünde milletimizin adayıyım” diye konuştu.

CHP ERDOĞAN’DAN MEDET UMANLARIN ELİNE GEÇMİŞTİR’

“CHP birdir, zorla esir alınmış ve CHP delegesinden değil, Erdoğan’dan medet umanların eline geçmiştir. Zor kullanarak, şaibeli yargı süreçleri oluşturarak, medyada iftira kampanyaları düzenleyerek işgal edilmiştir CHP. Bu operasyon, 19 Mart’ta başlayan darbenin ikinci adımıdır. Sahibi de Erdoğan’dır.

Partimizin delegesinin iradesi Sayın Genel Başkanımız Özgür Özel’i lider olarak seçmiştir. Hukukun gereği olan kurultay kararının verilmesi halinde yine seçecektir. Fakat kayyım olmak için kırk takla atanlar gördüğümüz üzere kurultaydan adeta kaçmaktadır. CHP’nin delegesinden utanmaktadır. Genel merkez binamıza polisle girerek partiyi yönetebileceklerini zannetmiş ve adeta çöktükleri genel merkezimizde ‘CHP’cilik’ oynayacak hale gelmişlerdir.

İnanın, iktidarın onlara biçtiği rolü koşa koşa kabul edenlerin hiçbir önemi yok. Milletimiz de onlara bakıp hiç canlarını sıkmasın.

Şimdi bine yakın delegemiz kurultay için imzasını verdi. Biz hala kurultayımızın gerçekleşmesi için uğraşıyoruz. Fakat CHP’lilerin talebi olan kurultay zorla engellenirse, milletin yürüyüşünü yavaşlatmak bir yana, giderek hızlandıracak yola siyaseten, ruhen ve bedenen hazırız. Bu iktidara bir seçimin daha hediye edilmesine izin vermeyeceğimizin bilinmesini isterim.

Türkiye’de artık CHP değil, çok partili siyaset ve Cumhuriyet tehlike altındadır. Demokrasi ve adalet tarumar edilmiştir. Bizler bu sorumlulukla 86 milyon yurttaşımızın mücadelede azim ve kararlılığa sahip insanlarız.”

TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ

“Öncelikle burada ‘CHP’de yaşanan tartışmalar’ tanımını kabul etmiyorum. CHP kendi dinamikleri ile iktidara yürüyen bir parti iken iktidar partiye yargı yoluyla darbe yapmış ve kendi işbirlikçilerini partinin başına koymuştur, yani CHP’yi ‘dondurmuştur’. Burada tartışılması gereken iktidarın demokrasiyi tamamen askıya alma girişimidir.

Böyle bir iktidar anlayışı ile elbette bu süreç hiçbir yere varmaz. Bugün böyle bir süreç varsa bunun tek sebebi Kürt yurttaşların oy gücüdür. Bu işe sadece çatışmayı bitirme mantığıyla bakarak yol yürünemez. Türkiye olarak bu süreci yalnızca değişerek, dönüşerek ve demokratikleşerek başarıyla sonuçlandırabiliriz. ‘Silahlar bırakılsın, barış olsun’ buna kim itiraz edebilir. Burada çıkacak yasalar da silah bırakma aşamasından ileri gitmeyecektir. Güvenlik meselesini, terör meselesini ihmal etmeden Kürt meselesini haklar ve özgürlükler meselesi, demokrasi meselesi, millet olarak zenginleşme, refah ve kalkınma meselesi olarak ele almak gerekirdi. Bu yapılmayıp mesele terör parantezine sıkıştırıldıkça hem haklar ve özgürlükler kısıtlanmaya devam edecek hem de millet olarak demokrasimizden ve refahımızdan feda etmeye devam edeceğiz.

Biz bu nedenle ‘Terörsüz Türkiye’ şeklinde adlandırılan bu sürecin ‘Terörsüz ve Demokratik Türkiye’ şeklinde genişletilmesini önerdik. Fakat iktidarın, özellikle de bu süreci kendi çıkarına olacak biçimde dar tutma eğilimini de görüyoruz ve bunu değiştirmeye çalışıyoruz. İktidar açıkça demokrasiye ve hukuk devletine dönmek istemiyor. Bu dönüşümü varlıklarına, iktidarlarına bir tehdit olarak görüyorlar. Böyle bir yaklaşımla ancak liderlik düzeyinde bireysel pazarlıklar olur. Yurttaş lehine buradan bir şey çıkmasını bu haliyle çok zor görüyorum.

Erdoğan, bütün süreci kendi siyasi takvimine bağlamış bir şekilde yola devam ediyor. Elbette bölgemizde yaşananlar titizlikle hareket edilmesini gerektirir. Fakat özellikle sürecin toplumsallaşması nezdinde ne siyasette ne medyada ne de düşünce dünyasında bir adım bile hareketlenmenin olmaması, iktidarın niyetini gösterir.

Ben gerçekten çok üzülüyorum süreçte gelinen noktaya. İçinde milletin olmadığı bir süreç yürütülüyor. Görüyorum ki bir kez daha milletin barış ve huzur umudu, siyasetin vesayeti altına alınıyor.”

“DEMOKRASİYİ ORTADAN KALDIRAN AKIL, BENİM DEVLETİMİN AKLI OLMAZ”

İmamoğlu, Bülent Kuşoğlu’nun yaşananları “devlet aklı” kavramıyla açıklamasına da tepki gösterdi.

Bu açıklamayı “gülünç” olarak niteleyen İmamoğlu, “İktidar içerisindeki birtakım siyasetçi ve bürokrata bir tür sorumsuzluk zırhı giydirme girişiminden başka bir şey değil” dedi.

“Devlet aklı” söyleminin millete rağmen siyaset tasarlama anlamına geldiğini savunan İmamoğlu, “Koltuk uğruna Cumhuriyeti, demokrasiyi ortadan kaldırmaya çalışan akıl, benim devletimin aklı olmaz” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu, gerçek devlet aklının siyasete değil, işini iyi yapmaya odaklanmış kamu görevlilerinde, işçilerde ve öğrencilerde aranması gerektiğini söyledi.

Kaynağa Git

İlgili Haberler