İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü soruşturması kapsamında 19 Mart 2025 tarihinde gözaltına alınan ve halen tutuklu yargılanan Türker'in, gözaltı işlemlerinden yaklaşık bir yıl sonra mahkemede gündeme getirdiği iddia üzerine kapsamlı inceleme yapıldı. İncelemede, gözaltı merkezindeki güvenlik kameraları, doktor raporları ve resmi kayıtlar tek tek değerlendirildi.
ÜST ARAMA 70 SANİYE SÜRDÜ
Kamera kayıtlarına göre Türker, 19 Mart 2025 günü saat 11.00 sıralarında nezarethaneye getirildi. Saat 11.00.25'te kadın polis memuru tarafından üst araması gerçekleştirildi. Arama işlemi saat 11.01.38'de sona erdi. Böylece tüm işlemin yaklaşık 70 saniye sürdüğü tespit edildi.
Görüntülerde, üst aramasının rutin güvenlik prosedürleri kapsamında gerçekleştirildiği, kişinin kendisine zarar verebilecek herhangi bir nesne taşıyıp taşımadığının kontrol edildiği görüldü. Kayıtlarda Türker'in üzerinde paltosunun bulunduğu, odaya giriş ve çıkış süresinin son derece kısa olduğu ve iddia edildiği şekilde bir uygulamanın gerçekleşmesinin mümkün görünmediği değerlendirildi.
DOKTOR RAPORLARINDA HERHANGİ BİR ŞİKÂYET YOK
Emniyetin yaptığı araştırmada Türker'in gözaltı süresince birkaç kez sağlık kontrolünden geçirildiği de belirlendi. Düzenlenen doktor raporlarında "gözaltı süresince fiziksel travmaya maruz kalmadığı" ve "aktif bir şikâyetinin bulunmadığı" ifadelerinin yer aldığı tespit edildi.
Ayrıca Türker'in gözaltı süresince avukatlarıyla beş ayrı görüşme gerçekleştirdiği, buna rağmen söz konusu iddiaya ilişkin herhangi bir itiraz veya şikâyetin kayıtlara yansımadığı öğrenildi.
BİR YIL SONRA GÜNDEME GELDİ
Yapılan incelemelerde, ne gözaltı sürecinde ne de sonrasında savcılık ve cezaevi aşamalarında bu yönde herhangi bir resmi başvurunun bulunmadığı ortaya çıktı. İstanbul Emniyeti'nde her yıl on binlerce kişinin üst aramasından geçirildiği, buna rağmen benzer nitelikte bir iddianın daha önce gündeme gelmediği ifade edildi.
Soruşturma kaynakları, kamera kayıtları ve resmi belgelerle desteklenmeyen söz konusu iddianın, kamuoyunun dikkatini yolsuzluk ve rüşvet suçlamalarından uzaklaştırmaya yönelik bir algı operasyonu niteliği taşıyabileceğine dikkat çekiyor. Kaynaklar, dava dosyasındaki iddiaların yerine yeni bir mağduriyet söylemi oluşturulmaya çalışıldığını değerlendiriyor.
Türkiye'nin uzun yıllardır işkence ve kötü muameleye karşı "sıfır tolerans" politikası uyguladığına işaret eden yetkililer, tüm gözaltı süreçlerinin yasal prosedürler ve kayıt sistemleri çerçevesinde yürütüldüğünü vurguluyor. Daha önce aynı iddiaları FETÖ sanıkları gündeme getirmiş, iddiaları tek tek çürütülmüş, algı operasyonları boşa çıkartılmıştı.