Başak Nur GÖKÇAM
[email protected]
Dünya ekonomisi, bir yandan karbon emisyonlarını sıfırlama mücadelesi verirken diğer yandan mevcut gıda sisteminin yarattığı devasa gizli maliyetlerin baskısı altında eziliyor. Bugün küresel gıda endüstrisi, sağlık harcamalarından çevresel tahribata, verimlilik kayıplarından iklim yıkımlarına kadar her yıl dünya ekonomisine yaklaşık 10 ila 20 trilyon dolar arasında gizli bir yük bindiriyor. Bu ağır faturanın en büyük kaynağı ise niteliksiz, sürdürülemez ve sağlıksız beslenme modelleri.
Londra Hijyen ve Tropikal Tıp Okulu (LSHTM), Cornell Üniversitesi ve 10 farklı uluslararası modelleme ekibinden araştırmacıların saygın bilim dergisi Nature’da yayımladığı son çalışma, gezegenin ve ekonominin geleceği için tarihi bir reçete sunuyor. Araştırmacılar, 2025 EAT-Lancet Komisyonu’nun tavsiye ettiği sürdürülebilir gıda modeli uygulandığı takdirde, gıda üretiminin ve arazi kullanımının nasıl köklü bir dönüşüm geçireceğini simüle etti.
Trilyon dolarlık gizli fatura
Mevcut sistemin sürdürülemez olduğunun vurgulandığı raporda şu değerlendirmelere yer verildi: “Gıda sistemimizin yarattığı yıllık 10-20 trilyon dolarlık gizli maliyet, tüketicilerin etiketlerde görmediği ancak toplumların sağlık sistemleri ve çevre tahribatı üzerinden ödediği ağır bir faturadır. Daha sağlıklı beslenmeye, verimli tarıma ve sıfır gıda israfına dayalı bütüncül bir küresel dönüşüm; 2050 yılına kadar çiftçilerin ne ürettiğini, toprağın nasıl işlendiğini ve finansal kaynakların nereye akacağını temelden değiştirecektir.”
Yapılan modellemelere göre, bitkisel ağırlıklı ve dengeli beslenmeye geçiş, hayvancılık sektörünün küresel ekonomik değerinde ciddi bir daralmaya yol açarken, bitkisel gıda pazarında devasa bir patlama yaratacak. 2020 yılı verileriyle kıyaslandığında, toplam küresel hayvancılık üretim değerinin yüzde 42 oranında düşerek 630 milyar dolar gerileyeceği hesaplanıyor.
Sürüler azalıyor üretim değişiyor
Dönüşümün en sert hissedileceği alan ise geviş getiren hayvan üretimi olacak. Rapora göre en büyük kırılma sığır, koyun ve keçi gibi geviş getiren hayvanların üretiminde yaşanacak. 2050 yılına kadar bu sektörün küresel pazardaki ekonomik değerinin yüzde 70 oranında, yani yaklaşık 274 milyar dolar azalacağı ve dünya genelinde 2020’ye kıyasla 400 milyon daha az geviş getiren hayvan olacağını öngörülüyor.
Hayvancılıktaki bu küçülmeye karşılık, sebze, meyve, kuruyemiş ve baklagil sektörleri altın çağını yaşayacak. Fasulye, bezelye, mercimek ve nohut gibi yüksek lif ve protein içeren, hayvansal gıdalara kıyasla katbekat az doğal kaynak tüketen bitkisel gıdaların küresel pazar değeri yüzde 57 artarak 890 milyar dolarlık devasa bir büyüklüğe ulaşacak. Yeni tarım modeli sayesinde küresel tarım arazisi kullanımı mevcut gidişata kıyasla yüzde 6 azalacak ve doğaya devasa bir alan kazandırılacak.
Milyonlarca çiftçi etkilenecek
Araştırmaya ilişkin değerlendirmede bulunan baş yazar Dr. Matt Gibson, “Gıda sistemlerini dönüştürmek, sağlığımız ve çevre için muazzam potansiyel faydalar sağlayacaktır, ancak sonuçlarımızın açıkça gösterdiği gibi, küresel tarımda temel değişikliklere yol açacak ve milyonlarca çiftçi ve gıda üreticisinin yaşamını etkileyecektir. Bu sonuçları hareketsizlik için bir bahane olarak kullanmak yerine, hükümetlerin bu zorluğun üstesinden gelmesi ve sağlığımız ve gezegenimiz için zor kararlar alması kritik önem taşıyor. Bu, mevcut durumdan kâr elde eden güçlü gruplarla ve hem gıdamızı üretenleri hem de ondan beslenmesi gerekenleri mağdur eden küresel gıda sistemiyle yüzleşmek anlamına geliyor” dedi.
Cornell Üniversitesi’nden çalışmanın ortak yazarlarından Daniel Mason-D’Croz ise, “Bu senaryoları, ne olacağına dair bir tahmin olarak değil, zorlukların ve fırsatların nerede ortaya çıkabileceğine dair yararlı bir erken kılavuz olarak değerlendirmeliyiz. Hangi sektörlerin daralması, hangilerinin genişlemesi gerekecek? Bu büyüklükte bir dönüşüm 2050’de başlayamaz. Bu çalışmada vurgulanan gibi öngörü modellemesi, daha sürdürülebilir, sağlıklı ve adil gıda sistemleri için bugün yapılacak eylemleri bilgilendirmek için değerli bir araçtır” açıklamasında bulundu.
Milyonlarca erken ölüm engellenecek
Dönüşümün iklim ve insan sağlığı üzerindeki etkileri ise ekonomik boyut kadar çarpıcı. Çalışmaya göre geliştirilen modelleme ile sağlıklı ve sürdürülebilir bir beslenme modeline küresel geçiş, dünya çapında her yıl tam 15 milyon erken ölümü önleyebileceğini kanıtladı. Ayrıca ormanların kesilmesi, sulak alanların kurutulması ve otlakların açılması gibi faaliyetleri kapsayan arazi kullanım değişikliklerinden kaynaklanan net karbondioksit emisyonlarının, 2050 yılına kadar 2020 seviyelerine göre yüzde 85 oranında azalacağı belirtildi.
Teşviklerde ‘yeşil rotasyon’ dönemi
Küresel beslenme dönüşümü, tarımsal sübvansiyon mekanizmalarının da sil baştan kurgulanmasını zorunlu kılacak. Hâlen küresel ölçekte verilen yıllık yüz milyarlarca dolarlık tarımsal desteğin büyük kısmı yoğun hayvancılık ve yem bitkileri üretimine akıyor. Araştırmanın ek analizleri, bu teşviklerin doğrudan proteince zengin baklagiller, yerel sebze türleri ve rejeneratif (onarıcı) tarım tekniklerine kaydırılması gerektiğini gösteriyor. Çiftçilerin gelir kaybı yaşamadan geleneksel hayvancılıktan bitkisel protein üretimine geçebilmeleri için kurulacak ‘Yeşil Dönüşüm Fonları’, tarım sektöründeki istihdam yapısını ve kırsal ekonomileri korumanın tek anahtarı olabilir.