Büyük Birlik Partisinin (BBP) Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun 2009 yılında bir helikopter kazasında yaşamını yitirmesine ilişkin yürütülen soruşturmada 10 ilde operasyon düzenlendi ve aralarında eski emniyet amiri Dursun Özmen'in de bulunduğu 25 kişi gözaltına alındı.
Yıllardır aydınlatılmaması nedeniyle tartışılan dosya, 12 Haziran'da Maraş'tan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına devredilmişti. Adalet Bakanı Akın Gürlek'in açıklamasına göre, bugün 10 ilde toplam 29 kişi operasyon yapıldı, 25 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlardan ikisinin cezaevinde olduğu, iki kişinin ise yurt dışında bulunduğu öğrenildi. Gözaltına alınan ve aranan kişilere "Silahlı terör örgütü kurmak, yönetmek ve üye olmak" ile "Tasarlayarak kasten öldürmek" suçlamaları yöneltildi.
Destici'nin iddiası: Takipsizlikle sonuçlandırılmak istendi
Soruşturmaya ilişkin açıklama yapan BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, bugüne kadar yürütülen adli süreçlerde dosyanın takipsizlikle kapatılması yönünde defalarca girişimde bulunulduğunu ileri sürdü. Dosyanın yeniden değerlendirilmeye alınmasının avukatların yürüttüğü hukuki mücadele sayesinde olduğunu savunan Destici, "Adaletin gecikmiş olması, ondan vazgeçilmesini gerektirmez. Temennimiz ve beklentimiz; hakikatin tüm yönleriyle ortaya çıkarılması ve hukukun üstünlüğünün hiçbir istisnaya yer bırakmayacak şekilde tesis edilmesidir" ifadelerini kullandı.
BBP Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Samet Bağcı ise devam eden adli süreç ve soruşturmadaki gizlilik kararı nedeniyle dosya içeriğine dair ayrıntılı bir açıklama yapamayacaklarını söyledi.
Kamu görevlilerine "Görevi kötüye kullanma" cezası verilmişti
Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki beş kişi, 25 Mart 2009 yerel seçim çalışmaları kapsamında Maraş'tan Yozgat'a gitmek üzere bindikleri helikopterin Maraş'ın Göksun ilçesindeki Keş Dağı'na düşmesi sonucu yaşamını yitirmişti. Olayın ardından başlatılan arama kurtarma çalışmalarındaki gecikme yaşandığı ileri sürülmüş; koordinasyonsuzluk olduğuna ve cihazların söküldüğüne dair iddialar ortaya atılmış, olayın bir kaza değil, suikast olduğu öne sürülmüştü.
Dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de 2011 yılında yaptığı bir açıklamada, helikopterin enkazından bazı kritik parçaların söküldüğünü belirterek "Helikopterin beynini keçiler sökmedi ya" ifadelerini kullanmıştı.
Devlet Denetleme Kurulunun (DDK) hazırladığı raporda da arama kurtarma sürecinde devlet kurumlarının bir kamu hizmet kusuru işlediği ifade edilmişti.
Kamu görevlilerine yönelik adli süreç ise yıllar sonra başlamıştı. Yargıtayın 2018'de bazı kamu görevlileri hakkındaki "Kovuşturmaya yer yoktur" kararını kaldırmasının ardından 2021 yılında dokuz üst düzey kamu görevlisi hakim karşısına çıktı. Davada, aralarında dönemin Kahramanmaraş Valisi Mehmet Niyazi Tanılır, Eski İl Jandarma Komutanı Sezai Akgün ve Eski İl Emniyet Müdürü Necdet Çelikbilek'in de bulunduğu üç sanığa, "Görevi kötüye kullanma" suçundan 1 yıl 2'şer ay hapis cezası verilmiş, altı sanık ise beraat etmişti. Mahkeme heyeti, sanıkların yargılama sürecindeki tutumları nedeniyle cezada indirim uygulamamıştı.