Drone lensinde vahşi doğa soyut görüntülere dönüştü
İngiliz fotoğrafçı kardeşlerin drone’uyla çektiği kareler internette ilgi topluyor. Kaplandan suya uzanmış yalnız canlılara kadar pek çok hayvan, tepeden bakıldığında zemine karışan birer soyut desene dönüşüyor. Abstract Aerial Art imzalı çalışma, vahşi doğaya alışılmadık bir perspektif sunuyor.
Gzt
16
Bir drone yeterince yükseldiğinde, yerdeki hayvanlar tanınmaz hale geliyor. İngiliz fotoğrafçı kardeşler JP ve Mike Andrews’in kurduğu Abstract Aerial Art, tam da bu etkiyi yakalıyor. Drone fotoğrafçılığı alanında öne çıkan ikili, kaplan gibi tanıdık canlıları bile tepeden çekerek soyut birer kompozisyona dönüştürüyor. Yukarıdan bakıldığında turuncu-siyah çizgili bir kaplanın deseni zemine karışıyor, yeşil suya uzanmış bir hayvanın silueti adeta bir heykele benziyor, kalabalık bir sürü ise karanlık bir tuvale çekilmiş fırça izleri gibi görünüyor.İkilinin hikâyesi Avustralya’da başladıAndrews kardeşler bu işe 2016 yılında, Avustralya’ya tek yön bilet alıp ülkenin ıssız iç kesimlerine (outback) açıldıktan sonra başladı. Yolculuk sırasında edindikleri drone ile karşılaştıkları manzaraları kaydetmeye koyuldular. Bugün dünyanın dört bir yanını dolaşarak çektikleri kareler, sıradan görünen nesneleri ve canlıları kuş bakışı bir bakış açısıyla yeniden tanımlıyor.Kareler gerçek, müdahale azFotoğrafçılar çalışmalarının temel ilkesini “ne olduğunu çözmek değil, dünyanın yukarıdan ne kadar tuhaf ve etkileyici görünebileceğini göstermek” diye özetliyor. Her görüntü gerçek bir mekândan kaydediliyor; kareler, hafif renk ve kontrast düzenlemeleri dışında herhangi bir manipülasyona uğramıyor. Bu yaklaşım, izleyiciye doğanın bilinen ama daha önce bu açıdan görülmemiş bir yüzünü gösteriyor.Doğaya zarar vermeyen bir bakış açısıBu tür drone çekimlerinin öne çıkan yanı, hayvanları rahatsız etmeden vahşi yaşamla çevre arasındaki uyumu görünür kılması. Tepeden bakış, avcıyı ve avı aynı çerçevenin parçası haline getiriyor; hareket, ışık ve perspektif bir araya geldiğinde gerçek manzaralar elle boyanmış tablolara benziyor. Andrews kardeşlerin işi, yeryüzünün ne kadar tanıdık olursa olsun yukarıdan hâlâ keşfedilmeyi beklediğini hatırlatıyor.
Kaynağa Git