Ana içeriğe geç

Hayatları çalınan çocuklar ülkesi

Ülkede çocuk işçiliği meşrulaştırılırken 2025 yılında 94, Haziran 2026 itibarıyla ise 26 çocuk, çalıştırılırken iş cinayetinde hayatını kaybetti. MESEM öğrencisi, çalıştırılmanın evlerinden sürgün edilmiş hissettirdiğini söylerken FİSA’dan Koman, ‘‘Çocuk işçiliği ayrımcılığın sonucu’’ dedi.

Hayatları çalınan çocuklar ülkesi
Birgün
16

Bugün 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından 12 Haziran 2002 tarihinde ilan edilen bu gün çocuk işçiliğini önlemek amacıyla “Dünya Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü” olarak anılıyor.

Türkiye ise bugünü, önceki yıllarda da olduğu gibi çocuk işçiliği ve iş cinayetlerinde yaşamını yitiren çocukların gölgesinde karşıladı.

AKP iktidarı her ne kadar geçen yılı “Aile Yılı” ilan ederken 2025 yılında ülkede 94 çocuk çalıştırılırken iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi.

Bu sayı, 71 çocuk işçi cinayetiyle en yüksek çocuk işçi ölümü olarak kaydedilen 2024 yılını geride bıraktı. İSİG’in verilerine göre, 1 Ocak 2026’dan 11 Haziran 2026 tarihine kadar iş cinayetlerinde 26 çocuk işçi yaşamını yitirdi.

Ülkenin gerek iş cinayetleri gerekse çocuk işçilik ve çocuk işçi ölümleri konusunda hâlihazırda parlak olmayan karnesi günden güne kötüleşiyor.

Çocuk işçiliği, özellikle Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) sermayeye ucuz işgücü sağlamak amacıyla devreye soktuğu Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) ve 4 okul modeli ile daha da yaygınlaşırken alınmayan denetimsizlik on binlerce çocuğu her gün ölümle burun buruna çalışmak zorunda bırakıyor.

MESEM HAYATTAN KOPARDI

MEB eliyle çocuk işçiliğinin kılıfı olarak yaygınlaştırılan Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) kapsamında çalıştırılırken iş cinayetinde yaşamını yitiren çocukların sayısı en az 19 oldu.

Ancak tüm ölümlere gözlerini kapatan MEB, sermayenin “ara eleman” talebi doğrultusunda MESEM’lerin sayısında artışa gitti. 2024’te Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü’nce hazırlanan "Mesleki ve Teknik Eğitim Politika Belgesi"ndeki istihdamın kolaylaştırılması için "bölge", "ihtisas", "sektör içi" ve "sektöre entegre" olmak üzere 4 yeni okul modeli kuruldu.

Çocukların fabrikalarda, organize sanayi bölgesinde çalıştırıldığı bu modelle birlikte çalıştırılan çocukların sayısı artırıldı. Ardındansa çocuk işçiliğini ortaokul sıralarına dek indirildi.

Lisede sınıf tekrarı yapacak öğrenciler MESEM’lere yönlendirilirken çocuk işçiliğinin “yasal kılıfı” olan MESEM’lerin ortaokul uzantısı da Zanaat Okulları oldu.

Ülkede toplam çocuk işçi sayısı yaklaşık 2 milyon. MEB’in 2025-2026 eğitim öğretim dönemi itibariyle 224 bin 346 işletmede 509 bin 85 çocuk MESEM kapsamında çalıştırılıyor.

254 bin 60 mesleki ve teknik Anadolu lisesi (MTAL) öğrencisi ise 111 bin 578 işletmede mesleki eğitim adıyla çalıştırılıyor. Buna göre yaklaşık 2 milyon çocuğun 765 bini çocuk işçi.

SGK VERİLERİ DE GÖSTERDİ

Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) 2024 yılı verilerine göre, iş kazası sonucu yaşamını yitiren çocukların sayısı 11 oldu. Bunlardan 10’u erkek çocuklardan oluşurken 1’i ise kız çocuğu oldu.

Aynı verilere göre 2024 yılında binlerce çocuk iş kazası geçirdi. Buna göre 14-17 yaş aralığında 18 bin 100 çocuk iş kazası geçirdi. Bunlardan 3 bin 878’ini kız çocukları oluştururken iş kazası geçirenlerin 14 bin 222’sini ise erkek çocukları oluşturdu.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre ise ülkedeki 15-17 yaş grubundaki çocukların yüzde 25,5’i istihdam yer alıyor. Kız çocuklarında bu oran yüzde 13,9 olurken erkek çocuklarında ise yüzde 36,5.

‘KÖLE GİBİYİZ’

İstanbul’da MESEM kapsamında ön düzen ayarcılığı ve lastikçilik alanında çalıştırılan bir öğrenci, çocuk işçiliğinin kendilerini evlerinden sürgün edilmiş hissettirdiğini söyledi. Öğrenci, yaşadıkları en büyük sorunun hakları alamamalarını olduğunu belirtirken çalıştığı işyerinde mobbing ve hakarete maruz kaldıklarını vurguladı.

Günde 14-15 saate yakın çalıştırıldıklarını vurgulayan öğrenci, “Köle gibi hissediyoruz. Her gün başarabilecek miyim, bu işi yaparak yaşayabilecek miyim endişesi yaşıyorum” dedi.
“Bizim duygularımızı öldürdüler” diye konuşan öğrenci, “Sinir sistemimiz alt üst edildi. 94 çocuk iş cinayetinde ölmüşken artık yetmez mi?” diye sordu.

AYRIMCILIĞIN SONUCU

FİSA Çocuk Hakları Merkezi’nden Ezgi Koman ise iş cinayetinde yaşamını yitiren çocukların sayısındaki artışın çocuk işçiliğinin geldiği boyutun ve yaşanan hak ihlallerinin derinleştirdiğinin göstergesi olduğunu vurguladı.

Akademik olarak “başarısız” kabul edilen çocukların MESEM’lere yönlendirildiği vurgulayan Koman, “Bu veriler aynı zamanda çocukların ne kadar zor koşullarda ve güvencesiz, korumasız çalıştıklarını gösteriyor. Aynı zamanda bu iş cinayetlerinin bir kısmının da MESEM’lerde gerçekleşmiş olması ise durumun başka bir boyutuna dikkat çekiyor. Sermayeyle çocuk işçiliğinin bir uzlaşıcısı vardır ve MESEM’ler bu uzlaşıyı gösteriyor. Eğitim kurumu olduğu söylenen MESEM’ler aslında çocukların ekonomik açıdan sömürüldüğü yerler” dedi.

Akademik olarak “başarısız” kabul edilen çocukların MESEM’lere yönlendirildiği vurgulayan Koman, “Bir çocuğun yalnızca sadece akademik başarısı kötü diye işçileştirilmesi ayrımcılık. Bu yüzden soruyoruz: Neden sadece bazı çocuklar MESEM'e gidiyor?” diye sordu.

Türkiye’deki çocukların en yaygın çalıştırıldığı alanlar arasında mevsimlik tarım işçiliğinin de yer aldığını vurgulayan Koman, “Urfa mevsimlik çocuk işçilerin en fazla bulunduğu iller arasında. Bu çocuklar işte yılın belirli zamanlarında yola çıkıyorlar, evlerinden ayrılıyorlar ve tabii ki okula gitmiyorlar. Mevsimlik tarım işçiliği ILO standartlarına göre de çocuk işçiliğinin en kötü biçimi. Dolayısıyla çocukların asla çalıştırılamayacağı bir alan” diye konuştu. Türkiye’de 12 yaş üstü çocukların mevsimlik tarım işçisi olarak çalıştırılmasının “meşru görüldüğünü” vurgulayan Koman, “BM Çocuk Hakları Sözleşmesi'ne göre 0-18 yaşa biz çocuk diyoruz. Ancak iktidar çocuk işçiliğini meşrulaştırarak, çocuk adalet sisteminde çocuk cezalarını artırarak ya da işte çocuk evlilikleriyle ilgili söylemleriyle çocukluk tanımıyla oynuyor. Dolayısıyla bu bir meşruiyet çıkartıyor” dedi.

Artan yoksulluğun bazı çocuklar için çalışmayı zorunlu kıldığını vurgulayan Koman son olarak şunları aktardı: “Dolayısıyla çocuk işçiliği bir ayrımcılığın da sonucu. Çocuk işçiliğinin, kapitalizmin, neoliberalizmin bu kadar sertleştiği, bırakın çocuk işçileri, yetişkin işçilerin bile her gün iş kazalarında, iş cinayetlerinde yaşamını, uzuvlarını kaybettiği, çalışamaz hale geldiği bir yerde çocukların çalıştırılmasının meşru görülmesi kabul edilemez. Burada çocuk işçilikle mücadele edilecekse de bizzat çalıştırılan çocuklarla birlikte hareket etmek gerekiyor. Latin Amerika'da çocuk işçi örgütlenmeleri var. Burada bu örneği önümüze alarak örgütlenmelerinin önündeki engelleri tartışmalıyız. Çünkü bu örgütlenmeler çocuk işçiliğinin ortadan kalkması için önemli.”

Kaynağa Git

İlgili Haberler