ABD Başkanı Donald Trump, NBC News kanalına verdiği röportajda, İran ile devam eden müzakerelere ve bölgede üç aydır süren çatışmaların sonlandırılmasına dair kurumsal değerlendirmelerde bulundu.
"EKİPMAN BİZİM OLACAK"
Tahran yönetimiyle mutabakata varılması halinde İran'ın elindeki yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyumun ABD ile koordineli şekilde ortadan kaldırılacağını belirten Trump, konuya dair şu ifadeleri kullandı: "Eğer bir anlaşma yaparsak ve artık dostane ilişkiler içinde olursak, bunu birlikte yapacağız. Ekipman bizim olacak. Uranyumu ister bulunduğu yerde ister başka bir yerde imha edeceğiz." Olası bir anlaşmazlık senaryosuna da değinen Trump, uzlaşı sağlanamaması durumunda farklı bir planın devreye sokulacağını vurgulayarak, "Eğer anlaşma olmazsa, İran'ı askeri açıdan çok sert şekilde etkisiz hale getireceğiz. Daha sonra güvenli bir şekilde gidip gerekeni yapacağız" şeklinde konuştu.

ABD İRAN'DAKİ ASKERİ HAREKETLİLİĞİ GÖZETLEME TEKNOLOJİLERİYLE İZLİYOR
Washington yönetiminin İran sahasındaki askeri faaliyetleri anlık olarak takip ettiğini bildiren Trump, bu gözetleme operasyonlarında ileri düzey uzay teknolojilerinden yararlanıldığını kaydetti. Sahadaki denetim kapasitesinin yüksek olduğunu ifade eden Trump, sözlerini şöyle sürdürdü: "Orayı tamamen izliyoruz. Eğer siz orada yürüyor olsaydınız, yakanızdaki isimliği okuyabilirdim. Bunlar uzaydaki kameralar. Gerçekten etkileyici bir teknoloji."
NÜKLEER SİLAH EDİNME VE TEDARİK SÜREÇLERİNE KESİN YASAK
İran ile bir nükleer anlaşmaya varılmasına çok yaklaşıldığını dile getiren Trump, Tahran idaresinin nükleer silah geliştirmeme şartını kabul ettiğini ancak mevcut durumun Washington açısından tek başına yeterli görülmediğini belirtti. Muhtemel bir anlaşma metninde sadece silah geliştirme yasağının bulunmasını eksik bulduğunu, bunun yanı sıra nükleer silah satın alma, edinme veya farklı yollarla temin etme girişimlerinin de net olarak engellenmesini talep ettiğini açıklayan Trump, "Anlaşmada sadece geliştirmeme değil, satın alma, edinme veya başka yollarla temin etmeme şartının da yer almasını istedim." değerlendirmesinde bulundu. Amerika Birleşik Devletleri tarafından öne sürülen bu ek güvenlik maddesine İran müzakere heyetinin başlangıçta itiraz ettiğini aktaran Trump, yürütülen diplomatik baskılar neticesinde Tahran yönetiminin geri adım atmak zorunda kaldığını sözlerine ekledi.
YENİ LİDERLİK YAPISI VE DOĞRUDAN GÖRÜŞME OLASILIĞI
İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri tarafından düzenlenen askeri operasyonlarda hayatını kaybeden İran'ın eski dini lideri Ali Hamaney'in ardından ülkede kurulan yeni yönetim yapısına dair de açıklamalarda bulunan Trump, yeni liderliği rasyonel bulduğunu ifade etti. Mücteba Hamaney'i babasıyla kıyaslayarak daha genç ve mantıklı bir profil olarak tanımlayan Trump, bu yeni liderlik kadrosunun nükleer anlaşma süreçlerinin ilerlemesinde aktif bir rol oynadığına dikkat çekti. Gelecek dönemde Tahran ile kurulabilecek en üst düzey diplomatik temaslara dair konuşan Trump, şöyle konuştu: "İsterse görüşürüm ancak şu ana kadar doğrudan konuşmadım."

BÖLGEDEKİ ABD ASKERLERİ MÜZAKERE SÜRECİNDE KALMAYA DEVAM EDECEK
İran'ın genel askeri kapasitesinin ve savunma altyapısının büyük ölçüde etkisiz hale getirildiğini ileri süren Trump, bu operasyonel duruma rağmen bölgede konuşlandırılmış olan yaklaşık 50 bin Amerika Birleşik Devletleri askerinin kısa vadeli planlamada geri çekilmeyeceğini bildirdi. Karşı tarafın savunma gücüne dair askeri veriler paylaşan Trump, şu ifadelere yer verdi: "Ordularını tamamen yok ettik. Ellerinde hâlâ bazı füzeler ve insansız hava araçları var." İran'ın çatışma dönemi öncesindeki füze envanterinin sadece yüzde 21 ila yüzde 22'lik kısmının ellerinde kaldığını iddia eden Trump, Amerikan askeri unsurlarının bölgedeki mevcudiyetinin korunmasının Washington idaresinin diplomatik müzakerelerdeki konumunu tahkim edeceğini belirterek, nihai bir sonuca ulaşılana kadar askeri varlığın sürdürüleceğini kaydetti.
ENERJİ PİYASALARINDAKİ BASKI VE GEÇMİŞ DÖNEM NÜKLEER ANLAŞMA ELEŞTİRİSİ
Orta Doğu'da yaşanan askeri çatışmaların küresel enerji piyasaları ve petrol fiyatları üzerinde yukarı yönlü bir baskı oluşturduğunu kabul eden Trump, sahadaki savaş durumu sona erdiğinde bu ekonomik trendin tersine döneceğini savundu. İran'ın mevcut finansal ve ekonomik yapısıyla sürdürülebilir bir pozisyonda bulunmadığını iddia eden Trump, kesin bir diplomatik neticeye ulaşıldığında petrol fiyatlarında ciddi düşüşlerin yaşanacağını ileri sürdü. Amerika Birleşik Devletleri ekonomisinin mevcut göstergelerinin güçlü olduğunu savunan Trump, Washington'un bölgedeki birincil önceliğinin Tahran'ın nükleer silahlara erişmesini engellemek olduğunu belirterek, bu hedeften taviz verilmeyeceğini vurguladı.
Eski ABD Başkanı Barack Obama döneminde imzalanmış olan nükleer anlaşmayı kurumsal ve finansal eksiklikleri nedeniyle eleştiren Trump, yeni bir mutabakat sağlansa dahi İran'ın uluslararası sistemde dondurulmuş olan mali varlıklarının derhal serbest bırakılmayacağını, bu konunun ancak Tahran'ın taahhütlerini eksiksiz yerine getirmesinin ardından masaya gelebileceğini belirtti. Obama yönetiminin geçmişte İran'a yaptığı nakit ödemeleri de eleştiren Trump, yürütülen yeni müzakere sürecinin geçmiş stratejilerden daha nitelikli sonuçlar doğuracağını sözlerine ekledi.