Ana içeriğe geç

Ümit Yenişehirli yazdı: Ecevit "CHP kavgacıdır, seçkincidir, halktan kopuktur" diye isyan etmişti

Ümit Yenişehirli, dönemin CHP Genel Başkanı görevini üstlenen Bülent Ecevit'in parti hakkındaki tespit ve eleştirilerini de hatırlatarak, CHP'nin tarihten günümüze aynı olayları tekraren yaşadığını anlatan bir yazı kaleme aldı.

Ümit Yenişehirli yazdı: Ecevit "CHP kavgacıdır, seçkincidir, halktan kopuktur" diye isyan etmişti
Ensonhaber
16

Uzun yıllar “kurultaylar partisi” olarak anılan Cumhuriyet Halk Partisi; son dönemde ise parti içi çekişmeler bagajına bir de yolsuzluklar ve usulsüzlükler ile ahlaki normlara uymayan sair hallerin eklenmesiyle iyice krizlerin merkezi haline geldi. Eski Genel Başkan, CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel ile ekibinin, yargının verdiği mutlak butlan kararını tanımama yolunda aldıkları kararlar ile yaptıkları nümayişler ise partideki yönetilememe krizini daha da tırmandırıyor.

Partinin hal-i pürmelali, bugün gündemi olabildiğince meşgul etse de CHP’nin mazisi aslında neredeyse hep aynı olayların tekrarlandığı bir sıkıcılıkla dolu. Genel Başkan olmasına rağmen, bu sıkıcı mükerrerlikten bunalarak sonunda kendi partisini kuran Bülent Ecevit de hem ayrılmasına yakın zamanlarda hem de sonrasında CHP’nin bu hallerine dair esaslı tespit ve eleştirileri dile geliştirmişti.

ECEVİT: KENDİ İÇİMİZDE DİDİŞİYORUZ

CHP’nin 12 Eylül askeri darbesi öncesi, 1979 yılında yapılan son kurultayında Genel Başkan Bülent Ecevit, Türkiye Cumhuriyeti’nin bu en eski partisinin köhne zihin yapısı ve kadro kalitesi/zliği/ne dair tam bir manifesto niteliğinde açıklamalar yapmıştı. Ecevit, partisinin 24 Mayıs 1979 tarihindeki 24. Olağan Kurultayı’ndaki konuşmasında, CHP geleneğini yerden yere vurmuştu.

Konuşmasında, özellikle parti içi hizip başları Deniz Baykal ve Ali Topuz’u hedef alan Ecevit, şöyle konuşmuştu:

“Bir siyasal partide düşünce özgürlüğü, tartışma özgürlüğü kapıkulu zihniyetini yıkmak için şarttır ancak tartışma bittikten, kurultay kararını verdikten sonra herkesin o karara ve parti disiplinine uyması da demokratik olmanın gereğidir. CHP, kendi içinde didişmekten, klik savaşları vermekten halkın sorunlarına eğilmeye vakit bulamamaktadır. Partimiz, kişisel ikbal kavgalarının, hiziplerin pençesinde yıpratılmaktadır.”

CHP HALKTAN KOPUKTUR

12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından tüm siyasi partiler kapatılmış ve genel başkan ve yöneticilere siyaset yasağı getirilmişti. CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit bu dönemde de ilk zamanlarda bu titriyle, sonrasında ise müstafi genel başkan sıfatıyla partiye yönelik eleştirilerini arttırarak sürdürmüştü.

Ecevit, yayınlamaya başladığı Arayış dergisindeki yazılarında, CHP’nin kendisini “seçkinci” görmesindeki anomaliye yoğunlaşmıştı. Bitmek bilmeyen parti içi hizipleşmeleri de sert sözlerle eleştiren Bülent Ecevit, Demokratik Sol Parti’yi de eşi Rahşan Ecevit öncülüğünde kurarken (1985) bu fikirleri temel almıştı.

CHP SOLCULUĞU TEORİK BİR FANTEZİDİR, HALKA EMREDER

CHP geleneğindeki sivil ve askeri bürokratik unsurların sürekli halka tepeden baktığını ve solculuğu sadece teorik bir fantezi olarak gördüklerini vurgulayan Ecevit, şu görüşleri dile getirmişti:

“12 Eylül öncesi siyasal yapıda, özellikle de kendisini solda tanımlayan kadrolarda amansız bir ‘aydın buyurganlığı’ egemendi. ‘Halk adına, halka rağmen’ karar verme alışkanlığı, CHP’yi asıl tabanımız olan işçiden, köylüden ve esnaftan kopardı. Solculuk, Ankara’nın seçkin salonlarında ya da parti genel merkezinin koridorlarında teorik tartışmalar yapmak, hizipler oluşturarak koltuk kapma yarışı yapmak değildir. Biz halkın kendi kendini yönetmesini savunurken, partinin tepesindeki elitlerin halka reçete dikte etmesini kabul edemeyiz.”

CHP’DEKİ SİYASET ESNAFININ KOLTUK HIRSI

CHP’nin, halkın iyiliği için harcaması gereken enerjisini parti içine harcadığını kaydeden Ecevit, “Geçmişte; enerjimizin çok büyük bir kısmını, dışarıdaki siyasi rakiplerimizle mücadeleye değil, parti içindeki ‘siyaset esnaflarının’ bitmek tükenmek bilmeyen ayak oyunlarına harcamak zorunda kaldık. Klik çıkarları, memleket çıkarlarının önüne geçti. Koltuk hırsı, ideolojik berraklığı yok etti. 12 Eylül öncesindeki o acı tecrübe göstermiştir ki, içi hiziplerle çürümüş bir siyasi yapı, topluma da güven ve istikrar vaat edemez. Solun yeni baştan ve bu kliklerden arınarak kurulması kaçınılmazdır.” ifadelerini kullanmıştı.

TAKLİTÇİ BİR SOSYAL DEMOKRASİ İLE YÜRÜYEMEYİZ

Bülent Ecevit, CHP’nin sosyal demokratlığının taklitçi bir hüviyeti olduğunu da dile getirerek, bu şekilde yol alınmasının sağlıklı olmadığını kaydetmişti: “Batı’nın sosyal demokrasisi, sanayileşmesini tamamlamış, sınıfsal dengeleri oturmuş toplumların ürünüdür. Türkiye’de ise köylü kronik olarak topraksızdır, esnaf güvencesizdir, işçi örgütlenememektedir. Biz taklitçi bir sosyal demokrasiyle değil, bu toprakların gerçeğinden beslenen ‘demokratik sol’ anlayışla yürümek zorundayız. CHP’nin mirasını paylaşma kavgasına girişenler, sadece tabelaları ve eski kavgaları canlandırmak istiyorlar. Oysa bize eski kavgaların tortusu değil, emeğin ve halkın temiz siyaseti gereklidir.

CHP, VESAYETÇİ BİR RUH TAŞIR

Geçmişin hatalarından hiç ders alınmamış gibi, sanki 12 Eylül öncesindeki o tıkanıklıkta hiç payları yokmuş gibi, aynı kadroların yeniden ‘miras hukuku’ üzerinden siyaset yapmaya çalıştıklarını görüyoruz. Aynı hizipler, aynı klik bağları yeni kurulan partilerde de hemen baş gösterdi. Eski hamam eski tas… Biz aynı filmi sil baştan izlemek durumunda değiliz. Türk halkı, kendi iç çekişmelerinde boğulan, eskinin vesayetçi ruhunu taşıyan yapılara mahkum edilemez. Temiz, hiyerarşisiz ve doğrudan halka dayanan yeni bir hareket, tarihsel bir zorunluluktur.

Kaynağa Git

İlgili Haberler