Karadeniz’de ticari gemiler artık savaşın doğrudan hedefi. Rusya-Ukrayna savaşının başladığı 2022’den bu yana çok sayıda sivil gemi füze, mayın ve insansız hava aracı saldırılarında hasar gördü; mürettebat yaşamını yitirdi ya da yaralandı. Son olarak Odessa Limanı bölgesine yönelik saldırılarda Türk sahipli Atlas Bey ve Gaia isimli ticaret gemilerinin hedef alınması, ardından Türk Armatörler Birliğinin (TAB) üyelerine Karadeniz seferlerini yeniden değerlendirme çağrısı yapmasıyla gözler yeniden bölgeye çevrildi. Bölgede çalışan deniz emekçileri ve aileleri ise savaşla hiçbir ilgileri olmamasına rağmen ölüm riski altında çalıştıklarını söylüyor. İşçiler, şirketlerin ticareti sürdürürken riskin tamamını gemi personeline yüklediğini belirtiyor.
Rusya’nın 24 Şubat 2022’de Ukrayna’yı işgaliyle başlayan savaş, yalnızca iki ülkenin ordularını değil, Karadeniz’de çalışan binlerce sivil denizciyi de doğrudan etkiledi. Tahıl Koridoru Anlaşması’nın sona ermesiyle birlikte ise Karadeniz’de ticari seyrüsefer yeniden yüksek riskli bir faaliyet haline geldi; limanlar, yük gemileri ve ticaret rotaları savaşın parçası oldu.
Rusya’nın Odessa Limanı bölgesine yönelik son saldırılarında Türkiye’den sahipli iki ticaret gemisi de isabet aldı. Medkon filosundaki Gaia isimli konteyner gemisinde çıkan yangın söndürülürken mürettebatın sağlık durumunun iyi olduğu bildirildi. İstanbul merkezli Okean Maritime filosuna ait Atlas Bey isimli gemide görev yapan 11 Azerbaycanlı mürettebattan 10’u tahliye edilirken, Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı gemi kaptanının kayıp olduğunu açıkladı.
Türk Armatörler Birliği (TAB) de 17 Temmuz’da yayımladığı tavsiye sirküsünde, Karadeniz’deki güvenlik risklerinin “Kabul edilemez seviyeye ulaştığını” belirterek üyelerine Rusya ve Ukrayna limanlarına sefer yapılmamasını, yük bağlantılarının ise “bekle-gör” yaklaşımıyla yeniden değerlendirilmesini tavsiye etti. Birlik, savaşın başlamasından bu yana Karadeniz’de yaklaşık 136 ticaret gemisinin saldırıya uğradığını belirterek, ulusal ve uluslararası kurumlara sivil deniz taşımacılığının güvenliği için acil önlem alınması çağrısında bulundu.
‘Eskiden belli gemiler hedef olurdu, şimdi herkes hedef’
Bir gemi işçisi yakını, savaşın deniz taşımacılığı üzerindeki etkisinin yıllar içinde nasıl değiştiğini şu sözlerle anlattı:
“Eskiden tankerlere saldırırlardı, gemilerin bir sınıflandırılması vardı. Şimdi kuru yük gemileri de hedefte. Türk bayraklı gemilere saldırmıyorlardı, geçen hafta ona da saldırdılar.”
Ukrayna seferi dönüşünde gemilerinin saldırıya uğradığını anlatan bir gemi işçisi, “Savaşın sınırları sadece karada çizilmiyor; hiç alakası olmayan insanların hayatlarını denizlerin ortasında, hiç bilmedikleri bombalarla vuruyor. Ukrayna dönüşü uğradığımız bombalı saldırı sonrası çıkan yangına personelle birlikte canla başla müdahale ettik. Bizim işimiz denizle, fırtınayla mücadele etmek olmalıyken, siyasetin ve savaşın yarattığı alevlerle savaşmak zorunda kaldık” dedi. Aynı paylaşımında savaşın yalnızca cephedeki askerleri değil, geçimini sağlamak için çalışan sivil denizcileri de hedef aldığını vurgulayan gemi işçisi, “Savaş sadece cephedeki askeri değil, ekmeğinin peşinde olan sivil denizciyi de vuruyor” ifadelerini kullandı.
Benzer bir çağrı, 14 Temmuz’da Odessa açıklarında kamikaze İHA saldırısına maruz kalan bir başka gemi işçisinden geldi. Demir sahasında aynı anda dört ticari geminin hedef alındığını aktaran denizci, yaşadıklarını meslek hayatının en ağır anlarından biri olarak tanımladı.
“Kamikaze dronlarından biri bizim gemimize isabet etti. Hayatımda böyle bir ana şahit olacağımı hiç düşünmezdim. Biz denizlerde ticari gemilerde ekmek paramızı kazanmaya çalışırken bizi hedef alan bu füzeler insanlık katliamıdır.”
‘Yıpranmıyoruz, ölüyoruz’
Saldırıya uğrayan gemi işçisi, paylaşımında yalnızca savaşın yarattığı tehlikeye değil, deniz emekçilerinin yıllardır dile getirdiği sosyal hak taleplerine de dikkat çekti. Denizcilikte fiili hizmet süresi zammının (yıpranma payı) yeniden tanınması talebini hatırlatan işçi, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
“Denizcilik mesleğinde yıpranma payını kaldıranlara sesleniyorum; yıpranmıyoruz, ölüyoruz.”
Deniz emekçilerinin “yıpranma payı” olarak bilinen fiili hizmet süresi zammı hakkı, 1 Ekim 2008’de yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile kaldırıldı. Bu tarihten önce gemi işçileri, denizde çalıştıkları her 360 gün için 90 günlük fiili hizmet süresi zammından yararlanabiliyordu. Aradan geçen yıllarda denizcilik meslek örgütleri ve sendikalar bu hakkın yeniden tanınması için çeşitli girişimlerde bulunurken, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı da yıpranma payının geri getirilmesine yönelik çalışmalar yürütüldüğünü açıkladı. Ancak fiili hizmet süresi zammı halen uygulamaya geçirilmiş değil.
‘Eskiden korsanlardan korkardık, şimdi İHA’lardan korkuyoruz’
Gemi işçilerinin yakınları, denizcilerin mesleklerinin doğası gereği yıllardır fırtına, uzun seferler ve korsan saldırıları gibi pek çok riskle karşı karşıya olduğunu ancak Rusya-Ukrayna savaşının bu tehlikeleri bambaşka bir boyuta taşıdığını söylüyor.
Bir gemi işçisi yakını, yaşadıkları kaygıyı şu sözlerle dile getirdi:
“Eskiden korsanlardan, o bölgedeki risklerden korkardık. Şimdi daha gerçek bir şeyden, her an bir drone’un veya İHA’nın çarpma ihtimalinden korkuyoruz. Zaten bir ayrılık ve ulaşamama korkusu varken, şimdi bu saldırı ihtimalleri korkularımızı katladı.”
Saldırılarda yaşamını yitiren ya da yaralanan mürettebatın önemli bölümünün Türkiye’nin yanı sıra Filipinler, Hindistan, Pakistan, Mısır, Azerbaycan ve Suriye gibi ülkelerden gelen denizcilerden oluştuğunu hatırlatan yakınları, bu ölümlerin çoğu zaman kısa haberlerin ötesine geçemediğini ifade ediyor.
Bir gemi işçisi yakını, savaşın gölgesinde çalışan deniz emekçileri için öncelikli ihtiyaçlarının daha fazla farkındalık ve güvenlik önlemi olduğunu vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı:
“Biz sadece bu konuda bir farkındalık oluşmasını, kamuoyunun sivil denizcilerin yaşadığı bu tehlikeyi görmesini istiyoruz. Bu insanlar savaşla hiçbir ilgisi olmayan, sadece evine ekmek götürmeye çalışan kişiler.”
Karadeniz’de ticari gemiler nasıl savaşın hedefi haline geldi?
Savaşın ilk gününde, 24 Şubat 2022’de Odessa açıklarında Türk şirketi YA-SA Denizcilik’e ait Marshall Adaları bayraklı Yasa Jupiter isimli kuru yük gemisi Rus saldırısında hasar gördü. Bir gün sonra Moldova bayraklı Millennial Spirit kimyasal tankeri ile Panama bayraklı Namura Queen kargo gemisi Ukrayna limanları yakınlarında füze isabeti aldı. Mart ayında ise Bangladeş bayraklı Banglar Samriddhi gemisinin Olvia Limanında vurulması sonucu gemide görev yapan bir mühendis yaşamını yitirdi. Bu saldırılar, savaşın daha ilk haftalarında ticari gemilerin güvenliğinin ortadan kalktığını ortaya koydu.
Temmuz 2022’de Türkiye ve Birleşmiş Milletlerin ara buluculuğunda imzalanan Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması, yaklaşık bir yıl boyunca tahıl taşıyan gemilere sınırlı da olsa güvenli geçiş olanağı sağladı. Ancak Rusya’nın temmuz 2023’te anlaşmadan çekilmesiyle birlikte dengeler yeniden değişti. Moskova ve Kiev yönetimleri, karşı tarafın limanlarına giden ticari gemileri “Potansiyel askeri yük taşıyıcısı” olarak değerlendirmeye başladı. Aynı dönemde Ukrayna da Rusya’nın askeri lojistiğine destek verdiğini öne sürdüğü petrol tankerleri ve ticari gemilere yönelik insansız deniz araçlarıyla saldırılar düzenledi.
2024’ten itibaren ise saldırılar daha da yoğunlaştı. Rusya’nın Odessa, Pivdennyi ve İzmail Limanlarına yönelik füze ve kamikaze İHA saldırılarında limanlarda yükleme yapan çok sayıda yabancı bayraklı ticaret gemisi hasar gördü. 2025 yılında BMG Denizcilik’e ait MT Orinda tankeri Rus İHA’ları tarafından saldırıya uğrarken, ardından Cenk Denizcilik tarafından işletilen Ro-Ro gemisi Çornomorsk Limanında füze saldırısına uğradı, Türkiye, bu saldırıların ardından taraflara sivil ticaret gemilerinin hedef alınmaması yönünde diplomatik girişimlerde bulundu.
Bu yıl ise Rusya’nın Ukrayna limanlarına yönelik saldırıları sürerken, Ukrayna da Azak Denizi ve Kerç Boğazı çevresinde Rusya’nın petrol ve lojistik taşımacılığında kullandığı “gölge filo”ya karşı geniş çaplı insansız hava aracı operasyonları gerçekleştirdi. Aynı dönemde Türk bayraklı Sabahat Telli tankeri isabet aldı. Odessa açıklarında yabancı bayraklı ticaret gemilerine yönelik saldırılarda mürettebat yaşamını yitirdi. Odessa Limanı bölgesindeki saldırılarda Türk sahipli Atlas Bey ile Gaia isimli ticaret gemileri de hedef oldu.