Kurumun 18 Haziran tarihli notunda, dolardaki toparlanmanın sınırlı kalabileceği beklentisine gerekçe olarak jeopolitik risklerin azalması ve başta Avrupa Merkez Bankası (AMB) olmak üzere diğer büyük merkez bankalarının da paralel şekilde daha sıkı para politikası duruşuna yönelmesi gösterildi.
Kısa vadede dolardaki toparlanmaya karşı özellikle Avustralya doları ve yüksek faizli gelişmekte olan ülke para birimleri daha fazla risk altında olduğunu belirten TD analistleri, dün faiz kararını açıklayan Fed’in beklenenden daha şahin bir görünüm çizdiğini ve tahvil faizlerinin yüksek
seviyelerde kalabileceğini de belirtti.
"Tahmin dönemimiz içinde faiz indirimi öngörmüyoruz"
Notta, “İleriye dönük yönlendirme eksikliği, özellikle enflasyon yüksek kalmaya devam eder ve işgücü piyasası daha fazla güçlenme sinyali verirse, açıklanan ekonomik veriler Hazine tahvilleri açısından daha önemli hale gelcek. Faiz artışlarını ana senaryomuz olarak görmediğimizi belirtsek de, piyasalar bu yılın ilerleyen dönemlerinde bunu fiyatlamaya devam edebilir. Bu da faizleri yüksek tutarak getiri eğrisinin daha yatay kalmasına neden olabilir” denildi.
Fed için “Faiz indirimlerinin sona erdiğine dair işaretler oldukça net” değerlendirmesini yapan analistler, “Artık tahmin dönemimiz içinde faiz indirimi öngörmüyoruz (önceki tahminimiz
2027’de 75 baz puan faiz indirimi yönündeydi) ve FOMC’nin bundan sonra faizleri sabit tutmasını bekliyoruz. Riskler artık iki yönlü olmakla birlikte, para politikasındaki sıkılığın
azaltılmaması hatta artırılması yönünde hafif bir eğilim var. Daha belirsiz bir tepki fonksiyonunu benimseyen yeni yönetim altında, para politikasının gelecekteki yönünü belirlemede ekonomik verilere bağımlılık daha önemli hale gelecek” dedi.