Yaklaşık 18 milyon öğrenci ve 1 milyonu aşkın eğitim emekçisi, bugün son kez çalacak zil ile 2025-2026 eğitim öğretim yılını geride bırakacak. Ama bu yıl eğitimde okullarda şiddet, eşitsizlik, güvencesizlik ve piyasalaştırmanın etkileri daha derinden yaşandı. Okullarda peş peşe yaşanan saldırılarda İstanbul’da öğretmen Fatma Nur Çelik, Aydın’da Kıvanç Yılmaz Çoban okulda görev yatıkları sırada katledildi. Ağrı’da 24 yaşındaki sözleşmeli öğretmen Irmak Ayşe Koparan idarecilerin mobing, baskı ve şiddeti sonucu ölüme sürüklendi. Urfa Siverek’te Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ndeki silahlı saldırıda 16 kişi yaralandı. Bir gün sonra Maraş’taki Ayser Çalık Ortaokulunda gerçekleştirilen silahlı saldırıda saldırgan öğrenci dahil 11 kişi yaşamını yitirdi.
Başkentte öğretmenlere dayak taburları
Okullarda yaşanan saldırılara ve öğretmenlere yönelik şiddete karşı Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere tüm yetkililer ‘Elleri öpülesi öğretmenlerimize yönelik şiddetin hiçbir gerekçesi olamaz’ açıklamaları yaptı. Ama bu açıklamaların üzerinden çok zaman geçmeden taban maaş ve özlük hakları için Ankara’ya seslerini duyurmak üzere gelen özel sektör öğretmenleri aynı yetkililerin talimatıyla günlerdir biber gazına, şiddete uğrayarak başkentin ortasında yerlere yatırılıp ters kelepçeyle gözaltına alınıyor. Haklarını isteyen öğretmenler şiddete maruz kalırken iktidarın eğitim politikalarını belirleyen kurulun koltuklarında öğretmenlerin haklarını vermeyen patronlar oturuyor.
100 öğretmenden 86’sı atanamıyor
Eğitim Sen Genel Örgütlenme Sekreteri İzzet İldeş, geride kalan eğitim yılını “eğitimin değersizleştirildiği ve eğitim emekçilerinin itibarsızlaştırıldığı bir dönem” olarak değerlendirdi. Öğretmenliğin güvencesiz çalıştırılması ve çocukların yoksulluğa terk edilmesinin kamusal eğitimin piyasaya ve dini yapılara açılmasının sonucu olduğuna vurgu yapan İldeş “Türkiye’de halen 64 bin 509 sözleşmeli öğretmen görev yapıyor. 100 bine yakın öğretmen kölelik ve asgari ücretin altında ücretli öğretmen olarak çalıştırılıyor” bilgilerini vererek AKP dönemindeki son 23 yılda her 100 öğretmen adayından yalnızca 14’ünün atamasının yapıldığını söyledi.
Yarım milyon çocuk okula hiç uğramamış
Geride bırakılan eğitim yılının önemli sorunlarından birinin de devlet okullarındaki temizlik sorunu olduğuna dikkati çeken İldeş “Devlet okullarında görev yapan 143 bin 355 temizlik personelinin yalnızca 49 bin 578’i kadrolu. Geri kalan personel geçici çalıştırılıyor. Birçok okulda tek bir temizlik görevlisi bile yok. Bu yıl sınıfları öğretmenler, öğrenciler ve veliler temizlemek zorunda bırakıldı” dedi. Din Öğretimi Genel Müdürlüğünün bütçesinin 2020’den bu yana 8 kattan fazla artarak 82.6 milyar liraya çıkarılırken devlet okullarının temel ihtiyaçlarının bile karşılanmadığının altını çizen İldeş “İlköğretimde öğrenci başına yıllık harcama 3 bin 914 dolar ile OECD ortalamasının yüzde 36’sı düzeyindedir. 4 çocuktan 1’i okula aç gelirken Milli Eğitim Bakanlığı ücretsiz okul yemeği talebini görmüyor, okullarda çocuklara temiz içme suyu imkanı sunmuyor” dedi. Resmi verilere göre 611 bin 612 çocuğun okul kapısından içeri hiç giremediğine asıl rakamın bundan daha yüksel olduğuna dikkati çeken İldeş “Bu çocukların yaklaşık yarısı kız çocuklarından oluşuyor” ifadelerini kullandı.
‘Okul şirket, veli finansör, öğrenci müşteri’
Eğitim-İş Sendikası Genel Başkanı Kadem Özbay ise geride kalan eğitim-öğretim yılını ‘tam bir çöküş yılı’ olarak niteledi. “Okullar kuşatma, öğretmenler yalnızlaştırma, öğrenciler geleceksizlikle karşı karşıya” diye konuşan Özbay, okulların gerici ve piyasacı politikalarla kuşatıldığını, tarikat ve cemaatlerin protokoller yoluyla eğitim kurumlarına girdiğini, sanatın ve sporun ise eğitimden dışlandığını söyledi. Geride kalan yılda silahlı saldırıda öldürülen, idarecilerin baskıları nedeniyle intihara sürüklenen öğretmenleri gördüğümüzü hatırlatan Özbay “Öğretmen açığı büyürken ataması yapılmayan öğretmen sayısı 1 milyona yaklaştı. Devlet okullarında kalabalık sınıflar artarken eğitim giderek piyasalaştı. Özel okul sayıları hızla arttı. Okullar adeta şirkete dönüştürüldü. Okul şirket, veli finansör, öğrenci de müşteri anlayışı var” dedi.
‘Öğretmene şiddetin sorumlusu iktidar’
2014 yılında kaldırılan taban maaş hakkının ardından özel sektörde çalışan öğretmenlerin patronların insafına terk edildiğini, asgari ücret dayatmasına karşı haklarını arayan özel sektör öğretmenlerinin şiddete maruz kaldığını dile getiren Özbay “Maraş ve Urfa’da okullarda yaşanan silahlı saldırıların ardından öğretmene yönelik şiddeti kınayan iktidar, Ankara’da haklarını isteyen öğretmenlere polis müdahalesine göz yumuyor. Bugün öğretmenler şiddete maruz kalıyorsa bunun baş sorumluluğu siyasi iktidarın politik tercihleridir” dedi.
Yarım milyon çocuk MESEM’le sanayiye sürüldü
562 bin – MESEM’le sanayiye sürülen öğrenci sayısı
En az 20 – MESEM’de çalışırken iş cinayetinde ölen çocuklar
1 milyon 471 bin – Okul dışında olan çocuklar
273 bin - Açık öğretime kayıtlı öğrenciler
11- Kız çocuklarında okul terkinin arttığı il sayısı
273 bin - Çocuk açık öğretimde
Yüzde 25- Okula aç giden çocuk oranı
4 bin 666 – Cezaevinde bulunan çocuklar
16- 2026'nın ilk 4 ayında okullarda şiddet ve silahlı saldırı olayı yaşandı
19 bin - AKP döneminde kapatılan köy okulları
5 kat arttı – AKP döneminde özel okul sayısı 17 bine çıktı