Demokrasi ve barışa en çok ihtiyaç duyulan böylesi günlerde Kardeş Türküler, Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda “Yan Yana” temasıyla dinleyicileriyle buluştu.
Dünyanın dört bir yanında savaşların, sınırların, ayrımcılığın ve antidemokratik uygulamaların yükseldiği günlerden geçerken, Kardeş Türküler de 30 yılı geride bırakan yolculuğunu "Yan Yana" diyerek kutlamak üzere sahnedeydi.
Farklı dillerin şarkılarının, bu topraklarda birlikte yaşayan halkların ve kültürlerin buluştuğu ortak sahne, daha ilk anlardan itibaren bir konserden çok ortak bir hafıza buluşmasını andırdı.
Türkçe, Kürtçe, Ermenice, Arapça, Çerkesçe, Süryanice ve daha birçok dilin ezgileri Harbiye'nin taş basamaklarından yükselirken, sahneden farklı dillerde verilen selamlar Anadolu’nun çok sesli geçmişine açılan bir kapı araladı.
Gecede Kardeş Türküler’in sahnesine birbirinden değerli isimler konuk oldu.
Konserde Candan Erçetin, Mine Koşan, Songül Öden, Deniz Barut ve Erol Babaoğlu sahnede yer aldı. Ayrıca İstanbul Kafkas Kültür Derneği, Kırşehir Belediyesi Abdallar Topluluğu, Sayat Nova Korosu ve Boğaziçi Üniversitesi Folklor Kulübü de performanslarıyla geceye eşlik etti.
Oyuncu Songül Öden, “Sareri Hovin Mernem” adlı Ermenice ve “Ez Kevok Im” adlı Kürtçe şarkıyı seslendirerek dinleyicileri büyülerken, “Bu dünya kardeşlik sofrası ve bu sofrada yan yana durabildiğimiz için kendimi çok şanslı hissediyorum” mesajını verdi.
Oyuncular Deniz Barut ve Erol Babaoğlu ise şiir ve metin performanslarıyla sahneye eşlik etti. Gecenin en etkileyici anlarından biri şu dizelerle yaşandı:
“Ve hatırlarız aynı göğün altında olduğumuzu yan yana. Sonsuz maviliği ve dehşet karanlığıyla, korkutan ama umutlandıran ve her günü yeniden doğuran aynı göğün altında yan yana…”
Kardeş Türküler'in kurucularından Feryal Öney de gecede yaptığı konuşmada bu vurguyu güçlendirdi:
“Bu akşam şarkılarımızla, danslarımızla yaşaması mümkün bir hayatın sesini çoğaltacağız. Aynı göğün altında yaşayan insanların birbirinin sesini duyduğu, birbirini susturmadığı, farklı düşüncelerin birlikte yaşayabildiği bir hayat hepimiz için çok kıymetli. Biz de bu akşam şarkıların, dansların, şiirlerin kurduğu o ortak sahnede buluşacağız. Şarkılarımızı hep birlikte barış ve demokrasi için söyleyeceğiz.”
Kardeş Türküler, otuz yıldır tam da Feryal Öney’in sözlerinde ifadesini bulan gerçeği hatırlatıyor: Aynı coğrafyada yaşayan insanların birbirlerinin hikâyelerine kulak vermesini, birbirlerinin acılarına ortak olmasını, birbirlerinin dilinde söylenen şarkılara eşlik etmesini...
Sahneden yükselen her türkü yalnızca bir ezgi değil, bu coğrafyanın hafızasından bir parçaydı.
Kimi zaman bir göçün izi, kimi zaman bir ağıdın yankısı, kimi zaman da bir düğünün neşesi dolaştı Harbiye’nin üzerinde. Şarkılar birbirine karıştıkça, yıllardır ayrıştırılmaya çalışılan halkların sesleri de birbirine karıştı.
Feryal Öney'in konuşması bu yüzden yalnızca bir konser konuşması değildi; aynı zamanda bir yaşam çağrısıydı.
Konserin finalinde sahneye çıkan Candan Erçetin, “Ben de artık bir ‘Kardeş’ sayılırım. Bugün sizlerle birlikte olduğum için çok mutluyum” diyerek “Sallasana Mendilini” ve “Çaje Sukarije / Sevdim Sevilmedim” şarkılarıyla müzikseverleri coşturdu.
Gecenin kapanışında “Kara Üzüm Habbesi” şarkısıyla konser boyunca sahneye çıkan tüm ekip halay çekti. İzleyicilerin de halaya katılmasıyla konser, dakikalar boyu süren alkışlarla sona erdi.
Dillerin unutulmaya yüz tutmuş ezgilerini bugüne taşıyan topluluk, bu mirası yalnızca korumakla kalmıyor; yeniden üretiyor ve çoğaltarak paylaşıyor.
Harbiye'deki konser de bu nedenle yalnızca geçmişe dönük bir kutlama değil, geleceğe dair bir söz kurma çabasının ifadesi olarak öne çıktı.
Otuz yıldır olduğu gibi, Kardeş Türküler bir kez daha müziğin yalnızca eğlendiren değil; hatırlatan, birleştiren ve direnen bir dil olduğunu gösterdi.