Hatay — İnsan Hakları Derneği (İHD) İskenderun Şubesi, deprem bölgesinde başlatılan konteyner tahliyelerini protesto etti. İHD Konteyner merkezi önünde yapılan açıklamaya Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Deprem Bölgesi Dayanışma ve İşbirliği Grubu Koordinatörü Sevim Çiçek'in yanı sıra CHP, DEM Parti, Emek Partisi ve 2021 Tüm Emekliler Sendikası temsilcileri katıldı. Basın açıklamasını İHD Eş Başkanı Yusuf Berkyürek okudu.
"Tahliye değil, belirsizlik dayatılıyor"
Berkyürek, 6 Şubat depremlerinin üzerinden 42 ay geçtiğini hatırlatarak Adıyaman, Maraş, Osmaniye ve Malatya'da konteyner kentlerin boşaltılmaya başlandığını, Hatay'da da benzer bir sürecin beklendiğini söyledi.
Sorunun konteyner kentlerin kaldırılması olmadığını belirten Berkyürek, depremzedelerin yaşamını yeniden kuracak hak temelli bir kamu politikası oluşturulmadan tahliyelerin başlatıldığını ifade etti.
Açıklamada, depremzedelerin nerede yaşayacağı, geçimini nasıl sağlayacağı, çocukların eğitimine ve sağlık hizmetlerine nasıl erişeceği konusunda kamuoyuna açıklanmış bir plan bulunmadığı vurgulandı. Bazı konteyner kentlerde ailelere tahliye tebligatları gönderildiği, ortak yaşam alanlarının kapatıldığı, elektrik ve su hizmetlerinin kesileceğinin bildirildiği aktarıldı.
"En ağır yük kırılgan grupların üzerinde"
Berkyürek, belirsizlikten en çok kiracıların, hak sahibi sayılmayan depremzedelerin, kadınların, çocukların, yaşlıların, engellilerin, Dom toplulukları ve diğer kırılgan grupların etkilendiğini söyledi. Berkyürek, hak sahibi olup olmadığına bakılmaksızın depremden etkilenen herkes için insan onuruna yakışır yaşam koşullarının sağlanmasının devletin sorumluluğu olduğunu ifade etti.
LGS ve YKS öncesinde ailelere tahliye tebligatları gönderilmesine de tepki gösteren Berkyürek, çocukların ve gençlerin geleceğini doğrudan etkileyecek kararların toplumsal sonuçlarının gözetilmediğini söyledi.
Yetkililere çağrı
Açıklamanın sonunda yetkili kurumlara seslenen Berkyürek, tahliye sürecine ilişkin tüm planlama ve verilerin kamuoyuyla paylaşılmasını, güvenli ve kalıcı yaşam koşullarını sağlayacak kapsamlı bir geçiş planının açıklanmasını ve hiçbir depremzedenin geride bırakılmayacağı sosyal destek mekanizmalarının oluşturulmasını istedi.