Ana içeriğe geç

Prof. Dr. İzzet Özgenç’ten kayyım çıkışı: Belediye meclislerinin direnme hakkını kullanması gerekir

Prof. Dr. İzzet Özgenç, belediye başkanlarının tutuklanması halinde başkan vekilinin belediye meclisi tarafından seçilebilmesi gerektiğini belirterek, bu yetkinin meclislerden alınarak kayyım ataması yoluna gidilmesini “kanuna uygun fakat hukuka aykırı” bir uygulama olarak nitelendirdi. Özgenç, belediye meclisi üyelerinin bu uygulamaya karşı direnme hakkını kullanması gerektiğini savunarak, toplu istifanın bir direnme yöntemi olarak düşünülebileceğini söyledi.

Prof. Dr. İzzet Özgenç’ten kayyım çıkışı: Belediye meclislerinin direnme hakkını kullanması gerekir
Karar
16

Ceza hukuku profesörü ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eski hukuk danışmanı Prof. Dr. İzzet Özgenç, belediyelere kayyım atanması uygulamasına ilişkin dikkat çeken bir değerlendirme yaptı.

Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, kamu gücü kullanılarak gerçekleştirilen haksızlıklara karşı suç oluşturmayan eylemli karşı duruşların hukuka uygunluk sebebi olabileceğini belirten Özgenç, bu çerçevede “direnme hakkı” kavramına dikkat çekti.

Özgenç, belediye başkanının tutuklanması durumunda başkan vekilinin belediye meclisinden seçilmesi gerekirken, zaman içinde yapılan yasal düzenlemelerle bu yetkinin meclislerden alınarak kayyım ataması yönteminin benimsendiğini ifade etti.

“KANUNA UYGUN TASARRUF HUKUKA AYKIRI OLABİLİR”

Özgenç, paylaşımında kanuna uygun görünen bir işlemin her durumda hukuka uygun sayılamayacağını vurguladı.

“Kamu gücü kullanılarak gerçekleştirilen haksızlık kanuna uygun olabilir. Kanuna uygun olan tasarruf hukuka aykırı olabilir” diyen Özgenç, belediye başkanlarının tutuklanması halinde uygulanan kayyım yöntemini buna örnek gösterdi.

Özgenç’e göre olağan bir hukuk rejiminde, belediye başkanının tutuklanması halinde başkanlığa vekâlet edecek kişinin belediye meclisinin kendi üyeleri arasından yapacağı seçimle belirlenmesi gerekir.

“BELEDİYE MECLİSİNİN BAŞKAN VEKİLİ SEÇMESİNE HUKUKİ ENGEL YOK”

Prof. Dr. Özgenç, belediye meclisinin başkan vekili seçmesine hukuki bir engel bulunmadığını savundu.

Özgenç, “Belediye meclisinin başkan vekili seçmesine herhangi bir hukuki engel bulunmamasına rağmen, bu yetkinin meclisten alınmasına ve bunun yerine başvurulan kayyım ataması uygulamasına karşı direnme hakkını kullanmak gerekir” ifadelerini kullandı.

Bu hakkın öncelikle ilgili belediye meclisi üyeleri bakımından söz konusu olduğunu belirten Özgenç, hatta bu hakkın kullanılmasının seçmenlere karşı bir görev niteliği taşıdığını söyledi.

“SEÇMENLERE KARŞI GÖREVDİR”

Özgenç, belediye meclisi üyelerinin hukuken kendilerine ait olan bir yetkiyi kullanmalarının, hukuka aykırı bir kanuna dayanılarak engellendiğini savundu.

Bu nedenle belediye meclisi üyelerinin direnme hakkını kullanmasının yalnızca bir hak değil, aynı zamanda seçmenlere karşı sorumluluk olduğunu belirtti.

Özgenç, “Bu hak, öncelikle ilgili belediye meclisi üyeleri bakımından söz konusudur. Hatta ilgili belediye meclisi üyeleri bakımından bu hakkın kullanılması, aynı zamanda seçmenlere karşı bir görevdir” dedi.

“TOPLU İSTİFA BİR DİRENME YÖNTEMİ OLABİLİR”

İzzet Özgenç, belediye meclisi üyelerinin kayyım uygulamasına karşı nasıl bir direnme yöntemi geliştirebileceğinin öncelikle ilgili meclis üyelerinin takdirinde olduğunu belirtti.

Bu bağlamda toplu istifanın bir direnme yöntemi olarak düşünülebileceğini ifade eden Özgenç, belediye meclisi üyelerinin farklı tarihler itibarıyla geçerli olacak şekilde topluca istifa dilekçeleri verebileceğini söyledi.

Özgenç’e göre bu yöntemle meclis çalışmaları durdurularak, hukuka aykırı olduğu savunulan uygulamadan vazgeçilmesi için baskı oluşturulabilir.

“BAŞKANIN GÖREVE BAŞLAMASINI SAĞLAMAK AMACIYLA”

Özgenç, toplu istifa yönteminin yalnızca kayyım uygulamasına tepki amacı taşımayacağını, aynı zamanda tutukluluğu sona eren belediye başkanının göreve başlamasını sağlama amacına da hizmet edebileceğini belirtti.

Özgenç, tutukluluğuna son verilmesi halinde göreve başlamasına hukuki engel bulunmayan belediye başkanının görevine dönmesinin sağlanması gerektiğini ifade etti.

Bu süreçte seçmenlerin de belediye meclisi üyeleriyle dayanışma içinde olmasının önemli olduğunu vurguladı.

“SEÇMEN DESTEĞİ DİRENMENİN ETKİNLİĞİ İÇİN ÖNEMLİ”

Prof. Dr. Özgenç, direnme hakkının etkili olabilmesi için yalnızca belediye meclisi üyelerinin değil, seçmenlerin de sürece destek vermesi gerektiğini belirtti.

Özgenç, “Seçmenlerin de bu süreçte belediye meclisi üyeleri ile dayanışma içinde olmaları, üyelere destek vermeleri, direnmenin etkinliğini sağlama bakımından büyük önem taşır” dedi.

Bu ifadeler, Özgenç’in değerlendirmesinde kayyım uygulamasına karşı siyasal ve hukuki tepkinin toplumsal destekle güçlendirilmesi gerektiği görüşünü öne çıkardı.

“BU YÖNTEM TCK 260 KAPSAMINDAKİ SUÇU OLUŞTURMAZ”

Özgenç, paylaşımının sonunda toplu istifa yoluyla direnme yönteminin Türk Ceza Kanunu’nun 260. maddesinde tanımlanan suçu oluşturmayacağını da savundu.

“Bu açıklamalarım karşısında şeytanın avukatlığına tevessüle teşebbüs edeceklere cevap olarak önceden belirtmeliyim ki, bu direniş yöntemi, Türk Ceza Kanunu’nun 260. maddesinde tanımlanan suçu oluşturmaz” diyen Özgenç, önerdiği yöntemin ceza hukuku bakımından suç teşkil etmeyeceği görüşünü dile getirdi.

Özgenç'in açıklamasının tamamı şu şekilde:

"Kamu gücü kullanılarak gerçekleşmekte olan bir haksızlığa karşı, bu haksızlığın önlenmesini sağlamak amacıyla ve fakat suç oluşturan herhangi bir davranışta bulunmadan bir eylemli karşı duruşu ifade eden direnme, hakkın kullanılması olarak bir hukuka uygunluk sebebidir.

Kamu gücü kullanılarak gerçekleştirilen haksızlık kanuna uygun olabilir. Kanuna uygun olan tasarruf hukuka aykırı olabilir. Örneğin olağan bir hukuk rejiminde, belediye başkanının tutuklanması halinde, başkanlığa vekâlet edecek kişi belediye meclisinde yapılan seçimle kendi üyeleri arasından belirlenir. Ancak, belediye mevzuatımızda zaman içinde yapılan değişikliklerle, belirtilen durumda belediye meclisinin başkan vekili seçmesine hiçbir hukuki engel bulunmamasına rağmen, bu yetki belediye meclislerinden alınarak kayyım ataması yöntemi benimsenmiştir. Bu durumda kanuna uygun ve fakat hukuka aykırı bir uygulama söz konusudur. Bu itibarla, BELEDİYE MECLİSLİNİN BAŞKAN VEKİLİ SEÇMESİNE HERHANGİ BİR HUKUKİ ENGEL BULUNMAMASINA RAĞMEN, bu yetkinin meclisten alınmasına ve bunun yerine başvurulan KAYYIM ATAMASI UYGULAMASINA KARŞI DİRENME HAKKInı kullanmak gerekir.

Bu hak, öncelikle ilgili belediye meclisi üyeleri bakımından söz konusudur. Hatta ilgili belediye meclisi üyeleri bakımından bu hakkın kullanılması, aynı zamanda seçmenlere karşı bir GÖREVdir. Zira hukuken kendilerine ait olan bu yetkinin kullanılması, hukuka aykırı bir kanuna dayanılarak engellenmektedir.

Kanuna dayanılarak gerçekleştirilen bu hukuka aykırı uygulama karşısında belediye meclisi üyelerinin topluca bir direniş yöntemi geliştirmeleri, demokratik toplumun bir gereğidir.

Hukuka aykırı bu tasarruflar karşısında nasıl bir direniş yöntemine başvurulabileceği, öncelikle ilgili belediye meclisi üyelerinin takdirinde olan bir husustur.

Bu bağlamda TOPLU İSTİFA bir direnme yöntemi olarak düşünülebilir. Belediye meclisi üyeleri, bu hukuka aykırı uygulamadan vazgeçilmesini sağlamak, hatta tutukluluğuna son verilmesi karşısında göreve başlamasına herhangi bir hukuki engel bulunmayan başkanlarının göreve başlamasını sağlamak amacıyla, farklı tarihler itibarıyla geçerli olmak üzere topluca istifa dilekçeleri vererek meclis çalışmalarını durdurabilirler. Seçmenlerin de bu süreçte belediye meclisi üyeleri ile dayanışma içinde olmaları, üyelere destek vermeleri, direnmenin etkinliğini sağlama bakımından büyük önem taşır.
Bu açıklamalarım karşısında şeytanın avukatlığına tevessüle teşebbüs edeceklere cevap olarak önceden belirtmeliyim ki, bu direniş yöntemi, Türk Ceza Kanunu’nun 260. maddesinde tanımlanan suçu oluşturmaz."

KAYYIM TARTIŞMASI YENİDEN GÜNDEMDE

Özgenç’in açıklaması, belediyelere kayyım atanması uygulamasına ilişkin hukuki ve siyasi tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.

Paylaşımda, kayyım uygulamasının kanuni dayanağı olsa bile hukuk devleti ve yerel demokrasi ilkeleri bakımından tartışmalı olduğu vurgulandı.

Özgenç’in “kanuna uygun fakat hukuka aykırı” ifadesi, özellikle belediye meclislerinin seçmen iradesini temsil eden yapılar olduğu ve başkan vekili belirleme yetkisinin bu meclislerde kalması gerektiği görüşünü öne çıkardı.

Kaynağa Git

İlgili Haberler