Ana içeriğe geç

Polonya'da başıboş köpek sorunu "yakala-kısırlaştır-sahiplendir" yöntemiyle çözüldü

Avrupa Birliği üyesi Polonya'da sokaklarda başıboş köpek neredeyse bulunmuyor. Sahipsiz köpekler sokaklardan toplanıp kısırlaştırıldıktan sonra barınaklara yerleştiriliyor. Ülkedeki 7 milyondan fazla köpek nüfusunun yalnızca 950 bin kadarı barınaklarda kalıyor.

Polonya'da başıboş köpek sorunu "yakala-kısırlaştır-sahiplendir" yöntemiyle çözüldü
İha
16

2000'li yılların başına kadar sokaklarda köpek sürülerinin yaygın olduğu Doğu Avrupa ülkesi Polonya başıboş köpek sorununu "yakala-kısırlaştır-sahiplendir" yöntemiyle çözdü. Yeterli yasal düzenlemelerin ve toplumsal farkındalığın eksikliği nedeniyle kontrolsüz şekilde çoğalan başıboş köpekler sorunu 21 Ağustos 1997 yılında yürürlüğe giren Hayvanları Koruma Yasası ile çözülmeye başlandı. Yerel yönetimlere sahipsiz köpekleri sokaklardan toplama yükümlülüğü getiren yasaya göre belediyelere bağlı Eko-patrol adı verilen hayvan devriyesi birimi ya da özel şirketler sokakta başıboş dolaştığı ihbar edilen köpekleri yakaladıktan sonra ilkin sahiplerine ulaşmaya çalışıyor. Araştırmalar neticesinde köpeğin sahibine ulaşılamazsa ya da sahibi artık bakmak istemediğini söylerse köpeklere çip takılıyor ve kısırlaştırma işlemi yapılıyor.
Hayvanları öldürmek yasak, ömür boyu barınakta bakım

Polonya sokak köpeği sorununu aslında ilk olarak komünist yönetim döneminde toplu itlaflar ve hayvan toplama merkezleri ile çözmeye çalışmıştı. Bayındırlık ve Belediye Hizmetleri Bakanlığı'nın talimatları toplu köpek katliamlarına ve hayvanların insani değerlere uymayan şartlarda muamelelere maruz kaldığı Rakarnie adı verilen merkezlerde tutulmasına sebep olmuştu. Toplu itlafların sorunu çözmediği ülkede 1990'lı yıllara gelindiğinde ise komünizm yıkıldı, rejim değişikliği hayvan hakları kuruluşlarının da ortaya çıkmasına imkan tanıdı. Siyasal dönüşüm ve sivil toplumun gelişmesiyle birlikte hayvan haklarına yönelik yaklaşım da değişmeye başladı, bağımsız vakıflar, özel hayvan barınakları kuruldu. 1997 tarihli Hayvanları Koruma Yasası ise evcil hayvanların haklarını kapsamlı biçimde düzenleyen ilk yasal düzenleme oldu. İnsani zorunluluk halleri dışında hayvanların öldürülmesi yasaklandı, sahipsiz hayvanlara süresiz bakım sağlama görevi belediyelerin asli görevlerinden biri haline getirildi.

Halen ülkede köpek yakalama süreçlerinde bazı eksiklikler, barınakların denetiminde birtakım yetersizlikler olsa da yakalanan hayvanlar artık öldürülmüyor, çiplenip, kısırlaştırıldıktan sonra yerleştirildikleri barınakta yeni sahiplerini bekliyor, sahiplenilmeyen köpekler ise ömür boyu barınaklarda yaşıyor. Devlet Denetleme Kurulu (NIK) verilerine göre ülkedeki 7 milyondan fazla köpek nüfusunun yalnızca 950 bin kadarı barınaklarda kalıyor. Donald Tusk hükümeti tarafından hazırlanan yeni yasa tasarısı ise zorunlu mikroçip uygulamasını, belediyelerce sübvanse edilen yaygın kısırlaştırma programını, kaçak köpek üretim çiftliklerinin kapatılması ve cezaların ağırlaştırılmasını amaçlıyor.

Ebru Orhan

Kaynağa Git

İlgili Haberler