Kurban Bayramı nedeniyle bir hafta ara verilen İBB Davası’nın 12. haftası da tamamlandı.
68’i tutuklu 414 sanığın yargılandığı dava, mahkeme kararıyla CHP’ye yeniden genel başkan olarak atanan Kemal Kılıçdaroğlu’na ilişkin tartışmaların gölgesinde başladı. Ekrem İmamoğlu’nun ne söyleyeceği fazlasıyla merak ediliyordu.
Duruşma başlamadan salondaki gazetecilere seslenen İmamoğlu, Özgür Özel ve Mansur Yavaş’a teşekkür etti.
“Tarihin görmediği en cesur kardeşlik ruhunu bana yaşatan Genel Başkanım Özgür Özel'e teşekkür ediyorum. Tarihin en doğru tarafında duran Mansur Yavaş'a teşekkür ediyorum.”
Türkiye’nin tarihi bir dönemden geçtiğini vurgulayan İmamoğlu’nun sözleri, Kemal Kılıçdaroğlu ve bazı partililerin “arınma mesajlarına” yanıt verir nitelikteydi:
“Çok tarihi bir dönemden geçiyoruz. Bunu unutmayın. Asrın hukuksuzluğun yaşandığı bir davadayız. Bu davada büyük mücadele veren benim masum arkadaşlarıma, belediye başkanlarıma ve bütün yol arkadaşlarıma, bürokratlarıma teşekkür ediyorum. Hepsinin dağ gibi yanındayım, dağ gibi. Kimsenin masumiyetine laf söyletmem. Söyleyene de en karşı, en dik duruşu ben gösteririm.”
Açıklamasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da gönderme yaptı:
“Bakın; devletin başındaki zihniyet gibi, ‘Allah affetsin’ deyip milletimden özür dileyen kişiyi, Allah affetsin diye ben de dua ediyorum ama millet affetmeyecek. Onu söyleyeyim.Milletimiz çok büyük bir yürüyüş başlatacak. Ruhumuz, Kuva-yi Milliye ruhudur. Yolumuzdaki en büyük karakterimiz değişimdir. Bunu unutmayın. En büyük coşkuyla, büyüyerek; çocuklar, gençler, kadınlar, halkımız tarihin en büyük yürüyüşünü başlatacağız.”
İmamoğlu’nun sözlerinin ardından duruşma başladı.
İtirafçı ol baskısı
Savunma yapan reklamcı Vedat Şahin, tutuklandıktan sonra bazı isimlerin cezaevine gelerek itirafçı olması için baskı yaptığını anlattı:
“Tanımadığım kişiler cezaevinde ziyaret ederek, ‘Şöyle ifade verirsen çıkarsın, senin hakkında şöyle suçlamalar var ya da buradan çıkamazsın’ gibi birçok psikolojik baskıya uğradım. ... Hatta şirketimin hissedarı olan eşimin tutuklanacağına dair ve bununla ilgili benden maddi olarak paralar isteyen avukatların da beni ziyaret ederek geldiklerini biliyorum.Savcılık ifadelerinde dahi söylemediğim bazı isnat ve suçlamaların ifadelere yazıldığını fark ettim. Bu aşamada neyle suçlandığımı dahi bilmeden, bir an önce açıkçası tahliye olabilmek gayretine girdim.”
Savunmasının ardından mahkeme başkanı soru sordu.
Mahkeme Başkanı: Savcılıkta etkin pişmanlık kapsamında ifade vermek istiyorum şeklinde beyanınız olmuş. Burada şu an bu beyanları inkâr ettiniz. Kim sizi yönlendirenler?
Vedat Şahin: Belli başlı avukatlar gelerek...
Hâkim: Bu ifadenize katılan İsmail Mirsad Albayrak...
Vedat Şahin: Mirsad Albayrak, doğru başkanım.
Hâkim: Bu kişi mi yönlendirdi?
Vedat Şahin: Bu kişinin yönlendirmesiyle ifadelere gittim. Bu kişi de zaten bundan önce Kabil Taşçı’nın avukatıydı. Eşimin üzerinden bana ulaştı. İlk başta kabul etmedim. Daha sonra tabii ki bu ortamda bu şekilde suçlamaların benim üzerime isnat edilmesinden dolayı artık bir yerde mantıklı düşünemedim ve yönlendirmeyle ifadelere başladım.
Mahkeme başkanı: Peki bu yönlendirme derken, bu ifadeleri bu şekilde vermen yönünde avukatın telkini mi oldu?
Vedat Şahin: Kendi telkiniyle. Yani etkin pişmanlığa uyarlanarak yapılan şeyler.
Mahkeme Başkanı: “Avukatım nasıl beyanda bulunacağını belirtti, destek oldu” dediniz. Bu ikinci verdiğiniz, o 11 Eylül tarihli o ifadeniz avukatsız alınmış savcılıkta.
Vedat Şahin: Avukatın desteğiyle başkanım.
Mahkeme Başkanı: Avukatın katılımı, resmî katılımı yok ama.
Vedat Şahin: Resmî katılımı yok, desteğiyle başkanım.
Adalet Bakanı’yla fotoğraf göndererek tehdit iddiası
Vedat Şahin’in ardından yine reklamcı Alper Aydın savunma yaptı.
Aydın, davanın şikayetçilerinden olan Sedat Kapıdağ'ın alacaklarını istemesi üzerine, eski Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ile fotoğrafını göstererek tehdit ettiğini iddia etti:
“Eski adalet bakanımızla fotoğrafını gönderdi bana yani çekilmiş fotoğrafını attı. ‘Ben’ dedi, ‘Bak göreceksin’ dedi. ‘Onlara neler yapacağım işte’ yani ‘Ekrem İmamoğlu'na neler yapacağım’ gibi bir şey yazmış. Ben de ona bir ses kaydı gönderiyorum sayın başkanım. Ses kaydı şu: ‘Ya kardeşim’ diyorum, ‘Bana ne Ekrem İmamoğlu'nu cezaevine attırmandan? Ödesene kardeşim benim paramı’ diyorum.”
Dava 2 Haziran Salı günü de reklamcı Yunus Göçer ile organizasyon firması sahibi Hasan Alaz ve Kültür A.Ş. genel müdür yardımcısı Onur Aldı’nın savunmalarıyla sürdü.