Ana içeriğe geç

Ankara’da ABD-Avrupa güç mücadelesi

NATO'nun yüzde 5 savunma harcaması hedefini İspanya dışındaki tüm üyeler 2035'e kadar karşılayacağını açıklamasına rağmen ABD Başkanı Donald Trump, Avrupa'nın askeri bütçelerini yetersiz bulmayı sürdürüyor.

Ankara’da ABD-Avrupa güç mücadelesi
Evrensel
16

Köln- Ankara’da başlayan NATO Zirvesi öncesinde Avrupa basınında yer alan birçok haber ve yorumda, zirveye asıl ABD ile Avrupa arasındaki güç dengesinin damgasını vuracağına dikkat çekildi. ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen hafta Beyaz Saray’da düzenlediği basın toplantısında Avrupa’nın askeri harcamalarının çok düşük olduğunu söyleyerek alay etmesinin doğru olmadığına dair veriler alt alta sıralandı.

Özellikle Almanya’nın Ukrayna savaşının başlamasından bu yana askeri harcamaları iki katına çıkardığı, 2029’a kadar NATO’nun geçen yıl Lahey Zirvesi’nde belirlediği yüzde 5 şartını yerine getireceğine dikkat çekiliyor. Benzer şekilde, Fransa da askeri harcamalarını aynı süre içerisinde iki katına yükseltti. 2025’te NATO üyesi Avrupa ülkelerinin askeri harcamalarının yüzde 20 yükselmiş durumda. Bu, Çin’ın askeri harcamalarından daha fazla ve Ukrayna savaşına rağmen Rusya’nın üç katı anlamına geliyor.

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte de Ankara Zirvesi arifesinde Avrupa’nın yüzde 5 hedefine doğru ilerlediğini belirterek “Ülkelerden yüzde 5’e nasıl ulaşacağına dair net ve somut planlar bekliyorum” demişti.

İspanya dışındaki ülkelerin tümü, belirlenen yüzde 5 şartını 2035 yılına kadar yerine getireceğini ifade ettiği halde Trump’ın askeri harcamalara ayrılan bütçeleri yetersiz görmesi, bir taraftan NATO içerisindeki Avrupa etkisini artırmak için kullanılırken, diğer taraftan ise Avrupa’da silahlanma hedeflerine hız verilmesi için kullanılıyor. Özellikle de Almanya tarafından.

Ancak, Ankara Zirvesi’ne askeri harcamaların arttırılması konusundaki tartışmalar, Lahey Zirvesi’nden öteye geçmeyecek görünüyor. Ülkelerin çoğu Trump’ı memnun etmek için belirlenen süre zarfında yüzde 5 şartını yerine getireceğini ifade edecek. Ancak bu yeni tartışmaları beraberinde getirecek.

Avrupa daha fazla söz sahibi olmak istiyor

Bu tartışmalar eşliğinde başlayan NATO’nun Ankara Zirvesi’nde askeri ağırlığını öncesine göre artıran Avrupa’nın daha fazla söz sahibi olmak istediği açık. Almanya’da Süddeutsche Zeitung’da dün Daniel Brössler imzasıyla yayımlanan “NATO’nun geleceği Magdeburg, Schwerin ve Berlin’de de belirlenecek” başlıklı makalede şu yorum dikkat çekiyor: “Eski NATO öldü ve bunu herkes biliyor. ABD geri çekilmeye başladı ve bu kısmen geri döndürülemez bir hal aldı. Almanya Başbakanı Friedrich Merz ve Savunma Bakanı Boris Pistorius, NATO’nun transatlantik kalabilmesi için daha Avrupalı hale gelmesi gerektiğini söylediklerinde özünde haklılar; ancak bu durum gerçekte olduğundan daha tozpembe bir izlenim uyandırıyor.”

ABD’nin Avrupa’nın güvenliğini Avrupa’ya havale etmesi üzerinden geliştirdiği söylem, hızla Almanya’nın askeri gücünü artırmasına, liderliğe soyunmasına vesile oldu. Ankara Zirvesi öncesinde Berlin’de çok sayıda Avrupa ülkesiyle değişik formatlarda yapılan toplantılar, Almanya’nın da buna niyetli olduğunu açıkça gösterdi. Brössler bu yeni durumu, “Özgür Avrupa’yı emperyalist Rusya’dan koruyacak gücün Almanya” olduğunu ileri sürüyor.

Ancak, Almanya’nın bu rolü yerine getirip getiremeyeceği tartışmalı. Hem askeri harcamaların artırılmasına karşı ülke içinde yükselen tepkiler, hem de bu liderliğe soyunan Merz’in siyaseten zayıf olması Alman sermayesinin ABD’den bağımsızlaşma adına geliştirdiği söylemin gerçekçi olmadığını gösteriyor. Bunlara bir de AB içindeki çelişkiler eklendiğinde, NATO’nun Avrupa ayağının güçlü bir çıkış yapmasının, “NATO’nun geleceğinin Berlin’de belirleneceği” koşullarının zor olduğunu gösteriyor.

Buna rağmen, Ankara Zirvesi’nden başlayarak ABD’ye karşı NATO içinde, emperyalist paylaşım planlar çerçevesinde yeni güç dengesinin kurulmasının olasılığı hiç de az değil. Trump tarafından her fırsatta tehdit edilen Kanada, öncesinde göre Avrupa’ya daha yakınlaşmış durumda. NATO’nun Atlantik’in diğer yakasındaki asıl ayağının Kanada olacağı bu nedenle sıkça dillendirilmeye başlandı.

Boşanma metaforu

Ankara Zirvesi’nin güç dengelerinde bir netlik getirmesi beklenmiyor. Buna rağmen Avrupa basınında NATO’nun yeni döneme uyarlanmış halinden “3.0” sürümü olarak söz edilmeye başlandı. Örneğin Belçika’da yayınlanan De Morgen gazetesinde dün yayınlanan yazıda şöyle deniliyor: “Bu zirvede NATO 3.0’ın nasıl görüneceğine ve zor zamanlarda kimin ne yapacağına dair netlik sağlamak hem Avrupalı NATO üyelerinin hem de ABD’nin çıkarına. Hâlâ birleşik ve güçlü bir ittifak varmış izlenimi yaratmaktan vazgeçelim; bunun yerine, gerektiği yerlerde boşanma sürecine dair net bir takvimin çıktığı ve hâlâ mümkün olan konularda ortak çabaların sürdürüldüğü en uygun mesafeli ilişkiyi yürütmeyi hedefleyelim.” (eurotopics.net)

“Boşanma” ifadesinden, ABD ile Avrupa arasındaki evliliğin bitmesinin kastedildiği anlaşılıyor. Ancak, uluslararası ilişkiler, ülkelerin ve tekellerin çıkarları, bir boşanma davası gibi basit işlemiyor. Evde huzur kalmazsa da, maddi çıkar ilişkileri, tehditler ve korkular tarafları birbirine mecbur bırakmış durumda. Bu nedenle Ankara Zirvesi, Avrupa ile ABD arasında boşanmanın değil, tarafların birbirinin sınırlarını yoklama sahası olarak akıllarda kalacak gibi görünüyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler