Yaklaşık 1190 derece sıcaklıktaki fırın başında çalışan çift, Roma döneminden günümüze ulaşan teknikler ve el aletleriyle camı şekillendirerek Ege Bölgesi’nde bu sanatı yaşatan tek ekip olma özelliğini taşıyor.
Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Cam Bölümü’nde eğitim gördükleri dönemde tanışan Korun çifti, hem yaşamlarını hem de sanatlarını birleştirerek Nisan 2024’te İzmir’de kendi atölyelerini kurdu. Türkiye’de oldukça sınırlı sayıda kişinin yaptığı sıcak cam üfleme sanatını icra ettiklerini belirten Zeynep Korun, üretimde kullanılan özel cam ham maddesinin Çek Cumhuriyeti’nden temin edildiğini ifade etti.
Atölyelerinde sürekli çalışan doğalgazlı bir fırın bulunduğunu söyleyen Korun, “1190 derece sıcaklıktaki fırınımız hiç kapanmıyor. Camı burada eritiyor, ardından ‘pipo’ adı verilen uzun metal çubuklarla alarak dışarı çıkarıyoruz. Sonrasında renklendirme ve şekillendirme aşamalarına geçiyoruz” dedi.
Tarihin izlerini taşıyan üretim süreci
Üretim yöntemlerinin büyük ölçüde insan emeğine dayandığını vurgulayan Zeynep Korun, kullanılan birçok el aletinin kökeninin Roma dönemine uzandığını belirtti. Korun, “Bugün bir Roma dönemi cam ustası atölyemize gelse, kullandığımız teknikler ve araçlar ona oldukça tanıdık gelirdi. Sıcak cam üfleme büyük bir tutku gerektiriyor. Sürecin zorluğu kadar ortaya çıkan eserin verdiği tatmin de insanı bu mesleğe bağlıyor” diye konuştu.
Atölyede sıfır atık anlayışıyla çalıştıklarını da dile getiren Korun, kendi üretimlerinden çıkan camları tamamen geri dönüştürebildiklerini söyledi. Ancak farklı türde camların genleşme katsayılarının uyuşmaması nedeniyle çok küçük miktarlarda bile yabancı cam karışmasının eserlerde çatlamalara yol açabildiğini ifade etti.
Her eser tek ve tekrarlanamaz
Camı yalnızca bir üretim malzemesi değil, aynı zamanda sanatsal bir ifade aracı olarak gördüklerini belirten Oraltay Korun ise kendilerini “cam sanatçısı” olarak tanımladıklarını söyledi. Türkiye’de bu alanda üniversite düzeyinde eğitim veren bölümden mezun olduklarını hatırlatan Korun, çalışmalarında hiçbir kalıp kullanmadıklarını vurguladı.
“Ürünlerimizi tamamen el işçiliğiyle şekillendiriyoruz. Bu nedenle ortaya çıkan her parça tasarım sürecinin ve hayal gücünün bir sonucu. Kalıp kullanmadığımız için aynı eserin birebir kopyasını yapmak mümkün değil. Tekrar üretmeye çalışsak bile ancak büyük ölçüde benzerini elde edebiliyoruz. Bu da her ürünü kendine özgü kılıyor” dedi.
“Camla uyum içinde çalışmak gerekiyor”
Sıcak camla çalışmanın en büyük zorluklarından birinin malzemenin öngörülemez yapısı olduğunu söyleyen Oraltay Korun, camın hassas ve kırılgan bir malzeme olduğuna dikkat çekti. “Şekillendirme sırasında cama doğrudan dokunamazsınız; tüm süreci özel el aletleriyle yönetirsiniz. Cam sanatçıları arasında sıkça söylenen bir söz vardır: ‘Camı siz yönetmezsiniz, onun özelliklerine uyum sağlarsınız.’ Bu nedenle üretimin her aşamasında camla adeta ortak bir ritim yakalamak gerekir” ifadelerini kullandı.
Ege Bölgesi’ndeki tek sıcak cam atölyesi olarak yalnızca üretim yapmakla kalmadıklarını belirten Korun çifti, genç cam sanatçılarına staj ve çalışma fırsatları sunduklarını, ayrıca düzenledikleri atölye etkinlikleriyle İzmir ve çevresindeki kültür-sanat yaşamına katkı sağlamayı amaçladıklarını ifade etti.