Vücudun kanamayı durdurmasını sağlayan doğal bir savunma mekanizması olan pıhtılaşma sistemi, gereksiz yere devreye girdiğinde damar tıkanıklıklarına yol açarak hayati risk oluşturabiliyor. Medicana Bursa Hastanesi Hematoloji Uzmanı Dr. Sertaç Durusoy, erken teşhis ve doğru tedaviyle önüne geçilebilecek pıhtılaşma bozuklukları ve komplikasyonlarına karşı önemli uyarılarda bulundu.
DERİN VEN TROMBOZU VE AKCİĞER EMBOLİSİ RİSKİ
Damar içinde oluşan pıhtının yerleştiği bölgeye göre farklı ciddi tablolara yol açtığını belirten Dr. Sertaç Durusoy, semptomlar hakkında şu bilgileri verdi:
"Pıhtı toplardamarlarda oluştuğunda derin ven trombozu, bu pıhtının yerinden koparak akciğere ulaşması durumunda ise akciğer embolisi gelişebilir. Atardamarlarda oluşan pıhtılar ise inme ve farklı organlarda damar tıkanıklıklarına neden olur. Derin ven trombozunun en sık belirtileri tek bacakta, özellikle baldır bölgesinde ani gelişen şişlik, ağrı, kızarıklık ve ısı artışıdır. Ani başlayan nefes darlığı, göğüs ağrısı, çarpıntı, bayılma hissi ve öksürükle kan gelmesi ise akciğer embolisini düşündürür ve acil müdahale gerektirir."

"PIHTI, TEŞHİS ALMAMIŞ BİR KANSERİN İLK BELİRTİSİ OLABİLİR"
Pıhtı oluşumunda birçok risk faktörünün rol oynadığına dikkat çeken Dr. Durusoy, uzun yolculuklar, büyük ameliyatlar, travmalar, gebelik, doğum sonrası dönem, obezite, sigara kullanımı ve ileri yaşın riski artırdığını söyledi. Kanser hastalarında bu ihtimalin çok daha yüksek olduğunu vurgulayan Durusoy, "Bazı hastalarda venöz tromboz, henüz teşhis konulmamış sinsi bir kanserin ilk klinik bulgusu olarak karşımıza çıkabilir" dedi.
İLAÇ KULLANIMI VE KİŞİYE ÖZEL RİSK DEĞERLENDİRMESİ
Östrojen içeren doğum kontrol hapları, hormon tedavileri, bazı kanser ilaçları (tamoksifen, lenalidomid, talidomid) ve uzun süreli yüksek doz kortikosteroid kullanımının pıhtı riskini artırabileceğini ifade eden Dr. Durusoy, bu ilaçları kullanan herkesin pıhtı geliştireceği anlamı taşımadığını, risk değerlendirmesinin yaş, ek hastalıklar ve aile öyküsü dikkate alınarak kişiye özel yapılması gerektiğini belirtti. Tanı sürecinde D-dimer testi, Doppler ultrasonografi ve bilgisayarlı tomografi pulmoner anjiyografi gibi yöntemlerden yararlanıldığını aktardı.
KORUYUCU TEDAVİDE KANAMA DENGESİ
Tedavinin temel amacının mevcut pıhtının büyümesini engellemek ve yenilerinin oluşmasını önlemek olduğunu söyleyen Dr. Sertaç Durusoy, korunma yöntemlerine ilişkin şu sözlerle noktaladı:
"Antikoagülan (kan sulandırıcı) tedavinin süresi her hastada aynı değildir; pıhtının yerine, nedenine ve hastanın genel durumuna göre planlanır. Koruyucu tedavi kararı verilirken pıhtıyı önleme amacı ile hastanın kanama riski dengesi dikkatle değerlendirilmelidir. Tek bacakta ani gelişen şişlik, ağrı ya da ani başlayan nefes darlığı basit yakınmalar olarak görülmemelidir."