Ankara Adliyesi, savunma sanayii ile yasa dışı faaliyetlerin sınır çizgilerini zorlayan, ardındaki detayları ise uzun süre adeta bir “sır” gibi saklanan bir davanın ilk duruşmasına sahne oldu. 11 Nisan 2025’te emniyete gelen gizemli ihbarlarla başlayan soruşturma; aktif görevdeki bir polis memurunun arama noktalarını aşarak yaptığı silah kuryeliğinden, “yerli silah üreticisi” olarak parlayan Özyurt Şirketinin aslında üretim izninin bulunmadığı gerçeğine kadar uzanan devasa bir skandalı ortaya çıkardı.
T24 yazarı Tolga Şardan’ın köşesine taşıdığı bilgilere göre; Özyurt Silah Fabrikası’nın ortaklarından İhsan Özyurt ve Ankara Emniyeti’nde görevli bir polis memurunun da aralarında bulunduğu 7 sanıklı dava, “savunma sanayii” ile yasa dışı faaliyetler arasındaki bağı gözler önüne serdi.
Soruşturmayı başlatan e-posta ihbarları
Süreç, 11 Nisan 2025 tarihinde Ankara Emniyeti Organize Suçlarla Mücadele Şubesine gelen bir e-posta ihbarıyla başladı. İhbarda, Ankara’da galericilik yapan Mehmet Ata Yavuz ile Ankara Asayiş Şube’de görevli polis memuru Rıza Koçak’ın İstanbul’daki Özyurt Silah Fabrikası ile bağlantılı olarak silah kaçakçılığı yaptığı belirtildi.
Yaklaşık bir ay sonra gelen ikinci bir ihbarda ise Mehmet Ata Yavuz’un, polis memuru Rıza Koçak’tan AŞTİ’de (Ankara Şehirlerarası Terminal İşletmesi) teslim aldığı silahları Hatay’a götürürken yakalandığı bilgisi yer aldı.
Emniyetin yaptığı kamera ve teknik incelemeler, ihbarların doğruluğunu kanıtladı. Yolcu otobüsüyle Hatay’a hareket eden Yavuz, Adana’da polisin düzenlediği operasyonla ruhsatsız tabanca, şarjör ve mermilerle yakalandı.
Fabrikanın üretim izni yok!
Soruşturma kapsamında gözaltına alınan şüphelilerden Mustafa Albayrak’ın cep telefonunda Özyurt Silah Fabrikası içinde çekilmiş üretim görselleri ve silah ticaretine dair mesajlaşmalar bulundu.
Bunun üzerine savcılık, Milli Savunma Bakanlığına yazı yazarak Özyurt firmasının durumunu sordu. Bakanlıktan gelen yanıtta “Özyurt firmasının güncel üretim izin belgesi ve tesis güvenlik belgesinin bulunmadığı” belirtildi.
Baskın sırasında delil kaçırma girişimi ve "altın kalaşnikof"
16 Ocak 2026 günü firmanın Beştepe’deki merkezine, Sincan’daki tesislerine ve İhsan Özyurt’un evine eş zamanlı baskınlar düzenlendi.
Arama sırasında, firmanın alt kuruluşu olan ASRON adlı şirkete ait tesisten iki aracın uzaklaştığı fark edildi. Polis ekiplerince durdurulan araçlarda yapılan aramalarda ele geçirilenler ekipleri şoka uğrattı: Tesisin güvenlik sorumlusu Temel Özder'in kullandığı İstanbul plakalı araçta altın kaplama ruhsatsız kalaşnikof marka otomatik tüfek, altın renkli şarjörler, namlu aparatları ve binin üzerinde mermi ele geçirildi.
Ali Arslantaş’ın kullandığı diğer araçta ise Özyurt markalı keskin nişancı tüfekleri, kalaşnikoflar, otomatik tüfekler ve tabancalar bulundu.
Tesislerde ayrıca çok sayıda topçu mühimmatı gövdesi, uzun namlulu silah parçaları ve binlerce mühimmat bulundu.
41 yıla kadar hapis istemi
Makine ve Kimya Endüstrisi (MKE) Hukuk Direktörlüğü ile Kriminal Polis Laboratuvarı’nın hazırladığı raporlarda; ele geçirilen malzemelerin 5201 sayılı Harp Araç ve Gereçleri Kanunu ile 6136 sayılı Ateşli Silahlar Kanunu kapsamında olduğu tescillendi.
Savcılık, firmanın sahibi İhsan Özyurt’un izin belgesi olmaksızın harp silahı ürettiğini ve yasa dışı ticaretini yaptığını belirterek, hakkında 20 yıldan 41 yıla kadar hapis cezası talep etti. Tutuklanan Özyurt, daha sonra ev hapsi kararıyla tahliye edildi.