Ana içeriğe geç

Özgür Özel CHP'ye böyle veda etti! Dikkat çeken sözler

İstinaf mahkemesinin 'mutlak butlan' kararı sonrası CHP'deki Genel Başkanlık görevi düşen ve Grup Başkanı olan Özgür Özel, TBMM'de veda konuşması yaptı. Özel'in, siyasi kariyerine kuracağı yeni parti ile devam etmesi ve kısa süre içinde yol haritasını açıklaması bekleniyor.

Özgür Özel CHP'ye böyle veda etti! Dikkat çeken sözler
Haber3
16

Cumhuriyet Halk Partisi'nde (CHP), İstinaf Mahkemesi'nin verdiği “mutlak butlan” kararının ardından başlayan yönetim krizinde yepyeni bir dönemece girildi. Karar sonrası Genel Başkanlık görevinden alınan ve ardından milletvekillerinin desteğiyle Grup Başkanı seçilen Özgür Özel, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki (TBMM) toplantıda CHP Grubu'na veda etmek üzere kürsüye çıktı. Özel'in bu vedasının, kuracağı yeni partinin ilk adımı olduğu belirtiliyor.

Özel'in açıklamalarından satır başları şöyle:

"Bugün bu kürsüden çok önemli beklentiler var. Ona dair konuşacağız. Bugün bu kürsüye her zamankinden farklı duygularla, belki de vakti gelmiş bir vedanın hüznünü taşıyarak çıktım. Hep beraber tarihi bir kavşaktayız. Bugün buradan tarihi bir konuşma değil tarihe not düşen, hatırlatan ve emanet edilen cümleleri bırakan samimi bir konuşma yapmaya geldim. Tarihi konuşmayı yapılacak ilk seçimin akşamında yapmak üzere tarihe emanet ediyorum

Bugün bu salonun atmosferinden de, uğradığımız o büyük haksızlıklardan sonra daralıp çıktığımız sokaklarda kurduğumuz diyaloglarla. Tüm il başkanlarımızın, ilçe başkanlarımızın mahallelerinden, ailelerimizin akşam sohbetlerinden bu memlekette bir şeylerin değiştiğini, bir şeylerin yeniden kurulduğunu görüyoruz.

Herşey bittiğinde hep birlikte hatırlayacağız. Bugüne kadarki tutumlarımızdan, yaptıklarımızdan birileri 'gelir geçer', 'unutulur', yapanın yanına kar kalır', 'rüzgar alır sel alır' diye kimse düşünmesin. Zalimi zalim mazlumu mazlum olarak, dost olanı dost olmayanı bugünlerdeki tutumlarını unutmayarak anacağız. Tarih kaydediyor, herkesi bugünlerde nasıl duruyorsa öyle yazacak!

"BU SALONDAKİLER MAZERET KABUL ETMEYENLER"

Türkiye'de yıllardır kurulmuş, kurgulanmış, dayatılan bir düzen var. Değişmeyen aktörleri millete dayatan bir düzen var. Bizim bu düzene karşı ilk farkındalıklarımız, ilk itirazlarımızın birkaç farklı tarihi olabilir. Ama bu salonda olanlar, bu itirazı büyütenler, bu düzenin çarkına çomak sokanlar; 14 Mayıs ve 28 Mayıs seçim yenilgilerini hazmedemeyen, kabul edemeyen, Cumhuriyetin 100. yılında Cumhuriyet'le meselesi olanların bu Cumhuriyeti yönetmeye devam etmesine mani olamamanın bir mazeretini kendine kabul ettiremeyenlerdir.

O GÜN YOLLAR AYRILDI

Bunları hiç görmeyenler, duymayanlar; 'Yahu aslında bir tepki yok, üç beş güne geçer' diyenler ya da 'Efendim televizyona çıktığımda bir daha cumhurbaşkanı adayı olmayacağım, bir daha genel başkan adayı olmayacağım. Demokratik bir yarışın önünü açacağım, partide bir yenilenmenin, bir değişimin, Türkiye'nin önüne yeni bir muhalefet vizyonunu koymanın güvencesi ben olacağım' demek yerine; 'Ben aday olmadım, hiç olmadım. Gösterirlerse olurum, o gün gelince düşünürüm' diyenler...

'Ben gemiyi güvenli limana götürüp bırakacağım. Onun için bir yerel seçimi geçireceğim, sonrasına bakacağım. Ama sonrasına da arkadaşlar ne derse o tarafına bakacağım' diyenlere karşı; 'Bu millet bir yerel seçime daha bizimle gitmeyecek. Bu millet eğer böyle davranırsak bir daha bize yüzünü dönmeyecek. Tarihin en düşük katılımı oranı olacak. Anketi görmüyor musunuz? Parti yüzde 13'lerde, 14'lerde gerilemeye devam ediyor, büyük bir felaket gelecek. Yerel seçimlerdeki felaketten sonra bu milletin daha sandıktan da umudu kalmayacak. Biz bu noktada bir şeyler yapmalıyız' diyenler, işte o gün iki ayrı yola girdiler.

O gün yol ayrıldı. O gün yol ayrılırken; duygusal sebeplerle, örgütsel sebeplerle, idrak zamanından veya henüz meşelenin farkında olma noktasında başka bir yerde durup da, o günkü tavrın, özeleştirinin, inisiyatif alınmasının, değişim iradesinin doğru olduğunu görüp doğru yere milletle, örgütle birlikte gelen herkesi de, o gün ilk yola çıkıldığında, ilk adım atıldığında birlikte olduklarımız kadar kıymetli gördüm, kıymetli görmeye devam ediyorum.

"SEÇİLENLER UZAYDAN GELMEDİ"

Tarihin doğru yerinde durmayı, buna ilk karar veren olmak değil, gerekirse ilk baştaki hatadan dönmenin de bu kadar büyük bir erdem olduğunu görüyorum. Önemli olan samimiyettir. Önemli olan doğru yerde durmaktır. Önemli olan bencillik yerine, kendin için bir şey istemek yerine, gerekirse kendini feda etmek, memleketin, partinin önünü açmaktır.

O günü hatırlayalım, o günü hatırlayalım. O gün Cumhuriyet Halk Partisi değişirse Türkiye değişir diyenler değişim kurultayına giderken bir yandan şöyle bir algı yerleşmiş, hak veriliyordu ve tartışılmıyordu: 'Bu delege yapısıyla bir değişim mümkün değil.'

'Türkiye'de değişim mi oldu? Bugüne kadar cumhuriyet tarihinde iki genel başkan adayı yarışıp da mevcut genel başkanın kaybettiği örnek mi var 100 yıldır? Mümkün değil, olmayacak' diyenlere hep şunu söyledim, hep söyledim. Dedim ki: 'Evet, zordur. Bu delegenin iradesini ben değiştiremem.' Dönüp baktılar, 'Genel başkan adayıyız, nasıl değiştiremezsin?' Biz değiştiremeyiz. Ama o delegeyi Ankara'ya gelmeden önce uğradığı berber kulağına fısıldadıklarıyla, evinin 4. katına asansörle çıkarken 3. katta oturan 16 yaşındaki kız öğrenci dönüp de komşusuna söyledikleriyle, sabahın 6'sında yolcu ederken eşi kendi hakkının helalliğini ortaya koyarak, torunu dedesine, evladı babasına bir şeyler söyleyerek bu değişimi gerçekleştirecek demiştim. Salona girdik, salonda 3 kişinin başlattığı ama on binlerin saatlerce sürdürdüğü bir slogan hakim oldu salona, hepiniz şahitsiniz: 'Delege sokağın sözünü dinle!' O gün, o gün o sandıklar açıldığında o delege sokağın sesini dinlediği için, seçilenlerin hiçbirisi bu partiye uzaydan gelmedi. Hiçbirimiz bu partinin dışarıdan gelmiş birileri değil, aksine öz be öz evlatlarıydık. Yarıştık, kazandık, tarihte ilk kez mevcut genel başkanı bir yarışmalı seçimle değiştirdik. İşte biz değişmeyen aktörleri millete dayatan düzenin tekerine ilk çomağı orada birlikte soktuk.

"ZARARSIZ OLDUĞUNU KANITLAYACAKSIN"

Ama bu düzenle ilgili diyeceklerim var. Şudur: Seçim ilerlerken, seçim yaklaşırken hep sordular bize, hep sordular. 'Size gelip devletten konuşan var mı? Öyle bir yerlerden, derin yerlerden mesajlar geldi mi?' 'Bir mutabakata vardınız mı? Bir taahhütte uzlaştınız mı?' Ben hep 'yok' dedim. O zaman 'olmaz' dediler. 'Size ne partiyi ne bu düzeni vermezler' dediler. 'Buralarda bu işler böyle dönmez, pazarlığı yapacaksın, taahhütte bulunacaksın, zararsız, sistemin içinde olduğunu kanıtlayacaksın, ancak ondan sonra gelip genel başkanlık oynayacaksın' dediler.

Kaynağa Git

İlgili Haberler