Cumhuriyet Halk Partisi lideri Özgür Özel, Niğde Yeni Çarşı’da kendisini karşılayan halkla bir araya geldi.
“Tayyip Bey; sen daha bizim karşımıza yeni çıktın. Bir kere yarıştık, onu da ben kazandım. Haydi bakalım” diyen Özgür Özel, “Ben buradan Tayyip Bey’e, Erdoğan’a söylüyorum. Öyle bol bol, geniş geniş konuşuyordun. Cesaretin varsa çık karşımıza, ikinci kez yarışalım, ikinci kez seni yenelim. Benim Cumhurbaşkanı adayım İstanbul’da önce Beylikdüzü’nde, sonra üç sefer üst üste İstanbul Büyükşehir’de senin gösterdiğin adayları yendi. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Özgür Özel olarak, Ekrem İmamoğlu olarak, Mansur Yavaş olarak yenilgiye alışmadık, alışmayacağız” dedi.
Yurttaşlara seslenen Özgür Özel, şunları söyledi:
"BİR KEZ DAHA GELİP BU BANKIN ÜSTÜNE İKTİDAR PARTİSİNİN GENEL BAŞKANI OLARAK ÇIKACAĞIM"
“Şu arabanın girdiği yere kadar girdik. Sokağın içinden yürüdük, geldik. Her yerde olduğu gibi Niğde’de artık insanlar bekliyorlar, karşılıyorlar. Bizimle birlikte sel olup akıyorlar. Halkın coşkun akan selinin önünde kimse duramaz. Bunu herkes böyle bilsin. Bir sel gibi aşağı doğru akarken aramızda bir engelli aracı kaldı üç tekerli. Öyle olunca korktuk izdihamdan zarar veririz diye. Onu kenara almaya çalışırken, ‘Kusura bakma abi, böyle kenara geç’ dedik. ‘Bilerek size doğru geldim’ dedi. Bu elimdekini gösterdi, ‘Benim adım Fuat Baş’ dedi. ‘Bunu sana vermeye geldim. Emanet etmeye geldim. Bunu al git’ dedi, ‘Sonra partini kurtar, ülkeni kurtar, iktidar ol ve bunu bana geri getir’ dedi. Fuat Baş abimin Niğde’de bu emanetini alıyorum. Bir gün buraya geleceğiz, yine bu bankın üstüne çıkacağız ve emaneti Fuat Abi'ye geri vereceğiz. İsmi unutmamak için aklımda tutmaya çalışırken bir yere yazmak yerine Fuat Abi'mi, Niğde’dekilerin Fuat Abi'nin emanetini Niğde’dekilere ve tüm Türkiye’de bizi takip edenlere kayda geçirmek istedim. Bir kez daha Niğde’ye gelip bu bankın üstüne artık ana muhalefetin değil, iktidar partisinin Genel Başkanı olarak çıkacağım.
"ÖZEL OLARAK, İMAMOĞLU OLARAK, YAVAŞ OLARAK YENİLGİYE ALIŞMADIK, ALIŞMAYACAĞIZ"
Göstermiş olduğunuz ilgiye, sevgiye minnettarım. Elbette bugün yaşanan öfkeyi görüyorum ve anlıyorum. Siz şöyle bakıyorsunuz. Parti 47 yıldır hep ikinci parti oldu, bazen baraj altında kaldı. Parti 47 yıldır bugünleri özlüyordu. Adalet ve Kalkınma Partisi kuruldu, yenilgi yüzü görmedi. Özgür Başkan, Genel Başkanımız, o günkü İl Başkanımız, şimdi Parti Üyemiz Adem Başkan, şimdiki seçilmiş İl Başkanımız Bünyamin Başkan ve tüm Türkiye’deki genç değişim ekibi aday oldular, iddia koydular. Dedik ki ‘Eğer bir seçimden ikinci çıkarsak partinin başında durmayız.’ Bana dediler ki ‘Aman yapma, daha dört aylık Genel Başkan’sın.’ ‘Vallahi’ dedim, ‘İddiayı koyacağız. Ya kazanacağız, ya bırakacağız ve gideceğiz. Kazanacak biri gelecek. Bu parti artık kaybetmeyecek.’ Bunun üstüne beş ay sonra, belki o gün Niğde’yi kazanamadık ama Niğde’de bir olan belediyemizi sekize çıkarttık, Türkiye’nin yüzde 65’ini kazandık. 47 yıl sonra kurulduğu gün gibi Cumhuriyet Halk Partisi’ni Türkiye’nin birinci partisi yaptık.
Kurulduğu günden sonra Adalet ve Kalkınma Partisi’ni ilk kez yenilgi ile tanıştırdık. Hani hep Erdoğan şöyle diyordu ya ‘Yarıştık, yendim. Yarıştık, yendim. Ben bunları 11 kere yendim.’ Bakın şimdi Niğde’den ben ne diyorum? Tayyip Bey; sen daha bizim karşımıza yeni çıktın. Bir kere yarıştık, onu da ben kazandım. Haydi bakalım. Ben buradan Tayyip Bey’e, Erdoğan’a söylüyorum. Öyle bol bol, geniş geniş konuşuyordun. Cesaretin varsa çık karşımıza, ikinci kez yarışalım, ikinci kez seni yenelim. Benim Cumhurbaşkanı adayım İstanbul’da önce Beylikdüzü’nde, sonra üç sefer üst üste İstanbul Büyükşehir’de senin gösterdiğin adayları yendi. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Özgür Özel olarak, Ekrem İmamoğlu olarak, Mansur Yavaş olarak yenilgiye alışmadık, alışmayacağız.
"CHP GELDİĞİNDE ÇİFTÇİ BORÇLARINDAN KURTULACAK"
Siz şuna kızıyorsunuz, onu görüyorum, öfkenizi. Hal böyleyken, parti iktidara gidiyorken, Niğde’de rüzgârın yönü değişmişken, yel emekçiden yana, emekliden yana esiyorken… Ne oldu, hasta mı var? Değerli arkadaşlarım, değerli Niğdeliler, değerli büyüklerim, şunu görüyorsunuz. Bugün gittim ve bir dokundum, bin ah işittim. Kiraz üreticisi inim inim inliyor. İki yıl önce 100 liraya sattığı kiraz, geçen sene ürün yok, borç çok, faiz çok iken bu sene 50-60 lira ve toplama maliyetini neredeyse kurtarmıyor. Öyle olunca perişan oldular. Sen almaya kalkınca kirazı alamayacaksın, ateş pahası ama üreticinin elinden toplama maliyetini alıyorlar.
Faizler büyümüş. Biz tarımda kullanılan kredilerin tamamının faizini bir sefere mahsus silmeye, ana parayı da üç ila beş yıla bölmeye söz verdik. Bunu buradan tekrar ediyorum. Herkes şunu bilsin ki CHP geldiğinde çiftçi bir kere borçlarından kurtulacak, hayvancılıkla uğraşanlar bir kere borçlarından kurtulacak. Yani bizim iktidarımızda herkes ikinci bir şansı elde edecek. Emekliler sefaletten, açlıktan; emekçiler alın terlerinin sömürülmesinden kurtulacaklar. İşte biz bunu dünyadaki siyasi akrabalarımız gibi evdeki hanım çalışamıyorsa ev hanımına sigorta vaat ettiğimiz için, Türkiye Cumhuriyeti’nin onurlu bir vatandaşı olan herkese temel vatandaşlık geliri vaat ettiğimiz için, yoksulluğu yönetmeye değil yok etmeye geldiğimizi söylediğimiz için hem yerel seçimlerden birinci çıktık, hem o günden bugüne yapılan bugün anketlerde birinciyiz, en öndeyiz.
"TAYYİP ERDOĞAN ARTIK SEÇİMİ KAZANAMAYACAĞINI ANLADI"
İşte şimdi hal böyle olunca, Tayyip Erdoğan artık seçimi kazanamayacağını anlayınca, kendisi seçim kazanacak bir şey söylemek yerine seçimi bize kaybettirmek için, onu yenecek Cumhuriyet Halk Partisi’ni ortadan kaldırmak için partisinde ana kademenin, kadın kollarının, gençlik kollarının yanında yeni bir kol kurdu, yargı kollarını kurdu. Eskiden darbeler askerlerin üniformalarıyla yapılırken, şimdi savcı, başsavcı cübbeleri ile yapıldı. Cumhuriyet Halk Partisi‘ne karşı yapılan bu operasyonda artık Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidara yürüyen, kazanmayı öğrenmiş, yenilgiye alışmayan ve kendisini yeneceği kadroları tasfiye etmeye kalktı.
"İMAMOĞLU’NA YAPILAN DA GÜNER‘E YAPILAN DA İKTİDARA YÜRÜYEN KADROLARIMIZI ZORA SOKMA HESABIDIR"
19 Mart‘ta Ekrem İmamoğlu’na yapılan da dün sabah Hüseyin Can Güner‘e yapılan da iktidara yürüyen kadrolarımızı zora sokmak, bizi adaysız bırakmak, bizi partimizi elimizden alarak kurumsuz bırakmak ve partiyi Genel Başkanı’na saldırarak lidersiz bırakma hesabıdır. Tayyip Erdoğan’a buradan söylüyorum. Niğde’den tüm Türkiye’ye müjdeliyorum. En son bir kişi kalsak da biz bu yoldan dönmeyiz, bu iktidar yürüşünü durdurmayız. Bu sıcağın altında sizi daha çok tutmamak için sözüm şudur. Emin olun ki yolumuz uzun, zorlu ama kararlı şekilde yürüyerek vardığımızda en sonu huzurlu bir yoldur. Bu yol, iktidar yoldur. Bu yolu benimle yürümeye var mısınız? Bugün Niğde sel olup aktı. Yazın ortasında, pazar günü, günün ortasında güneşin altında bizi bekleyenlere, bize sahip çıkanlara, bizimle olanlara, bu yollarda sel olup akanlara selam olsun, selam olsun hepinize.
"SEL OLUN AKIN, BU ÜLKENİN KADERİNE EL KOYUN"
Buraya, bu bankın üstüne beni sarayın gücü çıkartmadı. Beni buraya, bu bankın üstüne yargı gücü çıkartmadı. Beni bu bankın üstüne paralar, pullar, zengin, yandaş kurumlar çıkartmadı. Beni buraya getiren, bu bankın üstünden sizinle buluşturan milletin gücüdür. Milletime inanıyorum. Elimi uzattığım herkes beni kurtarırcasına, kendini kurtarırcasına sarılıyor. Sarıldıklarım dışında elini tutamadığım, bana sarılmaya gelip ulaşamamış olanlar var. Hepiniz hakkınızı helal edin. Hepinizi çok seviyorum. Televizyonu başından izleyenlere söylüyorum. ‘Ben halimden şikayetçiyim. Gencim şikayetçiyim, yaşlıyım şikayetçiyim, emekliyim şikayetçiyim, emekliyim şikayetçiyim, çiftçiyim şikayetçiyim, nasıl kurtulacağım ben?’ diyene söylüyorum. Niğde’ye bakın. Niğdeliler gibi yapın. Nereye çağrılırsanız oraya gidin. Sel olun akın. Bu ülkenin kaderine el koyun.
Niğde’yi selamlıyorum. İyi ki varsınız. Hepinizi selamlıyorum. Buraya akrabalarımız gelmiş. Niğde’nin Lozan Anlaşması’nda kurtarılan Türklerden, Niğde’deki bir mübadil köyüne, Hasaköy’e yerleştiler. Akrabalarım bana Hasaköy‘den kitabı yazıp yollamışlar. Hasaköy’e selam olsun. Tüm Balkan göçmenlerine selam olsun. Tüm Türkiye’ye selam olsun. Hepinizi çok seviyorum. Sağ olun var olun.”