Dünya nüfusunun yaşlanması, kronik hastalıkların yaygınlaşması ve spor yaralanmalarındaki artış, rehabilitasyon hizmetlerine olan talebi her geçen yıl artırıyor. World Health Organization verilerine göre, dünya genelinde yaklaşık 2,6 milyar kişi yaşamlarının bir döneminde rehabilitasyon hizmetlerinden fayda görebilecek sağlık sorunlarıyla karşılaşıyor. Bu tablo, fizik tedavi ve rehabilitasyon alanında yeni teknolojilere yönelik yatırımların hız kazanmasına neden oluyor. Uzmanlar, son yıllarda yalnızca ağrı yönetimine odaklanan yöntemlerin yerini, doku yenilenmesini ve biyolojik iyileşme süreçlerini desteklemeyi amaçlayan rejeneratif uygulamaların almaya başladığını belirtiyor. Özellikle hücresel düzeyde etki oluşturmayı hedefleyen teknolojiler, ortopedi, spor hekimliği, nörolojik rehabilitasyon ve estetik cerrahi sonrası iyileşme süreçlerinde daha fazla gündeme geliyor. ABD merkezli National Institutes of Health bünyesinde yayımlanan araştırmalar da rejeneratif tıp ve doku mühendisliği alanındaki çalışmaların son on yılda önemli ölçüde hız kazandığını ortaya koyuyor. Uzmanlara göre bu gelişmeler, iyileşme süresini kısaltmaya ve hastaların yaşam kalitesini artırmaya yönelik yeni tedavi yaklaşımlarının önünü açıyor.
HÜCRESEL DÜZEYDE ETKİ HEDEFLENİYOR
Türkiye'de de bu alandaki teknolojilere yönelik ilgi artarken, BeautyForm Medikal tarafından sunulan Q-Physio sistemi dikkati çeken uygulamalar arasında yer alıyor. Kuantum Moleküler Rezonans (QMR) teknolojisini kullanan sistemin, biyolojik dokular üzerinde hücresel düzeyde etki oluşturarak iyileşme süreçlerini desteklemeyi hedeflediği belirtiliyor. QMR teknolojisinin, hücreler üzerinde mekanik, elektriksel ve biyokimyasal olmak üzere üç farklı düzeyde etki oluşturduğu ifade ediliyor. Sistemin, hücre membranı aktivasyonu ve hücre içi süreçlerin desteklenmesi yoluyla doku yenilenmesine katkı sağlamayı amaçladığı aktarılıyor.
"TÜRKİYE'DE YENİ BİR DÖNEMİ BAŞLATIYORUZ"
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan BeautyForm Medikal Genel Müdürü Erol Gürsoy, rehabilitasyon alanında yeni bir dönüşüm yaşandığını belirterek, "Q-Physio sistemi ile rejeneratif fizyoterapi alanında Türkiye'de yeni bir dönemi başlatıyoruz. Sistem, hücresel düzeyde etki ederek doku yenilenmesini destekliyor ve hem estetik hem de medikal rehabilitasyon süreçlerinde hastalara daha bütüncül bir iyileşme deneyimi sunuyor" dedi.
FARKLI BRANŞLARDA KULLANILIYOR
Araştırmalarda elde edilen bulguların da dikkat çekici olduğunu belirten Erol Gürsoy, "Sistemin kullanım alanları fizik tedaviyle sınırlı değil. Plastik cerrahi operasyonları sonrası toparlanma süreçleri, ortopedik rehabilitasyon, spor yaralanmaları, lipödem tedavileri ve nörolojik rehabilitasyon uygulamaları gibi birçok farklı branşta destekleyici tedavi yöntemi olarak değerlendiriliyor. QMR teknolojisine ilişkin çalışmalarda hücre canlılığının korunduğu, hücre çoğalmasında olumsuz etki gözlemlenmediği ve hücresel hasar bulgusuna rastlanmadığı görülüyor" ifadelerini kullandı.
"BÜTÜNCÜL TEDAVİ YAKLAŞIMINI ÖN PLANA ÇIKARIYORUZ"
Gürsoy, teknolojinin özellikle hassas anatomik bölgelerde kontrollü uygulama imkanı sunduğunu ifade ederek, "Hekimlere esnek ve güçlü bir klinik araç sağlarken, özellikle zor bölgelerde hassas uygulama ve kök hücre destekli rejenerasyon süreçlerinde avantaj sağlıyor. Amacımız, QMR temelli çözümlerle hastaların hızlı, güvenli ve etkin sonuç almasını destekleyen bütüncül bir tedavi yaklaşımını ön plana çıkarmak" değerlendirmesinde bulundu.
REJENERATİF TEDAVİLERİN PAYININ ARTMASI BEKLENİYOR
Uzmanlar, küresel rehabilitasyon pazarının önümüzdeki yıllarda büyümesini sürdürmesini beklerken, biyolojik iyileşme mekanizmalarını destekleyen teknolojilerin sağlık sektörünün en hızlı gelişen alanları arasında yer alacağını öngörüyor. Bu kapsamda rejeneratif fizyoterapi uygulamalarının hem kliniklerde hem de rehabilitasyon merkezlerinde daha yaygın hale gelmesi bekleniyor.