Ana içeriğe geç

Trump’ın Dünya Kupası, FIFA’nın Arjantin’i

ABD, Kanada ve Meksika’da düzenlenen Dünya Kupası’nda geçtiğimiz hafta Son 16 Turu’ndaki maçlar tamamlandı. Dünya Kupası, ABD’nin Batılı olmayan ülkelerin millî takımlarına ve sporcularına karşı uyguladığı ırkçı ve ayrımcı uygulamalarla başlamıştı ancak utanç verici olaylar bunlarla sınırlı kalmadı

Trump’ın Dünya Kupası, FIFA’nın Arjantin’i
Aydınlık
16

ABD Millî Takımı’nın futbolcusu Folarin Balogun, ABD ile Bosna-Hersek arasında oynanan son 32 turu karşılaşmasında Tarık Muharemoviç’e yaptığı müdahale nedeniyle doğrudan kırmızı kart gördü. Bu maçın ardından ABD Başkanı Donald Trump, FIFA Başkanı Gianni Infantino ile yaptığı telefon görüşmesinde bu kararın yeniden değerlendirilmesini talep etti. Bunun üzerine FIFA Disiplin Kurulu, Balogun’a verilen maçtan men cezasının uygulanmasını bir yıl süreyle ertelediğini açıkladı.

TRUMP’IN FIFA’YA MÜDAHALESİ

Trump, bu konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Kırmızı kartın ne b..tan bir şey olduğunu bilmiyordum. Benim tek yaptığım kararın incelenmesini istemek oldu. Kimseye ‘Bunu yapmak zorundasınız.’ demedim. Gianni Infantino zeki ve güçlü bir adam. Ben sporu seven biriyim ve spordan gerçekten iyi anlarım. Pozisyon faul değildi. Kural ihlali bile değildi.” dedi. Bu açıklama, “hâkim, jüri, cellat” (judge, jury, executioner) kavramlarını akla getiriyor. Bu, güçler ayrılığının olmadığı otoriter veya totaliter rejimlerde tek bir kişinin hâkimlik, jürilik ve infaz etme görevlerini yapması anlamına geliyor. Trump, Dünya Kupası’nda hem ev sahibi hem hakem hem de infaz görevlisi olmaya çalışıyor; mahalle maçlarında “Top benim, oynatmıyorum.” diyen bir çocuk gibi hareket ediyor.

SPORUN SİYASETTEN BAĞIMSIZ OLDUĞU EFSANESİ

Kırmızı kartın ne anlama geldiğini dahi bilmeyen Trump’ın futbol bilgisinin ne kadar az olduğunu bu açıklamadan anlıyoruz ancak asıl sorun, siyasetin spora bu denli açık bir şekilde müdahale etmesi. Aslında burada daha da şaşırtıcı olan, bu müdahalenin tüm dünyanın gözü önünde yapılması. Trump, FIFA Başkanı Gianni Infantino’yu aradığını saklamıyor. ABD hegemonyasının bir aracı hâline gelen FIFA ise Balogun’un cezasının ertelenmesini, kurallar çerçevesinde alınmış teknik bir karar olarak göstermeye çalışıyor. Birçok yorumcu ve futbolsever, Trump’ın FIFA’ya müdahalesini spor tarihindeki kara lekelerden biri olarak değerlendiriyor. Elbette FIFA’nın bu kararı utanç verici ve spor tarihine kara bir leke olarak geçecek ancak Balogun olayından önce de siyaset, futbola dolaylı veya örtülü bir şekilde zaten müdahale ediyordu. Trump’ın Balogun müdahalesi, sporun siyasetten bağımsız olduğunu iddia edenlerin maskesini düşürdü ve FIFA’nın ne kadar yozlaşmış bir kurum hâline dönüştüğünü gösterdi.

Trump’ın Dünya Kupası, FIFA’nın Arjantin’i - Resim : 1

Uluslararası ilişkiler alanında Trump’ın yaptığı açıklamaları hatırlarsanız, Balogun rezaletinin bu açıklamaların bir devamı olduğunu görürsünüz. Trump, ABD’nin Suriye’de petrol için bulunduğunu, Venezuela ve İran’daki amacının bu ülkelerdeki petrolü ele geçirmek olduğunu, Grönland’ı ilhak etmek istediğini ve Ukrayna’nın yer altı kaynaklarına göz diktiğini açık bir şekilde ifade etmişti. ABD’nin İran’a karşı savaşı devam ederken Trump, “Dürüst olmak gerekirse, en çok istediğim şey İran’daki petrolü almak.” demişti. Trump’ı bu dürüstlüğünden dolayı takdir etmek gerekiyor. Trump’ın emperyalist hedefleri gizlememesi, emperyalizmin gerçek yüzünü anlamak açısından oldukça önemli. Bu anlayışın yalnızca uluslararası siyasette değil, spor alanında da yansımasını görüyoruz.

ABD HEGEMONYASINA SAHADAN CEVAP

Birçok kişi, ABD’nin uluslararası hukuku ve uluslararası kurumları hiçe sayan politikalarından ve eylemlerinden bıkmış durumda. O yüzden ABD hegemonyasının karşısında yer alan insanlar, 6 Temmuz’da oynanan ABD-Belçika karşılaşması öncesinde Belçika’yı destekledi. ABD’yi 4-1 yenen Belçikalı futbolcular, Lukaku’nun attığı dördüncü golden sonra Trump dansı yaparak Trump ABD’sine karşı en büyük cevabı verdi. TRT sunucusu Özkan Öztürk, maç bitiminde “Son dakikada bir gelişme olmazsa ABD turnuvaya veda etti.” diyerek Dünya Kupası’nda çirkin yüzünü gösteren ABD müdahaleciliğine tarihî bir göndermede bulundu.

FIFA TARAFINDAN KOLLANAN ARJANTİN

Son 16 Turu’ndaki en çekişmeli ve tartışmalı maçlardan biri de Arjantin ile Mısır arasında oynandı. Yaser İbrahim ve Mustafa Ziko’nun golleriyle karşılaşmayı 79. dakikaya kadar önde götüren Mısır, karşılaşmayı son dakikada yediği gollerle 3-2 kaybetti. Mısır kalecisi Mustafa Shobeir, maçta harika bir performans sergiledi ve birçok golü engelledi. Messi’nin penaltısını kurtaran Shobeir, penaltı atışları hariç aynı turnuvada iki penaltı kurtaran Dünya Kupası tarihindeki dördüncü kaleci oldu. Mısır, 79. dakikaya kadar kontrollü oynadı ancak bu dakikadan sonra topu kendi yarı sahasından çıkaramadı, kontrolü kaybetti ve Arjantin’in yoğun baskısı altında kaldı. Birçok Afrika ve Asya takımının yaşadığı talihsizlikten Mısır da payını aldı.

Arjantin’in bu maçtaki geri dönüşünde hakemin Arjantin lehine verdiği kararlar etkili oldu. Maç 2-2 devam ederken Mısır’ın yaptığı bir atakta Arjantinli defans oyuncusu, Mısırlı bir oyuncunun formasını çekti ama penaltı verilmedi. Arjantin’in attığı üçüncü golün öncesinde Mısır’ın yaptığı atakta Salah’a ceza sahasında yapılan hareket net bir şekilde penaltıydı ama hakem pozisyonu devam ettirdi. Bu pozisyonun ardından da Arjantin’in üçüncü golü geldi. Mısır’ın attığı ikinci golü VAR incelemesiyle iptal eden hakem, Arjantin’in üçüncü golündeki pozisyonun başlangıcını görmezden geldi. Karşılaşmada Arjantin’den Molina, Emam Ashour’u tokatladı ama hakem bu harekete kart göstermedi.

Dünya Kupası’nın başlangıcından bu yana hakemlerin Arjantin lehine olan kararlarını izliyoruz. Arjantin ile Yeşil Burun Adaları arasında oynanan son 32 turundaki maçta da Arjantin’in kollandığı izlenimini veren kararlar gördük. Yeşil Burun Adaları, maç 1-1 devam ederken 90+7’de ceza sahasının sol kanadına yakın bir yerden atak yapan Yeşil Burunlu Varela, Arjantinli futbolcu Paredes tarafından hakemin önünde düşürüldü ama hakem faul vermedi. Messi, kaleci Vozinha defansa talimat verirken serbest vuruşu kullandı. Infantino, Yeşil Burun Adaları’nı uzatmada 3-2 yenen Arjantin maçının ardından yaptığı açıklamada, “Arjantin’le birlikte ben de zorlandım.” diyerek tarafsızlığına gölge düşürdü. Yine Arjantin-Avusturya maçında Messi’nin golü öncesinde Alexis Mac Allister’in yaptığı faul görmezden gelindi. Arjantin-Cezayir maçında Messi, Cezayirli Mandi’nin aşil tendonuna sert bir şekilde vurdu ama Messi’ye kırmızı kart gösterilmedi. Şimdiye kadar Arjantin lehine verilen ve verilmeyen tüm kararları bir arada değerlendirdiğimizde Arjantin’in FIFA ve hakemler tarafından korunup kollandığını söyleyebiliriz. Mısır’ın Arjantin’e kaybetmesini de bu bağlamda okumak gerekiyor. Bu kararların her biri tek başına kasıt kanıtı olarak değerlendirilemez; ancak birlikte ele alındıklarında sistematik bir eğilim izlenimi veriyor.

FUTBOL EKONOMİSİ VE SİYONİZM DESTEKÇİSİ JAVIER MILEI

Peki neden Arjantin bu kadar kollanıyor? Bu sorunun birden çok cevabı var. Mısır Teknik Direktörü Hüsam Hasan, Arjantin maçından sonra yaptığı açıklamada, “Belki de tüm bu yaşananlar tamamen bir pazarlama stratejisinin sonucudur. Dünya Kupası’nın ticari başarısı için son Dünya Kupası şampiyonunun turnuvada kalmasını, Messi’nin buralarda yola devam etmesini istiyor olabilirler.” dedi. Bu açıklama futbol ekonomisinin mantığıyla ilgili. FIFA’nın bu Dünya Kupası’nda yayın, sponsorluk ve bilet satışı gelirleriyle 10 milyar doların üzerinde gelir elde edeceği tahmin ediliyor. Lionel Messi gibi küresel ölçekte milyonlarca insanı ekran başına çekebilen bir yıldızın yer aldığı Arjantin’in finale çıkması, Dünya Kupası’nın mevcut ve gelecekteki ticari değerini artırır.

Arjantin’in bu kadar desteklenmesinde siyasi nedenler de var tabii ki. 2023 yılında göreve gelen Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei, İsrail ile yakın ilişkileri savunuyor. Milei, 9 Mart 2026’da ABD’de bir üniversitede yaptığı konuşmada, “Dünyanın en Siyonist başkanı olmaktan gurur duyuyorum. İranlı düşmana karşı kazanacağımızı umuyorum.” dedi. İsrail ile Arjantin arasındaki yakın ilişkiler BM’deki oylamalara da yansımıştı. BM Genel Kurulu tarafından 25 Mart 2026 tarihinde transatlantik köle ticaretini ve köleleştirilmiş Afrikalılara yönelik uygulamaları “insanlığa karşı işlenmiş en ağır suç” olarak tanımlayan kararı 123 ülke kabul ederken, karara yalnızca ABD, Arjantin ve İsrail karşı çıkmıştı. Bu siyasi yakınlaşmanın kamuoyuna yansımaları da görülüyor. Arjantin-Mısır maçında tribünlerde açılan İsrail bayrağı, bunun dikkat çekici örneklerinden biri olarak değerlendirilebilir.

FUTBOLUN VİCDANI

Dünya düzenindeki cepheleşme kaçınılmaz olarak futbol dünyasına ve sahalarına da yansımış durumda. Messi’nin ve Arjantin halkının İsrail’i destekleyip desteklemediğini bilmiyoruz ancak Messi hiçbir zaman “Ben Filistinliyim, kalbim Filistin’le.” diyen Maradona gibi bir duruşa sahip olamayacak. İsimler üzerinden indirgemeci bir cepheleşmeyi bir yana bırakırsak, dünyanın en önemli sorunları karşısında spor dünyasına büyük bir vicdani görev düşüyor. Filistin’de masumlar soykırıma uğrarken, İran haksız bir şekilde bombalanırken insanlar sporcuları zalim güçlülerin değil, haklıların yanında görmek istiyor. “Çocukların öldürüldüğü o ülkelerde çocuklar Arjantin, Barcelona, Manchester City ve Real Madrid formaları giyiyorlar. Sizi seviyorlar ve futbolu seviyorlar. Ama yine de öldürülüyorlar ve siz hâlâ sessiz kalıyorsunuz.” diyerek insanlığın sesi olan Mısır Teknik Direktörü Hüsam Hasan doğru tarafta saf tutuyor. Tarih, kazanılan galibiyetleri, kupaları ve istatistikleri yazar; ama mazlumların ve sessizlerin sesi olan sporcuları ve spor insanlarını asla unutmaz.

Kaynağa Git

İlgili Haberler