Ana içeriğe geç

Yıldız Holding'den gıdada 33 tesiste ortak güvenlik kalkanı

Yıldız Holding Gıda Güvenliği ve Savunması Genel Müdürü Rohaizad Bin Hassan "Yıldız Holding'in 11 ülkedeki 33 tesisini kapsayan bir yapıda, gıda güvenliği yaklaşımının ortak prensiplerle yönetilmesine katkı sağlıyoruz." dedi.

Yıldız Holding'den gıdada 33 tesiste ortak güvenlik kalkanı
tv100
16

Yıldız Holding Gıda Güvenliği ve Savunması Genel Müdürü Rohaizad Bin Hassan, gıda güvenliğini tedarik zinciri ve tüketici hassasiyetlerini de kapsayan stratejik bir sorumluluk alanı olarak gördüklerini ve küresel operasyonlarını ortak standartlarla yönettiklerini söyledi.

Hassan Yıldız Holding'in küresel ölçekte uyguladığı gıda güvenliği yönetimi, tedarikçi denetimleri ve bilgi kirliliğinin tüketici güvenine etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Şirketin gıda güvenliğini yalnızca kalite kontrol ve mevzuata uyum başlığı olarak ele almadığını belirten Hassan, bu yaklaşımın gıda savunması, tedarik zinciri bütünlüğü ve tüketici hassasiyetlerini de kapsayan geniş bir çerçevede yürütüldüğünü ifade etti.

Hassan, "Bu yaklaşımın kökleri, Ülker'in kurucusu merhum Sabri Ülker'in 'Kendim yemediğim ve çocuklarıma da yedirmediğim hiçbir mamulü üretmem.' ilkesine dayanıyor. Bu anlayış bugün Yıldız Holding'in küresel gıda güvenliği vizyonunun temel referanslarından birini oluşturuyor." dedi.

11 ÜLKEDEKİ 33 TESİSTE ORTAK STANDART UYGULANIYOR

Holding bünyesinde faaliyet gösteren Gıda Güvenliği Kurulu'nun, grubun gıda güvenliği vizyonunu küresel operasyonları kapsayan güçlü bir yönetişim yapısıyla desteklediğini aktaran Hassan, "Bu kapsamda Yıldız Holding'in dünya genelindeki 45 fabrikası arasındaki, 11 ülkedeki gıda ve gıda ilişkili üretim yapan 33 tesisini kapsayan bir yapıda, gıda güvenliği yaklaşımının ortak prensiplerle yönetilmesine katkı sağlıyoruz." diye konuştu.

"Bilgi kirliliği gıdanın kendisinden bağımsız olarak güven algısını zedeleyebiliyor"
Gıda güvenliğinin yalnızca üretim hattında başlayan ve biten bir konu olmadığını vurgulayan Hassan, tüketicilerin doğru, bilimsel ve anlaşılır bilgiye erişiminin de gıda güvenliği ekosisteminin önemli bir parçası haline geldiğini belirtti.

Hassan, bilgi kirliliğinin zaman zaman gıdanın kendisinden bağımsız olarak güven algısını zedeleyebildiğini dile getirerek, "Tüketicide gereksiz endişe yaratabiliyor ya da tam tersine dikkat edilmesi gereken risklerin hafife alınmasına yol açabiliyor. Tedarikçilerimizden üretim tesislerimize, ürün geliştirme süreçlerinden tüketici hassasiyetlerine kadar gıda güvenliği kültürünü güçlendirmeye çalışıyoruz." ifadelerini kullandı.

BİLGİ KİRLİLİĞİ TÜKETİCİ GÜVENİNİ ZEDELİYOR

Gıda Güvenliği Kurulu olarak kriterlerini bilimsel prensiplere, ulusal ve uluslararası mevzuatlara ve küresel ölçekte kabul gören iyi uygulamalara dayandırdıklarını belirten Hassan, şöyle devam etti:

"Standartları faaliyet gösterdiğimiz farklı coğrafyaların gerekliliklerini ve holdingin gıda güvenliği vizyonunu dikkate alarak düzenli şekilde gözden geçiriyoruz. Temel referanslarımız arasında Codex Alimentarius ilkeleri, Türkiye'de yürürlükte olan gıda ve gıda ile teması olan malzemeler kapsamındaki düzenlemeler ve mevzuatlar, Avrupa Birliği mevzuatları ve ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) düzenlemeleri yer alıyor. Denetim ve gıda güvenliği yönetiminde Küresel Gıda Güvenliği Girişimi (GFSI) kapsamında tanınan standartlar ve Amerikan Fırıncılık Enstitüsü (AIB) Standartları uygulamalarından, gıda savunmasında ise FDA'nın Kasıtlı Tağşiş Kuralı ve kamuya açık teknik şartnamesi PAS 96 kılavuzundan yararlanıyoruz."

Hassan, helal uygunluk, vejetaryen ve vegan ürünlerde de ilgili uluslararası rehberleri referans aldıklarını vurgulayarak, tüketici hassasiyetlerini yalnızca sertifikasyon aşamasında değil, ham madde seçiminden üretim hatlarının yönetimine, tedarikçi kontrollerinden nihai ürün denetimlerine kadar tüm süreçlere sistematik biçimde entegre ettiklerini ifade etti.

"Küresel operasyonlarımızı ortak bir gıda güvenliği yaklaşımıyla yönetiyoruz"
Yıldız Holding'in küresel operasyonlarını ortak bir gıda güvenliği yaklaşımıyla yönettiğini aktaran Hassan, grup bünyesindeki yönetişim yapıları sayesinde gerek Türkiye gerekse yurt dışındaki üretim tesislerinde aynı titizlik ve disiplinin uygulanmasını hedeflediklerini söyledi.

Hassan, İngiltere'deki McVitie's fabrikası gibi farklı ülkelerdeki operasyonların da bu sistemin parçası olduğunu dile getirerek, coğrafya değişse de gıda güvenliği yaklaşımlarının, denetim sistemlerinin ve beklenti seviyelerinin değişmediğini vurguladı.

KÜRESEL STANDARTLAR ESAS ALINIYOR

Gıda Güvenliği Kurulu'nun en önemli katkılarından birinin, holding genelinde yürütülen uygulamaların daha bütüncül, kurumsal ve izlenebilir bir yönetişim yapısı altında bir araya getirilmesi olduğunu kaydeden Hassan, şöyle devam etti:

"Bu kapsamda holding genelindeki mevcut iyi uygulamaları ortak ilkeler çerçevesinde değerlendirdik, kurumsal standartlarımızı güçlendirdik ve düzenli değerlendirme mekanizmalarını hayata geçirdik. Resmi eskalasyon mekanizmaları oluşturuldu. Böylece denetim bulgularının ilgili yönetim seviyelerine hızlı şekilde aktarılması, düzeltici faaliyetlerin net biçimde tanımlanması ve takip denetimleriyle izlenmesi mümkün hale geldi."

Hassan, tüketiciden gelen rutin geri bildirimlerin ve günlük taleplerin öncelikle ilgili şirketlerde operasyonel düzeyde yönetildiğini, daha geniş etki oluşturabilecek ve yönetim seviyesinde değerlendirilmesi gereken konular ortaya çıktığında kurulun sürece doğrudan dahil olduğunu anlattı.

Bu tür geri bildirimleri yalnızca tekil bir vaka olarak ele almadıklarını vurgulayan Hassan, politika güncellemeleri, standart revizyonları ve organizasyon genelinde uygulanabilecek sistemsel iyileştirmeler açısından da değerlendirdiklerini dile getirdi.

TEDARİKÇİ SEÇİMİNDE GIDA GÜVENLİĞİ ÖNCELİĞİ

Denetim modellerinin ürün yaşam döngüsünün tamamını kapsayan bütüncül bir yaklaşıma dayandığını belirten Hassan, ham maddeden ambalaja, üretimden sevkiyata kadar tüm aşamaları kontrol sistemlerinin parçası olarak gördüklerini söyledi.

Hassan, ham madde ve ambalaj malzemelerinin onaylı tedarikçilerden temin edildiğini, tedarikçi performanslarının düzenli olarak değerlendirildiğini ve gerektiğinde denetim süreçleriyle desteklendiğini kaydetti.

Fabrikalara kabul edilen malzemelerin ilgili standart ve prosedürler doğrultusunda fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik kontrollerden geçirildiğini belirten Hassan, depolama, üretim, paketleme ve sevkiyat süreçlerinin de belirlenmiş prosedürlere uygun şekilde yürütüldüğünü ifade etti.

Hassan, helal uygunluk açısından yalnızca üretim süreçlerini değil, tedarikçi seçim kriterlerini de hassasiyetle yönettiklerini aktararak, ürün ve pazar gerekliliklerine göre helal uygunluk, içerik bütünlüğü, üretim süreçleri ve sertifikasyon koşullarının birlikte değerlendirildiğini belirtti.

GIDA GÜVENLİĞİNDE SIFIR TOLERANS YAKLAŞIMI

Tedarikçi denetimlerini, şeffaflık ve tarafsızlığı destekleyen bir yaklaşımla yürüttüklerini dile getiren Hassan, bu süreçlerde ihtiyaç duyulan alanlarda bağımsız uzmanlık ve uluslararası iyi uygulamalardan da yararlandıklarını vurguladı.

Hassan, kurul tarafından tanımlanan kriterlere aykırı bir durum tespit edildiğinde bulgunun kayıt altına alınarak ilgili yönetim birimleriyle paylaşıldığını, tedarikçiden belirlenen süre içerisinde düzeltici faaliyet planı oluşturması ve uygulamasının beklendiğini anlatarak, şunları kaydetti:

"Alınan aksiyonların etkinliği takip denetimleri ve gözden geçirme süreçleriyle doğrulanıyor. Bölgesel kalite ekiplerimiz de bulguları, saha yönetimi tarafından resmi olarak kapatılana kadar takip ediyor. Bu süreç sayesinde tedarikçi denetimleri yalnızca uygunsuzluk tespitiyle sınırlı kalmıyor, iyileştirme, takip ve doğrulama mekanizmasıyla tamamlanıyor. Gıda güvenliği standartlarımızla uyum sağlanamayan durumlarda ise tedarikçi ilişkisi yeniden değerlendiriliyor. Gıda güvenliği, ürün bütünlüğü ve tüketici sağlığı açısından risk oluşturabilecek konularda sıfır tolerans yaklaşımıyla hareket ediyoruz."

Kaynağa Git

İlgili Haberler