Türkiye’de terör örgütü PKK’nın silah bırakması ve örgütsel faaliyetlerini sona erdirmesi amacıyla yürütülen süreçte yasal düzenlemeler için kritik aşamaya gelindi.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, 5 Temmuz’da yaptığı açıklamada sürecin yaklaşık yüzde 80’inin geride kaldığını belirterek hazırlanacak düzenlemenin münfesih örgüt üyelerine yönelik, geçici ve özel bir yasa olacağını söyledi. Kurtulmuş, düzenlemenin genel af niteliği taşımayacağını; silahını bırakan ve örgütsel faaliyetlerden vazgeçen örgüt mensuplarının belirli bir süre içinde yasadan yararlanabileceğini ifade etti.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları da 14 Temmuz’daki grup toplantısında çerçeve yasanın artık çıkarılması gerektiğini belirterek düzenlemenin temmuz ayı içinde Meclis’ten geçirilmesi çağrısında bulundu.
AVRUPA YAPILANMASINDAN LOZAN HAMLESİ
Ankara’da sürecin yasal zemininin oluşturulması için çalışmalar devam ederken, PKK’nın sözde Avrupa yapılanması olarak bilinen Kürdistan Demokratik Toplum Kongresi-Avrupa’dan (KCDK-E) Lozan Antlaşması’nı hedef alan bir açıklama geldi.
Almanya Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı, KCDK-E’yi doğrudan “PKK’nın Avrupa yönetiminin günümüzdeki adı” ve “PKK’nın Avrupa’daki ardıl yapılanması” olarak tanımlıyor. Alman Federal Meclisi kayıtlarında da KCDK-E’nin PKK’ya yakın derneklerin Avrupa çatı örgütü ve PKK’nın siyasi kolu olarak kabul edildiği belirtiliyor.
KCDK-E, terör örgütü PKK’ya yakın ANF’de yayımlanan açıklamasında, Lozan Antlaşması’nın 103’üncü yıl dönümü dolayısıyla İsviçre’nin Lozan kentinde kitlesel yürüyüş düzenleneceğini duyurdu.
“STATÜKOYU REDDEDİYORUZ”
Lozan Antlaşması’nı “Kürt soykırımını başlatan” bir metin olarak niteleyen örgüt yapılanması, antlaşmanın Kürtleri dört farklı devletin sınırları içinde bıraktığını öne sürdü.
Açıklamada Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesini hedef alan ifadeler kullanılırken “tek vatan, tek millet” anlayışı da “asimilasyon politikası” olarak nitelendirildi. Örgüt yapılanması, Lozan’la oluşan statükoyu tanımadığını belirterek “mücadeleyi yükseltme” çağrısında bulundu.
KCDK-E açıklamasında Abdullah Öcalan’dan “Önder Apo” diye söz ederek Öcalan’ın fikirlerinin örgütlü mücadeleyi ve “ulusal birlik zeminini” güçlendirdiğini savundu.
25 TEMMUZ’DA YÜRÜYÜŞ
KCDK-E, Avrupa’daki örgüt destekçilerini 25 Temmuz 2026 Cumartesi günü saat 12.30’da Lozan’da gerçekleştirilecek yürüyüşe katılmaya çağırdı.
Türkiye’de silahların bırakılması, örgütsel yapının tasfiye edilmesi ve sürecin yasal güvenceye kavuşturulması tartışılırken Avrupa yapılanmasının Lozan Antlaşması’nı, Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısını ve kuruluş ilkelerini hedef alan açıklaması, sürece yönelik sabotaj tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.
TBMM Başkanı Kurtulmuş da daha önce sürecin tamamlanabilmesi için provokasyonlara karşı dikkatli olunması ve oluşan barış ortamını bozacak söz ve eylemlerden kaçınılması gerektiğini vurgulamıştı.
REMZİ KARTAL’DAN SÜRECİ ZORA SOKAN ÇIKIŞLAR
Avrupa yapılanmasının Lozan hamlesi öncesinde KONGRA-GEL Eş Başkanı Remzi Kartal’dan da süreci şartlara bağlayan peş peşe açıklamalar geldi. Kartal, hazırlanacak çerçeve yasanın Öcalan ve örgüt yönetimiyle mutabakat sağlanmadan Meclis’e sunulması halinde sürecin “ölü doğabileceğini” ileri sürdü. İktidarın attığı adımların yetersiz olduğunu savunan Kartal, Öcalan’a “özgür çalışma ve yaşam koşulları” sağlanmasını istedi.
Kartal ayrıca yasal düzenlemenin cezaevlerindeki örgüt mensuplarını, yurt dışına çıkanları ve silahlı kadroların Türkiye’ye dönüşünü kapsaması gerektiğini belirtti. Federalizm ve statü taleplerinin ise sürecin sonraki aşamalarında gündeme gelebileceğini söyleyen Kartal’ın bu açıklamaları, silah bırakma sürecinin yeni siyasi ve anayasal taleplere bağlanmaya çalışıldığı yorumlarına neden oldu.
Kartal’ın Öcalan’ın statüsünü sürecin “en önemli stratejik konusu” ilan etmesi ve sürecin ancak onun koordinasyonunda ilerleyebileceğini savunması da Ankara’da yürütülen çalışmalara yönelik yeni bir dayatma olarak değerlendirildi.
Odatv.com