Ana içeriğe geç

Sofrada devrim, ekonomide dönüşüm

Küresel gıda sistemi, yarattığı sağlık ve çevre tahribatıyla dünya ekonomisine her yıl 20 trilyon dolara ulaşan gizli bir fatura kesiyor. Nature dergisinde yayımlanan yeni araştırma, tabağımızdaki radikal bir değişimin 2050’ye kadar tarımsal emisyonları %85 azaltabileceğini ve bitkisel gıda pazarını 890 milyar dolarlık devasa bir büyüklüğe taşıyacağını ortaya koydu.

Sofrada devrim, ekonomide dönüşüm
Dünya Gazetesi
16

Başak Nur GÖKÇAM
[email protected]

Dünya ekonomisi, bir yandan karbon emis­yonlarını sıfırlama mücadelesi verirken diğer yandan mevcut gıda siste­minin yarattığı devasa gizli maliyetlerin baskısı altında eziliyor. Bugün küresel gıda endüstrisi, sağlık harcamala­rından çevresel tahribata, ve­rimlilik kayıplarından iklim yıkımlarına kadar her yıl dün­ya ekonomisine yaklaşık 10 ila 20 trilyon dolar arasında gizli bir yük bindiriyor. Bu ağır fa­turanın en büyük kaynağı ise niteliksiz, sürdürülemez ve sağlıksız beslenme modelleri.

Londra Hijyen ve Tropikal Tıp Okulu (LSHTM), Cornell Üniversitesi ve 10 farklı ulus­lararası modelleme ekibinden araştırmacıların saygın bilim dergisi Nature’da yayımladı­ğı son çalışma, gezegenin ve ekonominin geleceği için ta­rihi bir reçete sunuyor. Araş­tırmacılar, 2025 EAT-Lancet Komisyonu’nun tavsiye ettiği sürdürülebilir gıda modeli uy­gulandığı takdirde, gıda üre­timinin ve arazi kullanımının nasıl köklü bir dönüşüm geçi­receğini simüle etti.

Trilyon dolarlık gizli fatura

Mevcut sistemin sürdürü­lemez olduğunun vurgulan­dığı raporda şu değerlendir­melere yer verildi: “Gıda siste­mimizin yarattığı yıllık 10-20 trilyon dolarlık gizli maliyet, tüketicilerin etiketlerde gör­mediği ancak toplumların sağlık sistemleri ve çevre tah­ribatı üzerinden ödediği ağır bir faturadır. Daha sağlıklı beslenmeye, verimli tarıma ve sıfır gıda israfına dayalı bü­tüncül bir küresel dönüşüm; 2050 yılına kadar çiftçilerin ne ürettiğini, toprağın nasıl iş­lendiğini ve finansal kaynak­ların nereye akacağını temel­den değiştirecektir.”

Yapılan modellemelere gö­re, bitkisel ağırlıklı ve dengeli beslenmeye geçiş, hayvancılık sektörünün küresel ekonomik değerinde ciddi bir daralma­ya yol açarken, bitkisel gıda pazarında devasa bir patlama yaratacak. 2020 yılı verileriy­le kıyaslandığında, toplam kü­resel hayvancılık üretim de­ğerinin yüzde 42 oranında düşerek 630 milyar dolar geri­leyeceği hesaplanıyor.

Sürüler azalıyor üretim değişiyor

Dönüşümün en sert hisse­dileceği alan ise geviş getiren hayvan üretimi olacak. Rapo­ra göre en büyük kırılma sığır, koyun ve keçi gibi geviş geti­ren hayvanların üretiminde yaşanacak. 2050 yılına kadar bu sektörün küresel pazarda­ki ekonomik değerinin yüzde 70 oranında, yani yaklaşık 274 milyar dolar azalacağı ve dün­ya genelinde 2020’ye kıyasla 400 milyon daha az geviş ge­tiren hayvan olacağını öngö­rülüyor.

Hayvancılıktaki bu küçül­meye karşılık, sebze, meyve, kuruyemiş ve baklagil sektör­leri altın çağını yaşayacak. Fa­sulye, bezelye, mercimek ve nohut gibi yüksek lif ve prote­in içeren, hayvansal gıdalara kıyasla katbekat az doğal kay­nak tüketen bitkisel gıdala­rın küresel pazar değeri yüzde 57 artarak 890 milyar dolar­lık devasa bir büyüklüğe ula­şacak. Yeni tarım modeli sa­yesinde küresel tarım arazisi kullanımı mevcut gidişata kı­yasla yüzde 6 azalacak ve do­ğaya devasa bir alan kazandı­rılacak.

Milyonlarca çiftçi etkilenecek

Araştırmaya ilişkin değer­lendirmede bulunan baş ya­zar Dr. Matt Gibson, “Gıda sis­temlerini dönüştürmek, sağ­lığımız ve çevre için muazzam potansiyel faydalar sağlaya­caktır, ancak sonuçlarımızın açıkça gösterdiği gibi, küresel tarımda temel değişikliklere yol açacak ve milyonlarca çift­çi ve gıda üreticisinin yaşamı­nı etkileyecektir. Bu sonuçları hareketsizlik için bir bahane olarak kullanmak yerine, hü­kümetlerin bu zorluğun üste­sinden gelmesi ve sağlığımız ve gezegenimiz için zor ka­rarlar alması kritik önem ta­şıyor. Bu, mevcut durumdan kâr elde eden güçlü gruplar­la ve hem gıdamızı üretenleri hem de ondan beslenmesi ge­rekenleri mağdur eden küre­sel gıda sistemiyle yüzleşmek anlamına geliyor” dedi.

Cornell Üniversitesi’nden çalışmanın ortak yazarların­dan Daniel Mason-D’Croz ise, “Bu senaryoları, ne olacağı­na dair bir tahmin olarak de­ğil, zorlukların ve fırsatların nerede ortaya çıkabileceğine dair yararlı bir erken kılavuz olarak değerlendirmeliyiz. Hangi sektörlerin daralması, hangilerinin genişlemesi ge­rekecek? Bu büyüklükte bir dönüşüm 2050’de başlaya­maz. Bu çalışmada vurgula­nan gibi öngörü modelleme­si, daha sürdürülebilir, sağlık­lı ve adil gıda sistemleri için bugün yapılacak eylemle­ri bilgilendirmek için değer­li bir araçtır” açıklamasında bulundu.

Milyonlarca erken ölüm engellenecek

Dönüşümün iklim ve insan sağlığı üzerindeki etkileri ise ekonomik boyut kadar çarpıcı. Çalışmaya göre geliştirilen modelleme ile sağlıklı ve sürdürülebilir bir beslenme modeline küresel geçiş, dünya çapında her yıl tam 15 milyon erken ölümü önleyebileceğini kanıtladı. Ayrıca ormanların kesilmesi, sulak alanların kurutulması ve otlakların açılması gibi faaliyetleri kapsayan arazi kullanım değişikliklerinden kaynaklanan net karbondioksit emisyonlarının, 2050 yılına kadar 2020 seviyelerine göre yüzde 85 oranında azalacağı belirtildi.

Teşviklerde ‘yeşil rotasyon’ dönemi

Küresel beslenme dönüşümü, tarımsal sübvansiyon mekanizmalarının da sil baştan kurgulanmasını zorunlu kılacak. Hâlen küresel ölçekte verilen yıllık yüz milyarlarca dolarlık tarımsal desteğin büyük kısmı yoğun hayvancılık ve yem bitkileri üretimine akıyor. Araştırmanın ek analizleri, bu teşviklerin doğrudan proteince zengin baklagiller, yerel sebze türleri ve rejeneratif (onarıcı) tarım tekniklerine kaydırılması gerektiğini gösteriyor. Çiftçilerin gelir kaybı yaşamadan geleneksel hayvancılıktan bitkisel protein üretimine geçebilmeleri için kurulacak ‘Yeşil Dönüşüm Fonları’, tarım sektöründeki istihdam yapısını ve kırsal ekonomileri korumanın tek anahtarı olabilir.

Kaynağa Git

İlgili Haberler