Ana içeriğe geç

Tıbbın unuttuğu insan: sağlık yeniden düşünülmeli!

Bütün gelişmelere rağmen çağımız insanı kendisini daha sağlıklı, daha huzurlu ve daha güvende hissetmiyor. Çünkü modern çağın en büyük çelişkilerinden biri şudur: Tıp gelişirken insan giderek yalnızlaşıyor, kırılganlaşıyor ve ruhsal olarak tükeniyor.

Tıbbın unuttuğu insan: sağlık yeniden düşünülmeli!
Aydınlık
16

Modern dünya, insanlık tarihinin en ileri tıbbi dönemlerinden birini yaşıyor. Robotik cerrahiler yapılıyor, yapay zekâ hastalıkları erken teşhis edebiliyor, genetik teknolojiler sayesinde geçmişte tedavisi olanaksız görülen birçok hastalık kontrol altına alınabiliyor. Ortalama yaşam süresi tarihin büyük bölümüne göre belirgin biçimde uzadı. Ancak bütün bu gelişmelere rağmen çağımız insanı kendisini daha sağlıklı, daha huzurlu ve daha güvende hissetmiyor. Çünkü modern çağın en büyük çelişkilerinden biri şudur: Tıp gelişirken insan giderek yalnızlaşıyor, kırılganlaşıyor ve ruhsal olarak tükeniyor.

Bunun temel nedeni, modern sağlık anlayışının zamanla insanı yalnızca biyolojik bir organizma olarak görmeye başlamasıdır. Oysa insan yalnızca et, kemik ve organlardan oluşan mekanik bir yapı değil. İnsan aynı zamanda sosyal ilişkileri, korkuları, umutları, ekonomik koşulları, yaşadığı çevre ve kültürü ile var olan bütüncül bir canlı. Bu nedenle sağlık yalnızca hastalıkların tedavi edilmesiyle açıklanamaz. Bir insanın ameliyatının başarılı geçmesi, eğer o kişi yoksulluk, savaş, açlık, yalnızlık ya da umutsuzluk içinde yaşamaya devam ediyorsa gerçek anlamda sağlık üretmeyebilir.

SAVAŞ BÖLGELERİNDE

Bugün dünyanın birçok yerinde insanlar en temel sağlık hizmetlerine bile ulaşamıyor. Güvenli cerrahi müdahaleler, temiz su, temel ilaçlar ve koruyucu sağlık hizmetleri hâlâ milyonlarca insan için erişilemez durumda. Özellikle savaş bölgelerinde sağlık sistemleri tamamen çöküyor. Bombalanan bir şehirde yalnızca binalar yıkılmaz, hastaneler, ameliyathaneler, yoğun bakım üniteleri ve ilaç depoları da yok olur. Doktorlar göç etmek zorunda kalır, sağlık çalışanları hayatını kaybeder ve toplum uzun yıllar sürecek bir sağlık krizinin içine sürüklenir. Bu nedenle savaş yalnızca askeri bir olay değil aynı zamanda insanlık tarihinin en büyük halk sağlığı felaketlerinden biridir.

İSTATİSTİK DEĞİL İNSAN

Modern çağın sağlık krizinin önemli nedenlerinden biri de sağlığın giderek ekonomik bir modele dönüşmesidir. Günümüzde sağlık sistemleri çoğu zaman ‘maliyet-etkinlik’ üzerinden değerlendiriliyor. Hangi tedavinin daha ucuz olduğu, hangi uygulamanın daha hızlı sonuç verdiği veya hangi sistemin daha fazla ekonomik kazanç sağladığı ön plana çıkıyor. Böylece insan bazen bir birey olmaktan çok bir ‘hasta numarası’, bir ‘istatistik’ ya da ekonomik bir veri haline geliyor. Oysa sağlık yalnızca teknik bir hizmet değil, insan onuruyla doğrudan ilişkili temel bir haktır.

SAĞLIKSIZ ŞEHİRLER

Benzer bir sorun çevresel krizlerde de görülüyor. Hava kirliliği, iklim değişikliği, sağlıksız kentleşme ve su kaynaklarının bozulması modern insanın sağlığını doğrudan tehdit ediyor. Bugün birçok kronik hastalığın arkasında yalnızca genetik nedenler değil, çevresel koşullar da bulunuyor. İnsan bedeni doğadan bağımsız değildir. Kirlenen hava, bozulan ekosistemler ve sağlıksız şehirler yalnızca çevresel sorun değil aynı zamanda tıbbi sorunlardır.

Ruh sağlığı açısından da benzer bir kırılma yaşanmaktadır. Modern insan kalabalık şehirlerde yaşamasına rağmen giderek yalnızlaşmaktadır. Sürekli rekabet, ekonomik kaygılar ve hız kültürü bireyin psikolojik dayanıklılığını zayıflatıyor. Depresyon, anksiyete ve tükenmişlik çağımızın en yaygın sorunları haline geldi. İnsanlar daha uzun yaşıyor fakat çoğu zaman daha huzurlu yaşamıyor. Bu durum bize sağlığın yalnızca bedenle ilgili olmadığını açık biçimde gösteriyor.

EN ÖNEMLİ ÖNCELİK

Bu nedenle geleceğin sağlık anlayışı yalnızca hastaneler ve ilaçlar üzerine kurulamaz. Sağlık; eğitim, sosyal adalet, güvenli çevre, ekonomik eşitlik ve barış ile birlikte düşünülmelidir. Koruyucu hekimlik modern dünyanın en önemli önceliklerinden biri haline gelmelidir. İnsanları yalnızca hastalandıklarında tedavi etmek değil, hastalanmalarını önleyecek sosyal koşulları oluşturmak gerçek sağlık politikalarının temelini oluşturmalıdır.

Modern tıp insan bedenini kurtarmada büyük başarılar elde etmiştir. Ancak insan yalnızca bir beden değildir. İnsan; duyguları, toplumsal ilişkileri, çevresi ve yaşam koşullarıyla birlikte var olan karmaşık bir bütündür. Bu nedenle gerçek sağlık yalnızca hastalıkların yokluğu değil insanın fiziksel, ruhsal ve sosyal açıdan güven içinde yaşayabilmesidir.

Belki de modern çağın en büyük ihtiyacı, tıbbı yeniden insanla buluşturmaktır. Çünkü insanı unutan bir sağlık sistemi ne kadar gelişmiş olursa olsun eksik kalacaktır.

Kaynağa Git

İlgili Haberler