Haber Merkezi
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik soruşturma kapsamında tutuklanan kadın yöneticilerin duruşma salonlarına taşıdığı çıplak arama ve kötü muamele, davanın hukuki boyutunun ötesinde kadınlar üzerinde kurulan baskı yöntemlerini yeniden gündeme getirdi. Hak savunucuları, “Çıplak arama bir cinsel işkencedir. Utanması gereken, bu uygulamalara imza atanlardır” diyerek yaşananlara tepki gösterdi.
Tutuklu eski Medya A.Ş. Genel Müdürü İpek Elif Atayman’ın Afyon Cezaevi’ne sevkinin ardından yerde yatmak zorunda bırakıldığını, kelepçeli ve izole şekilde taşındığını, fiziki ve psikolojik şiddete uğradığını açıklamasının ardından, Medya A.Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker’in önceki gün yaptığı savunma kamuoyunun gündemine oturdu. Türker, gözaltı sürecinde bir polisin önce üstünü çıkarmasını istediğini, ardından iç çamaşırını da çıkarmasını istediğini anlattı. Ardından Türker, İBB dosyası savcısının kendisine, “Sen bu kafayla çocuklarını asla göremeyeceksin” sözlerini de aktarması maruz bırakıldığı psikolojik şiddeti gözler önüne serdi.
Kadınların bedenleri ve mahremiyetlerinin bir baskı aracına dönüştürüldüğünü gösteren bu yaşananlar, İBB davasında “etkin pişmanlık” sürecinin hangi yöntemlerle yürütüldüğüne ilişkin soru işaretlerini daha da büyüttü. Savunmalar, kadın tutukluların yalnızca özgürlüklerinden değil, kadın bedeni ve aile bağları üzerinden de teslim alınmaya çalışıldığını ortaya koydu.
UTANMASI GEREKENLER UYGULAMAYA İMZA ATANDIR
Türker’in “Ben utanmıyorum, yapanlar utansın” diyerek yaşadıklarını aktarmasının ardından kamuoyunda tepkiler çığ gibi büyüdü. Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Türker hakkında yaptığı açıklamasında, "Kolluğun; Özellikle kalabalık gözaltılarda ve siyasi dosyalarda özellikle kadınlara yönelik olarak gerçekleştirdiği çıplak aramanın hukukta hiçbir yeri yoktur, suçtur ve açık olarak işkencedir. Zamanaşımı olmayan bu suçu işleyen kolluk görevlileri hakkında derhal soruşturma başlatılmalıdır" ifadelerini kullandı. Dernek, Türker’in maruz bırakıldığı şiddetin takipçisi olacaklarını bildirdi.
Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu tarafından yapılan açıklamada ise “Çıplak arama, Birleşmiş Milletler ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında açıkça yasaklanmış bir işkence ve kötü muamele biçimidir. Kadınların bedeni, anneliği ve çocukları hiçbir koşulda baskı aracı olamaz. ‘Utanmıyorum’ diyen Türker’in yanındayız. Utanması gereken, bu uygulamalara imza atanlardır. Derhal bağımsız ve etkili soruşturma başlatılmalıdır” denildi.
İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi’nden yapılan açıklamada ise “Kadınların bedenleri üzerinden denetim kurmaya, onları utandırmaya ve susturmaya yönelik her türlü uygulama kabul edilemez. Ancak bilinmelidir ki utanç yer değiştirmiştir. Kadınların bedenlerini ve anneliklerini bir baskı aracına dönüştürenler utanmalıdır; maruz bırakıldıkları ihlalleri dile getiren kadınlar değil. Çıplak arama bir cinsel işkencedir; işkence ve kötü muamele yasağı ise mutlak niteliktedir. Bu nedenle kamuoyuna yansıyan iddiaların etkin, bağımsız ve tarafsız bir şekilde soruşturulması, sorumlular hakkında gerekli yasal işlemlerin gecikmeksizin yürütülmesi gerekmektedir” ifadeleri kullanıldı.
EMNİYET YALANLADI, GÜRLEK SESSİZLİĞE GÖMÜLDÜ
Türker’in yaşadıklarını aktarmasının ardından İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü de konuya ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada yapılan tüm işlemlerin hukuki mevzuat doğrultusunda yerine getirildiği savunuldu ve Türker’in "çıplak arama" beyanını reddetti. Tepkilerin ardından Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı da konuya ilişkin 21 Aralık 2025 tarihinde yaptığı açıklamayı sosyal medya hesabından dün yeniden paylaştı. Başsavcılık da açıklamaları reddetti.
Adalet Bakanı Akın Gürlek ise konuya ilişkin adeta sessizliğe gömüldü. Dün Bakanlık binasından çıkarken gazetecilerin sorularını duymazdan gelen Gürlek, "Toplantımız var" diyerek uzaklaştı.
***
GAZETECİ İSMAİL ARI DA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNMUŞTU
Türker’in çarpıcı açıklamaları, gözaltı ve cezaevlerindeki hak ihlallerini yeniden gündeme getirdi. Gazetecilik yaptığı için Sincan Cezaevi’nde 75 gün tutuklu kalan BirGün muhabiri İsmail Arı’ya da gözaltı sürecinde Ankara Emniyeti’nde çıplak arama yapılmak istenmişti ancak Arı reddetmişti. Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde geçen hafta hâkim karşısına çıkan Arı, uygulamayı dayatan polisler hakkında suç duyurusunda bulunulmasını istemişti. Mahkeme heyeti, İsmail Arı’nın suç duyurusunu kabul etmişti.
SADECE 5 AY HAPİS
Gezi Direnişi sırasında polisin çıplak arama yaptığı Taksim Dayanışması sözcülerinden mimar Mücella Yapıcı ve kızı Cansu Yapıcı’nın açtığı davadan karar çıktı. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘işkence ve eziyet’ suçundan yargılanan üç polisten biri beraat etti, ikisi 5’er ay hapis cezası verildi.