Buğday ve arpada, Toprak Mahsülleri Ofisi’nin (TMO) henüz hasat bitmeden açıkladığı alım fiyatlarına üreticilerin tepkiler sürdürüyor.
TMO’nun geçtiğimiz günlerde açıkladığı alım fiyatlarında makarnalık ve ekmeklik buğdayda 16 bin 500 lira, arpada 12 bin 750 lira olarak belirledi. Üreticiler, bu fiyatların maliyetlere dahi yetmeyeceğini söyleyerek borçla üretip, sıfır kazanç elde eden tek işkolunun tarım olduğunu belirtti.
Tarımsal üretim yapan kişilerin yaşlarının artık 60’ın üstünde olduğunu söyleyen üreticiler, çiftçiliğin bitme noktasına gelmesinin yanı sıra, hükümetin tarımda izlediği politikalar nedeniyle üreticinin şehirlere göç edip, sermayeye ucuz işgücü olmak zorunda bırakıldıklarını ve bunun AKP rejiminin bilinçli bir tercihi olduğunu kaydetti. Tarlaların ise yine şirketlere gittiğini aktaran çiftçiler, üretmeye, umut etmeye devam etmek istediklerini ancak bu şartlarda göçe zorlandıklarını anlattı. Diğer yandan TMO’nun ödemeleri 45 gün sonra yapmasına üretici "Köylü borçlu kalmayı sevmez, borçları olanlar tüccarların eline kaldı" dedi.
MALİYETLER BİLİNENİN ÇOK DAHA ÜSTÜNDE
Adana Çukurova’da buğday üretimi yapan Çiftçi-Sen üyesi Uğur Samen ise üreticinin maliyet hesaplaması yaparken kendi emeklerini, yevmiyeleri içerisine eklemediklerini belirtti. Yalnızca girdiler değil, ekipmanlar, ekipmanların bakımlarının da çiftçinin omuzunda yük olduğunu söyleyen Samen, ”Mesleğimiz için önemli olan amortisman hesabı yapılmıyor. Ortalama sıfır bir traktör almaya kalktığınızda milyonlar tutuyor. Bir de bu traktörün arkasına kullandığımız bizim tarımsal aletler var. Bu aletleri de dizdiğinizde bir traktör fiyatı kadar da onlar, hatta daha fazlasını tutuyor. Yani bugün için belirli dönüm bir araziyi işleyip işte buğday, mısır, arpa, soya yetiştirirken ki bu da bahsettiğim emek yoğun değil, daha çok makineyle yapılan işler bunları yaparken en azından indirilmiş rakamlarla milyonlarca liralık bir makine ekipmana ihtiyacınız var” diye konuştu.
ÇİFTÇİLİK EN ÖRGÜTSÜZ EN SAHİPSİZ MESLEK
Açıklanan fiyatları üreticinin kabul etmediğini söyleyen Samen, tepkilerin çok yerinde ancak fevri verildiğini söyledi. Çiftçilerin örgütlülüğünün çok yetersiz olduğunu vurgulayan Samen, örgütlenme çağrısı yaparken devamında şunları söyledi: “Bu memlekette diğer sektörler de örgütsüz ama çiftçiler bunların içerisinde en örgütsüz olanı, en sahipsiz olanı ve herkes çiftçinin üzerinden para kazanıyor. Esnaf, zirai ilaç satıyor, mazot satıyor, tohum satıyor, gübre satıyor. Önemli değil, liraya alır, üzerine koyar satar, yine parasını kazanıyor. Bir tek kazanmayan şey var; üretici.”
BOŞ KALAN TARLALAR ŞİRKETLERE KALIYOR
Girdi maliyetlerinin sürekli yükseldiğini ve bunun yanında üretici ne kadar eker ve dikerse o kadar zarar ettiğini söyleyen Samen, çiftçinin bıraktığı arsasının şirketlere verildiğini ve bunun bir hükümet politikası olduğunu belirttii: “Tarıma, toprağa artık zar zor tutunanlar, arazisi küçük olan, verimsiz olan, buradan ailesini geçindiremeyenler. Bir noktaya geldiğinde diyor ki ‘Tamam, ben arazimi bırakayım, gideyim şehirde bir işe gireyim.’ Eskiden mantık buydu. Ama şehirde barınmanın, yaşamanın, tutunabilmenin maliyeti çok yükseldi. Çiftçilerin yaş ortalaması 60. Şehre gitse bu çiftçinin kirası var, aidatı var, iş yok. Çiftçi ekicidir, çiftçi umuttur, umut eder. Biz üretimden, üretmekten yanayız. Biz bıraktığımızda üretimi, bu araziler şirketlere gidiyor, büyük firmalara gidiyor. Şehre giden 60 yaşındaki üretici, yine sermayenin ucuz işgücü oluyor."
"Birkaç firma zengin olacak diye Çukurova’da binlerce insan mağdur ediliyorsa, binlerce üretici mağdur ediliyorsa bu bilmezlikten değil, bir tercihten kaynaklanıyor" diye konuşan Samen "Küçük çiftçi batınca arazisi buhar olmuyor, şirketlere gidiyor” dedi.
BORÇLA ÜRETİP SIFIR KÂR EDİYORUZ
Keşan Kozköy’de buğday üreten Mehmet Ali Yetim ise tarımdaki çıkmazı şu sözlerle özetledi: "Dönümünü 5 bin lira kirayla kiraladığımız arazilere aylarca emek veriyoruz. Sadece bu kira bedeli bile kilogram başına 6-7 liralık bir maliyet oluşturuyor; bunun içine daha ilaç, gübre ve işçilik masraflarını dâhil etmiyoruz. Trakya’da bu yıl verimin çok iyi olacağı söyleniyordu ancak beklentimiz dönüm başına 500 kilogramken şu an ancak 400 kilogramı görebiliyoruz. 400 kilo verim aldığınızda elde ettiğiniz gelir sadece maliyeti kurtarıyor. Dünyada emeğinin karşılığında sıfır kazanç elde eden tek meslek grubu herhalde biziz. Üstelik üretimi zaten borçla yapıyoruz; kimsenin yüzü gülmüyor.
Mevcut politikalarla ve hükümetin bu tarım anlayışıyla bu işin sürdürülebilmesi imkânsız. Kimsenin elinden bir şey gelmiyor. İnsanlar konuşmaya, sesini çıkarmaya korkuyor. Kendi ürettiğin malın fiyatını kendin belirleyemiyorsun. TMO ürünü alacağını söylüyor ama parasını 45 gün sonra ödeyeceğini belirtiyor. Bizim her yere borcumuz var, geçim derdimiz var; bekleyecek gücümüz yok. Ürünü hakkı olan 16,5 liradan TMO’ya veremeyeceğiz, borçlarımız yüzünden mecburen 14-15 liraya tüccara satmak zorunda kalacağız. Köylü borçlu kalamaz, borcu varken uyuyamaz. Bu yüzden en sonunda ‘lanet olsun’ deyip malını ucuza elden çıkaracak ve üretici yine tüccarın insafına kalacak."
***
GİRDİLER ARTTI, FİYATLAR UMUTSUZLUK YARATTI
Artan hayat pahalılığı bir yana, ABD-İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla son 5 aydır dalgalanma yaşayan enerji piyasası, tarımın en önemli girdilerinden mazot, gübre gibi kalemler TÜİK’in Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi’nde (Tarım-GFE), dahi zirveyi gördü.
TÜİK verilerine göre tarımsal girdi maliyetleri (Tarım-GFE), önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 34,26 oranında artış gösterirken en yüksek yıllık artış oranı yüzde 48,33 ile gübre ve tarımsal ilaçlar gibi temel ürünlerde kaydedildi. Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin (TZOB) verilerine göre de girdi maliyetlerinde en büyük artış yaşayan kalem gübre oldu. Geçen yılın Nisan ayına göre son bir yılda amonyum sülfat gübresi yüzde 104,3, amonyum nitrat gübresi yüzde 84,2, üre gübresi yüzde 76,2 zamlandı. Alım fiyatları, üreticinin maliyetlerinin altında kalacağına işaret etti.
TZOB’a göre elektrik fiyatları yıllık yüzde 25,1 oranında yükselirken tarım ilacı yüzde 27,8 arttı. Nisanda mazot fiyatı yıllık yüzde 57,6 yükseldi.
Artan maliyetlerinin yanında açıklanan buğday, arpa fiyatlarının geçen yıla göre artışı, girdi maliyetlerinin artışının çok aşağısında kaldı. Geçen yıl 13 bin 500 liraya satılan buğdayda yüzde 22,22 artış yaşandı. Arpada ise durum daha kötü seyretti. Geçtiğimiz yıl tonu 12 bin 750 liradan işlem gören arpada yüzde 15,91’lik artışın olması, çiftçilerin tepkisine neden oldu. Bu sezon için açıklanan alım fiyatları, girdi maliyetlerinin yanına yaklaşamadı. Geçen yıl 13 bin 500 liraya satılan buğdayda yüzde 22,22 artış yaşanırken geçtiğimiz yıl tonu 12 bin 750 liradan işlem gören arpada yüzde 15,91’lik artışın olması çiftçilerin tepkisine neden oldu.
***

FİYATLARA TEPKİ GÖSTEREN ÜRETİCİYE JANDARMA ENGELİ
TMO’nun 2026 yılı için açıkladığı buğday ve arpa alım fiyatlarının maliyetlerin ve hayat pahalılığının çok altında kalmasına tepki gösteren çiftçiler, Konya’nın Cihanbeyli ilçesinde eylem yaptı. Ankara yoluna yürümek isteyen üreticilerin önü jandarma barikatıyla kesildi.
Tarım ve Orman Bakanlığı, Toprak Mahsulleri Ofisinin (TMO) 2026 yılı için makarnalık ve ekmeklik buğday için ton başına 16 bin 500 TL, arpada ise ton başına 12 bin 750 TL ödeme yapacağını açıkladı. Sefalet fiyatlarına karşı Konya Cihanbeyli’de bir araya gelen çiftçiler eylem yaptı.
Konya-Ankara yoluna çıkmak isteyen üreticilerin önüne jandarma barikatı ile kesildi.
Jandarmanın barikat kurarak çiftçileri engellemeye çalışmasına tepki gösteren çiftçiler, “Bizler alın terimizi toprağa dökerek, bin bir emek ve fedakarlıkla hasat döneminde getirdiğimiz ürünlerin karşılığını bekliyoruz. Başka bir beklentimiz yok. Her yerde, girişlerde kontrol, geçişlere izin vermeme... Nedir bu endişe? Hizmet veya fiyatla ilgili bir endişemizi toplu olarak dile getirdik. Bu korkunun amacı nedir? Şunu da söylüyorum: Konya dik durur, eğilmez” dedi.
***

SOĞANINI SATAMAYAN ÜRETİCİ HALKA DAĞITTI
Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde bir çiftçi, ürettiği soğanları satamayınca tarlasını halka açtı. Yurttaşlar, bedava soğan için tarlaya akın etti. Bir yurttaş, "Kuru ekmeğe, soğana muhtaç olduk" derken bir başka yurttaş, "Başımızdakiler bizi buna muhtaç etti işte, ne yapalım. Ne yapacağız, yiyeceğiz" dedi
Burada konuşan bir yurttaş şunları söyledi: "Soğan çarşıda 40 lira, burada bedava ama emek edip de toplarsan. Bir haber geldi, ‘soğan varmış’ dediler. Kuru ekmeğe soğana muhtaç olduk, Mahsuni Şerif diyor." Başka bir yurttaş ise, "Soğan başağı yaptık bedava, adam tarlayı sürmüş, kazanamamış, biz de geldik" derken; bir başka yurttaş ise "Soğan başağı yapıyoruz. Başımızdakiler bizi buna muhtaç etti işte, ne yapalım. Ne yapacağız, yiyeceğiz. Börek, çörek her şeye kullanırız" diye konuştu.