Türk Ortodoks Patrikhanesi Halkla İlişkiler Sorumlusu Sevgi Erenerol, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanında olduğunu duyurdu.
Erenerol, 9 Temmuz 2026 tarihli ve “Kuruluş değerlerine dönüş mücadelesinde Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun yanındayım” başlıklı bir açıklama yayınladı.
Kılıçdaroğlu'nun arınma, temiz siyaset, üretim ekonomisi ve devlet yönetiminde ahlak, adalet ve liyakat programını desteklediğini belirten Erenerol, Kılıçdaroğlu’nun Atatürk'ün kurucu aklını günümüze taşıdığını vurguladı. Erenerol açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
‘HERKESİN HAKKI VE GÖREVİ’
“Cumhuriyetimizin kuruluş iradesine gönülden bağlı bir yurttaş olarak ve de altı sene Silivri erkek cezaevinde altı oku savunmanın bedelini ödemiş bir kişi olarak ülkemizin içinden geçtiği bu kritik dönemde düşüncelerimi kamuoyuyla paylaşmayı bir vicdan borcu sayıyorum.
“Cumhuriyet Halk Partisi sıradan bir siyasi parti değildir. O, savaş meydanlarında kurulmuş, bu devleti inşa etmiş, Mustafa Kemal Atatürk'ün milletimize emaneti olan kurucu partidir. Kurucu partinin ahlaki dokusu yara aldığında bu, yalnızca bir partinin iç meselesi olarak kalmaz; Cumhuriyetin kuruluş felsefesine dokunan bir mesele hâline gelir. Bu yüzden bugün söz almak, parti üyesi olsun olmasın, cumhuriyet değerlerine inanan herkesin hakkı ve görevidir.
“Yakın geçmişte kurultay iradesinin pazarlıklara ve para ilişkilerine konu edildiğine dair ortaya dökülenler ile mutlak butlan kararına kadar uzanan süreç, bu ahlaki dokuya yönelmiş ağır bir saldırıyı gözler önüne sermiştir. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun bu tabloya verdiği yanıt ise tarihî bir duruştur: ‘İradesini parayla satanlar bu partide yer alamazlar.’ Kurultayların pazarlık masası olamayacağı, delege iradesinin alınıp satılamayacağı, kirliliğe bulaşan herkesten kim olursa olsun hesap sorulacağı açık ve net biçimde ortaya konmuştur. Bu bir koltuk mücadelesi değil; partiyi kuruluş ayarlarına, yani Mustafa Kemal'in kurduğu temiz, erdemli, devlete istikamet çizen partiye döndürme mücadelesidir. Milli irade ne içerideki pazarlık masalarına ne de dışarıdan uzanacak herhangi bir ele teslim edilebilir; Cumhuriyet Halk Partisi'nin iradesi yalnızca üyelerinin ve milletin vicdanındadır.
‘BİLGE DURUŞU’
“Bu duruş yeni değildir. Ülkemizin en gergin dönemlerden geçtiği yıllarda -darbe girişiminden terör dalgalarına, ekonomik buhranlardan derin toplumsal kutuplaşmaya uzanan onlarca kırılma anında- Sayın Kılıçdaroğlu, cumhuriyetçi, laik ve seküler milyonları iç kargaşadan ve sokak çatışmalarından özenle uzak tutmuş; bu büyük kitlenin deyim yerindeyse burnu bile kanamadan, tek parça hâlinde bu fırtınaların içinden çıkmasını sağlamıştır. Öfkenin kolay, sağduyunun zor olduğu her anda tercihini sağduyudan yana kullanmış; kitlesini ve ülkesini bölünmeye, çatışmaya teslim etmeden Cumhuriyetin yeni yüzyılına taşımıştır. Bu, sıradan bir siyasi beceri değil, tarih önünde takdiri hak eden bilgece bir duruştur.
“Bu duruşun emeği ve karşılığı da ortadadır. 2017'de Ankara'dan İstanbul'a 25 gün boyunca adım adım yürünen yaklaşık 450 kilometrelik Adalet Yürüyüşü ile ‘hak, hukuk, adalet’ talebini milyonların ortak sesi hâline getiren; 2019'da çeyrek asırlık bir aradan sonra İstanbul ve Ankara başta olmak üzere büyükşehirleri yeniden halkla buluşturan; Cumhuriyet tarihinin en geniş demokrasi ittifakını sabırla ören ve 2023'te oyları yüzde 50 bandına -yüzde 48'e- taşıyan bu emektir. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi'nin kazandığı her belediyede, Meclis'e gönderdiği her milletvekilinde Sayın Kılıçdaroğlu'nun yıllara yayılan alın teri ve sonsuz emeği vardır; bunu hatırlamak ve hatırlatmak hepimiz için bir vefa borcudur.
‘ATATÜRK’ÜN AKLINI GÜNÜMÜZE TAŞIDI’
“Bütün bu birikimin ışığında kanaatimi açıkça ifade ediyorum: Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, akılcılığı hamasete, kurumları kişilere, sabrı öfkeye, birleştirmeyi kutuplaştırmaya tercih ettiği bu çizgide, Atatürk'ün kurucu aklının günümüze taşımıştır.
“Sayın Kılıçdaroğlu'nun ortaya koyduğu üç aşamalı gerçek değişim programını da bütünüyle isabetli buluyorum: önce arınma ve temiz siyaset; ardından halkı soyanlara, faiz baronlarına ve kara para düzenine karşı üretimci bir ekonomik kurtuluş; nihayetinde devlet yönetiminin yeniden ahlak, adalet ve liyakat zeminine oturtulması. ‘Devletin dini adalettir’ anlayışı, bu toprakların devlet aklının en özlü ifadesidir ve bugün her zamankinden fazla ihtiyaç duyduğumuz pusuladır.
‘ARINMA MÜCADELESİNİ DESTEKLİYORUM’
“Aynı kararlılığı dış politika vizyonunda da görüyorum. Kişisel lider diplomasisinin değil kurumsal devlet aklının, günübirlik pazarlıkların değil uzun vadeli stratejik vizyonun esas alınması; Türkiye'nin hiçbir gücün ileri karakolu ya da taşeronu olmadan bağımsız, kurumsal ve üretken bir bölgesel güç olarak konumlandırılması, Cumhuriyetin bağımsızlık çizgisinin bugüne taşınmasından başka bir şey değildir.
“Bu inançla; bedel ödemiş bir kişi olarak, Cumhuriyet Halk Partisi'ni kuruluş değerleriyle yeniden buluşturma, siyaseti kirlilikten arındırma ve devleti ahlak zeminine oturtma mücadelesinde Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nu desteklediğimi ve bu onurlu yolda sonuna kadar yanında olacağımı kamuoyuna saygıyla duyururum.”