Yazısında Mandela Efekti'nin, geniş kitlelerin bir olayı gerçekte olduğundan farklı hatırlaması anlamına geldiğini hatırlatan Kaya, bu kavramın adını Nelson Mandela hakkında yıllarca dolaşan yanlış hatıralardan aldığını belirtti.

Kaya, CHP çevresinde de benzer bir algı oluşturulmaya çalışıldığını ifade ederek, Ekrem İmamoğlu hakkında devam eden yargı sürecinde kamuoyunun dikkatinin iddianamedeki suçlamalar yerine siyasi mağduriyet söylemine yönlendirildiğini dile getirdi.
İmamoğlu hakkında hazırlanan iddianamede suç örgütü yöneticiliği, rüşvet, ihaleye fesat karıştırma, dolandırıcılık ve kara para aklama gibi çok sayıda isnadın bulunduğunu hatırlatan Kaya, kamuoyunda ise bu başlıkların yerine "cumhurbaşkanı adayı olduğu için cezaevinde" söyleminin öne çıkarıldığını belirtti.

Yazısında, "Dosyayı konuşturmamak, adaylığı konuşturmak" değerlendirmesinde bulunan Kaya, hukuki iddiaların sloganlarla gölgelenmeye çalışıldığını savundu.
Kaya, devam eden yargı sürecinin siyasi değerlendirmelere konu olabileceğini ancak "dava siyasidir" söyleminin dosyadaki iddialara cevap niteliği taşımadığını ifade etti. İhaleler, para hareketleri, tanık beyanları ve teknik delillere ilişkin iddiaların kamuoyu önünde tek tek cevaplandırılması gerektiğini belirten Kaya, bunun yerine mağduriyet söyleminin öne çıkarılmasının toplumsal hafızayı yönlendirmeye dönük bir yöntem olduğunu öne sürdü.

Yazısında CHP'deki yönetim değişiminin ardından Kemal Kılıçdaroğlu'nun kullandığı "arınma", "iç muhasebe", "haram" ve "kirlenmişlik" ifadelerine de dikkat çeken Kaya, parti içinde yaşanan tartışmanın yalnızca bir liderlik mücadelesi değil, aynı zamanda iddialarla yüzleşme konusunda bir tercih olduğunu ifade etti.
YÜCEL KAYA'NIN YAZISINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN>>>