Ana içeriğe geç

Devlet Bahçeli, NATO'da yeni dönemi işaret etti: Türkiye başat rol üstlenecek

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulunuyor. Türkiye'nin NATO'nun temel kaldıracı olduğuna dikkat çeken Bahçeli, ittifakın yeni bir dönemin başında olduğunu ifade etti. Bahçeli, "Türkiye, ittifakın geçmişini, bugününü ve muhtemel yarınını muazzam bir senteze ulaştıracak; ittifakın yarınlarının yeniden biçimlendirilmesinde başat rol üstlenecektir" dedi.

Devlet Bahçeli, NATO'da yeni dönemi işaret etti: Türkiye başat rol üstlenecek
Akşam
16

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında konuşuyor.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

Bölge istikrarının tesis adına okyanus ötesi meclisler ile kadim coğrafyalar arasında filizlenen uzlaşı araştırmaların ve diplomatik köprüler bir yanda bölgemizde sulh ümidini yeşerttirirken diğer yanda bu barış iklimini baltalamak isteyen gözü dönmüş şer odaklarının gizli ajandaları sahnede boy göstermektedir

Masada kurulan her hayati cümlenin sahada sarsılmaz bir irade ile korunması kaçınılmaz bir hakikattir. Sahada atılan her pervasız ve haydutça adımın ise diplomaside ve tarihin önünde bedeli mukabilinde ağır bir faturası vardır.

Nihayet namertçe mazluma sıkılan her kurşunların O sahte ve kibirli duruşların ne kadar temelsiz ne kadar çürük bir zemine isnat ettiğini milli feraset ve mümince bir basiretle idrak edebilmektir.

Karadeniz'de sular durulmamış, Orta Doğu'da barış hilali her parlayacak gibi olduğunda kriz olduk odakları ortalama yeni bir barut kokusu sindirmiştir.

Hürmüz'ün dar sularında estirilen her suni fırtına, petrol tankerlerinin rotasından sofralarımızın dirlik ve refahına kadar hedef alan alanlar, ağır bir sabote girişimine dönüşmektedir.

Amerika Birleşik Devletleri ve İran arasında müzakere kapılarının aralanması Hürmüz'de güvenli geçiş ve sahada ateşin susturulması arayışları daha önce de belirttiğimiz üzere dikkatle takip ettiğimiz gelişmelerdir. Ancak siyonist vahşetin mutabakatı tanımayan bombaları sahada hunharca konuşmaya devam etmiştir. Söz başka, eylem başka olmaya devam ettikçe masada verilen taahhütlerin hükmünden bahsetmek nasıl mümkün olacaktır? Gözü dönmüş bu itiraz ve cinayet kabinesinin niyeti kirli, akıttığı kan namertçedir. Ateşkes kelamı daha havada asılı iken bu korsan yapı arkadan hançer saplama maharetini göstererek yeni saldırıların hain planlarını kurgulamaktadır.

Türkiye, 1952 yılından beri NATO'ya yalnızca denizlerini, limanlarını, üslerini ve jeopolitik mevkisini değil; Mete Han'dan bugüne uzanan muharebe sanatının tüm inceliklerini, alnı kınalı Mehmetçiğimizin kanıyla mühürlenmiş 3000 yıllık köklü askeri geleneğini ve kadim devlet nizamı ile terbiyesini de kazandırmıştır.

Bu büyük askeri hafızanın en eski, en sağlam ve müessir sütunu ise hiç şüphesiz Türk Kara Kuvvetlerimizdir.

2235 yıllık şerefli mazisiyle Türk Kara Kuvvetlerimiz; Türkistan bozkırlarından doğan cihan hâkimiyeti ülkümüzü, Anadolu'da vatanlaşmayı ve üç kıtada şanla, şerefle ve zaferle nam salan milli hafızamızı temsil etmektedir.

Ankara'da yapılacak NATO Zirvesi; Türkiye'nin jeopolitik öneminin, etkin ve caydırıcı kudretle donatılmış şanlı ordusunun, dünyaya örnek olan savunma sanayisinin ve arkasında çözülemeyen düğüm, aşılamayan engel bırakmayan diplomatik ağırlığının dünya sahnesindeki karşılığını gösterecek mühim bir faaliyettir.

Cumhur İttifakı ile tahkim edilen devlet aklı da bu zirvede; krizleri okuyan, tehditleri gören, fırsatları tartan ve Türkiye'nin haklı tezlerini dünyaya haykıran stratejik iradesiyle bir kez daha kendisini gösterecektir.

Ancak sözü evirip çevirmeden açıkça söylemek lazımdır: NATO, Türkiye için ne bir biat senedidir ne de kayıtsız şartsız boyun eğilecek bir emir komuta merkezidir.

Ankara merkezli istikbal ve milli beka hukukumuz, kaynağını dışarıdan alan tüm ittifakların üzerindedir.

NATO, güvenlik ihtiyaçlarının ve savunma zaruretlerinin doğurduğu bir ittifaktır. Bu ittifakın varlık sebebi; karşılıklı saygı, eşit muamele, hakkaniyetli yük paylaşımı ve tehdit algısında dürüstlüktür.

Türkiye, 1952 yılından beri NATO'ya yalnızca denizlerini, limanlarını, üslerini ve jeopolitik mevkisini değil; Mete Han'dan bugüne uzanan muharebe sanatının tüm inceliklerini, alnı kınalı Mehmetçiğimizin kanıyla mühürlenmiş 3000 yıllık köklü askeri geleneğini ve kadim devlet nizamı ile terbiyesini de kazandırmıştır.

Bu büyük askeri hafızanın en eski, en sağlam ve müessir sütunu ise hiç şüphesiz Türk Kara Kuvvetlerimizdir.

2235 yıllık şerefli mazisiyle Türk Kara Kuvvetlerimiz; Türkistan bozkırlarından doğan cihan hâkimiyeti ülkümüzü, Anadolu'da vatanlaşmayı ve üç kıtada şanla, şerefle ve zaferle nam salan milli hafızamızı temsil etmektedir.

Türk Kara Kuvvetlerimiz; medeniyet iddiasının nice coğrafyada henüz bir iz, bir işaret, bir esame olarak dahi belirmediği devirlerde düzenli ordunun tesisini, emir komuta silsilesinin kudretini ve askeri teşkilatlanma kabiliyetini dünya milletleriyle tanıştıran kutlu ve köklü bir mirastır.

Malazgirt'te Anadolu'nun kapılarını Türk milletine mahşere dek açan iradenin, Sakarya'da milletin makûs talihini yenen dirayetin, bugün ise terörle mücadelede sınırlarımızın ötesine taşan milli beka düsturunun vücut bulmuş halidir.

Kara Kuvvetlerimiz; toprağı yalnızca bir coğrafya parçası değil, şehidin emaneti, devletin haysiyeti, milletin namusu ve gelecek nesillerin mukaddes istikbali olarak gören bir tarih şuurunun somut adıdır.

Türk ordusunun karadaki kudretinin özünde; Mete Han'dan Sultan Alparslan'a, Fatih Sultan Mehmet'ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e uzanarak Mehmetçiğimize emanet edilen çelikten bir silsile vardır.

Türk Kara Kuvvetlerimizin 2235'inci kuruluş yıl dönümünü, dünya milletlerinin de şahitlik edeceği büyük bir iftiharla kutluyorum.

Aziz şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Fedakârlık abidesi gazilerimizi minnetle, görev başındaki kahraman ordumuzu şükranla selamlıyorum.

Cepheden cepheye koşup bu toprakları bize kanlarıyla vatan kılan, korkusuzluklarıyla güvenli kılan askerlerimize ben de diyorum ki: Bu vatan hepimizden evvel sizindir. Bu vatan sizin sayenizde hepimizindir.

Türk ordusu; Karadeniz'in kilidini muhafaza eden, Boğazlar'daki tarihi hükümranlığımızdan Doğu Akdeniz ve Adalar Denizi'ndeki varlığımıza, Aksaz'dan İncirlik'e kadar uzanan stratejik üs ve liman ekosistemlerimize dek NATO'nun bölgesel planlarını ayakta tutan ve kâğıt üzerinde kalmasını engelleyen jeopolitik omurgadır.

Türkiye, NATO haritasında ittifakın güneydoğu kanadını ayakta tutan temel kaldıraçtır.

Kore'den Afganistan'a, Kosova'dan Libya'ya, Bosna-Hersek'ten Irak'a kadar Türk askeri, müttefiklik hukukunun gereğini yıllardır sahada göstermiştir.

Kore dağlarında destan yazan Mehmetçik, NATO üyeliğimiz henüz resmiyet kazanmadan önce Türk'ün dostluğunu, sadakatini ve sarsılmaz, bükülmez bileğini kanıyla, canıyla tüm dünyaya ilan etmiştir.

Dondurucu soğuğun, amansız yokluğun ve cehennemî ateş çemberinin içinde tek bir adım bile geri atmayan o çelikten irade, müttefikliğin lafla değil, ancak kahramanlıkla mühürleneceğini tarihin hafızasına kazımıştır.

Soğuk Savaş'ın o kasvetli ve tehdit dolu yıllarında da Türkiye, NATO'nun yıkılmaz kalesi vazifesini görmüştür.

Kuzey'den esen Sovyet yayılmacılığına karşı Boğazlarımıza hâkim olan milli egemenliğimiz, ittifakın başlıca can simidi olmuştur.

Ecdat yadigârı Balkanlar'da, mazlum Bosna'nın kanayan yarasına merhem olan; Kosova'nın burçlarına emniyet ve istikrar sancağı diken Türk askeri, Afganistan'da Kabil'in güvenliğinden en çetin eğitim ve danışmanlık faaliyetlerine kadar her sahada en ağır, en çetrefilli sorumlulukları tereddüt etmeksizin üstlenmiştir.

Mavi Vatanımızın güney suru Akdeniz'de terör şebekelerine karşı deniz güvenliğinin sarsılmaz kalkanı olan Türkiye, Libya açıklarında NATO'nun deniz harekâtlarını ve ambargo denetimlerini koordine etmiş; Irak'ta kalıcı barış ve huzur adına elini taşın altına koyarak sahadaki kudretini açıkça göstermiştir.

Semalarımızın muhafızı şanlı Türk Hava Kuvvetleri ise müttefik hava sahasının korunması uğruna Polonya'dan Romanya'ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada hava polisliği görevlerine iştirak etmiştir.

Gök kubbede koşullar ne kadar çetin olursa olsun, Türk devletinin mesuliyetten ve fedakârlıktan kaçmayacağını dosta ve düşmana bir kez daha ispat etmiştir.

Şurası iyi bilinmelidir ki bu sayılanlar, Türkiye Cumhuriyeti'nin bu ittifaka sadece mürekkeple imza değil, serdengeçti bir ruhla omuz verdiğinin apaçık delilidir.

Türkiye, NATO masasına otururken arkasında içi boş dosyalarla yahut her sözüne ve adımına icazet arayan bir mahcubiyet ve acizlikle değil, her satırı şehadetle ve gazilikle örülmüş muazzam bir şeref siciliyle oturmaktadır.

Bu sebeple Ankara'da yapılacak ve ev sahibi olduğumuz NATO Zirvesi bakımından Türkiye, ittifakın geçmişini, bugününü ve muhtemel yarınını muazzam bir senteze ulaştıracak; ittifakın yarınlarının yeniden biçimlendirilmesinde başat rol üstlenecektir.

Bugün NATO, yeni bir dönemin başındadır. Brüksel'de yapılan son savunma bakanları toplantısında caydırıcılık, savunma kapasitesinin artırılması, mühimmat stokları, savunma harcamaları, nükleer caydırıcılık ve Rusya-Ukrayna Savaşı gündemin merkezine oturmuştur.

"NATO 3.0" olarak ifade edilen bu anlayış, ittifakın yeniden sert güce, hızlı karar alma kabiliyetine, üretim kapasitesine ve yüksek hazırlık seviyesine yöneldiğini göstermektedir.

Kaynağa Git

İlgili Haberler