Madonna, 2005 yılında yayınladığı "Confessions on a Dance Floor" albümünün devamı niteliğindeki "Confessions II"yi dinleyicilerle buluşturdu. Tam 21 yıl sonra gelen devam albümü, Madonna'nın kariyerindeki en ikonik dönemlerden birine görkemli bir dönüş olarak görülüyor.
Sanatçı albümün açılışında "Bazen sadece gölgelerde saklanmayı seviyorum. Yeni bir kişilik, farklı bir kimlik yaratmak. İstediğim kişi olabilirim" diyor.
BBC'den Mark Savage, sanatçıyı "yeniden keşif ustası" olarak tanımlıyor. Savage, "Onlarca yıl boyunca, doyumsuz müzik merakı onun zamanın ruhunda gezinmesine olanak tanıdı" şeklinde özetliyor bu durumu.
Madonna'yı 2005 yılının diskotekine geri götüren ise müzik yönetmeni Stuart Price. Savage'e göre, albümün ilk 30 dakikası kusursuz. Titreşen alt baslar ve canlı kulüp ritimleriyle dolu, coşku bulanıklığı içinde hızla geçip gidiyor şarkılar. Donna Summer şarkılarından esinlenilen I Feel So Free ile kapıları ardına kadar açarak dinleyiciyi ritme kaptırıyor.
Savage, "School" ve "Love Without Words" gibi parçaların daha deneysel, kesik kesik vokaller ve cızırtılı synthesizer'larla dolu olduğunu söylüyor.
Ancak albüm, Savage'in deyimiyle otobiyografik hale geldiğinde gerçekten yükselişe geçiyor. Albümün en dikkat çekici şarkısı olarak Danceteria'yı öneriyor Savage.
Albümün sürprizlerinden biri Sabrina Carpenter. Bring Your Love şarkısında buluşan ikili güçlerini birleştirerek bir güç beyanında bulunuyorlar: "Cesetlerin nereye gömüldüğünü biliyorum / Beni susturmaya çalışmayın".
Albümün gözünü 1980'lerdeki Chicago ve Detroit house hareketlerine çevirdiğini yazan Savage, merakla beklenen Kylie Minogue düetinin albümde kendine yer bulmadığını belirtiyor fakat Bizarre şarkısı ona Minogue'u hatırlatıyor.