Agil AlesgerAzerbaycan Yeni Çağ Medya Grubu BaşkanıAzerbaycan Basım Konseyi Yönetim Kurulu ÜyesiBatılı başkentlerden gelen mesajlar oldukça netti.
ABD ve Fransa, Paşinyan’ın zaferini memnuniyetle karşılarken, Rusya’dan gelen açıklamalar farklı bir tablo ortaya koydu.
Moskova’ya yakın çevreler seçim sürecine gölge düşürmeye çalışırken, bazı üst düzey Rus yetkililer Fransa istihbaratının seçimlere müdahale ettiği yönünde iddialar ortaya attı.
Bu açıklamalar, Ermenistan’ın artık yalnızca iç siyasi mücadelelere değil, aynı zamanda Rusya ile Batı arasındaki jeopolitik rekabete de sahne olduğunu gösteriyor.
Aslında Kremlin’in rahatsızlığı yalnızca Paşinyan’ın yeniden iktidara gelmesi değil.
Moskova açısından asıl sorun, Ermenistan’ın son yıllarda giderek daha fazla Batı’ya yönelmesi ve Rusya’nın geleneksel nüfuz alanından uzaklaşmaya başlaması.
Bu değişimin en dikkat çekici göstergelerinden biri de Ermenistan Parlamento Başkanı Alen Simonyan oldu.
Seçimlerin ardından Rusya’nın Ermenistan’a yönelik olası baskılarıyla ilgili konuşan Simonyan, Moskova’ya doğrudan mesaj verdi:“Bize baskı yapmaya devam edeceklerini düşünüyorum.
Ancak bunu tavsiye etmem.
Çünkü bu durum kardeş Ermenistan halkının olumsuz tepkisine yol açacaktır.
Biz ülkenin özgürlüğünü çileğe değişmeyiz.
Özgürlüğün bedeli çilek, patlıcan ya da salatalık olamaz.
”Bu sözler sıradan bir siyasi polemik değil.
Simonyan’ın açıklaması, Ermenistan yönetiminin Rusya’ya karşı son yıllardaki en açık meydan okumalarından biri olarak değerlendiriliyor.
Hatırlanacağı üzere Rusya, son dönemde Ermenistan’dan ithal edilen bazı tarım ürünlerine çeşitli kısıtlamalar getirmişti.
İrevan’da bu adımların siyasi baskı amacı taşıdığı yönündeki görüşler giderek güçleniyor.
Simonyan da Moskova’nın attığı adımların ters etki yarattığını savunarak, “Rusya’nın attığı adımlar toplumun mevcut hükümet etrafında birleşmesine neden oldu” ifadelerini kullandı.
Paşinyan’ın önündeki ilk büyük tehlike de tam burada başlıyor.
Kremlin’in seçimlerde elde edemediği sonucu, Ermenistan içindeki Rusya’ya yakın askeri ve siyasi çevreler üzerinden elde etmeye çalışabileceği yönündeki değerlendirmeler İrevan’da ciddi şekilde tartışılıyor.
Ermeni ordusu içerisindeki Rusya yanlısı unsurlar, eski iktidar çevreleri ve Moskova ile bağlantılı siyasi gruplar hâlâ önemli bir etkiye sahip.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin daha seçimlerden önce yaptığı açıklamalarda Ermenistan’ın “ikinci bir Ukrayna’ya dönüşebileceği” yönünde uyarılarda bulunmuştu.
Bu açıklamalar İrevan’da birçok çevre tarafından örtülü tehdit olarak yorumlanmıştı.
Üstelik Rusya’nın Ermenistan’daki en önemli askeri varlığı olan Gümrü’deki 102’nci Askeri Üs de Kremlin’in bölgedeki nüfuzunun sembollerinden biri olarak görülüyor.
Bu nedenle Paşinyan’ın önündeki en kritik görevlerden biri, devlet kurumları üzerindeki kontrolünü koruyarak olası iç siyasi sarsıntıların önüne geçmek olacak.
İkinci büyük tehlike ise iç siyasi kriz ihtimali.
Rusya yanlısı muhalefet seçim sonuçlarını kabul etmeye yanaşmıyor.
Muhalif çevreler oyların yeniden sayılmasını talep ederken, bazı gruplar parlamentoyu boykot seçeneğini gündeme getiriyor.
Böyle bir senaryo Ermenistan’ı uzun süreli bir siyasi çıkmazın içine sürükleyebilir.
Bu süreçte Ermeni Apostolik Kilisesi’nin de hükümet karşıtı cephede yer alması dikkat çekiyor.
Son yıllarda kilise ile Paşinyan yönetimi arasındaki gerilim birçok kez açık şekilde ortaya çıkmıştı.
Bu nedenle Kremlin’e yakın çevrelerle kilise arasındaki ilişki de İrevan’daki siyasi denklemin önemli parçalarından biri olmaya devam ediyor.
Tüm bu gelişmeler yaşanırken Ermenistan’ın önündeki stratejik tercih de giderek daha net hale geliyor.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev yıllardır Güney Kafkasya’da kalıcı barışın ve ekonomik entegrasyonun önemini vurguluyor.
Bölgesel ulaşım hatlarının açılması, ekonomik iş birliği ve kalıcı barış anlaşması, yeni dönemin temel unsurları olarak öne çıkıyor.
Bugün Ermenistan’ın ekonomik kalkınma, bölgesel izolasyondan çıkış ve güvenlik arayışında önünde duran yol da büyük ölçüde Azerbaycan ile barıştan ve Türkiye ile sınırların açılmasından geçiyor.
Paşinyan’ın seçim kampanyasında verdiği mesajlar da bu yöndeydi.
Ancak artık seçim meydanlarında verilen sözlerin ötesine geçildi.
Paşinyan’ın gerçek sınavı şimdi başlıyor.
Eğer Ermenistan Başbakanı Moskova’dan gelen baskılara rağmen normalleşme ve bölgesel entegrasyon politikasını sürdürebilirse, ülkesini yeni bir döneme taşıma şansı yakalayabilir.
Ancak iç siyasi krizler, Rusya’nın baskısı ve muhalefetin direnci karşısında geri adım atarsa, bugün kazandığı seçim zaferi yarının siyasi yenilgisine dönüşebilir.
Kısacası, Ermenistan’da seçimler sona erdi.
Ancak görünen o ki, asıl mücadele şimdi başlıyor.
Bu mücadelenin sonucu yalnızca Paşinyan’ın siyasi geleceğini değil, Güney Kafkasya’nın önümüzdeki yıllardaki jeopolitik yönünü de belirleyecek.
Erivan’da Gözler Generallerde: Moskova Darbe Kartını Oynar mı?
Ermenistan’da parlamento seçimleri tamamlandı ve Başbakan Nikol Paşinyan bir kez daha sandıktan galip çıktı. Ancak seçim sonuçları, ülkedeki siyasi mücadelenin sonu değil, yeni ve daha sert bir dönemin başlangıcı olabilir. Çünkü İrevan’da sandıklar kapanır kapanmaz dikkatler seçim yarışından büyük güçlerin hesaplaşmasına çevrildi.
Süper Haber
16