Türkiye ile yürütülen "sakin sular" döneminin geride kaldığı değerlendirmelerinden yola çıkan Atina yönetimi, Ege Denizi'nin doğusunda konuşlu adaları silahlandırma projesine hız verdi. Hürriyet gazetesinden Duygu Leloğlu'nun Atina merkezli Ta Nea gazetesine dayandırdığı manşet haberine göre Yunanistan, Türkiye'nin burnunun dibindeki adaları adeta birer askeri kaleye dönüştürmek için gizli ve yer altına entegre bir savunma hattı kuruyor. Adalarda iş makineleriyle kazı çalışmaları başlatılırken, temmuz ayı sonunda İsrail'den milyarlarca euroluk yeni nesil hava savunma sistemlerinin tedariki için resmi onayın çıkması bekleniyor.
3 MİLYAR EUROLUK 'AŞİL KALKANI' PROJESİ
Yunanistan, "Gündem 2030" olarak adlandırdığı kapsamlı savunma stratejisi çerçevesinde Tel Aviv yönetimiyle askeri entegrasyonunu derinleştiriyor. Bu doğrultuda, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis başkanlığında bu ay toplanacak olan Yunan Milli Güvenlik Konseyi, İsrail yapımı BARAK, "Davud’un Sapanı" ve SPYDER hava savunma sistemlerinin satın alımını onaylayacak. Yaklaşık 3 milyar euro bütçeyle hayata geçirilecek olan bu bataryalar, Türkiye'ye karşı Ege ve Batı Trakya bölgelerini tamamen kapatması planlanan çok katmanlı "Aşil Kalkanı" savunma mimarisinin ana omurgasını oluşturacak.

KOMUTA MERKEZLERİ VE MÜHİMMAT DEPOLARI YER ALTINA İNİYOR
Doğu Ege adalarında yürütülen tahkimat çalışmaları sadece füze bataryalarıyla sınırlı kalmıyor; askeri altyapı bütünüyle yer altına taşınıyor. Olası bir çatışma anında Türk insansız hava araçları (İHA) ve hassas güdümlü mühimmatların hedefi olmamak adına, adılardaki askeri komuta merkezleri ile kritik mühimmat depoları sığınaklarla korunaklı hale getiriliyor. Atina'nın "dağınık savunma modeli" adını verdiği bu yapı kapsamında toplam 522 savunma projesi yürütülürken, bu yatırımların 315’i doğrudan adalarda konuşlandırılacak. Üç yıl içinde tamamlanması öngörülen projelerin toplam bütçesi ise 65 milyar euro gibi devasa bir rakama ulaşıyor. Bu hamleyle, Doğu Ege'deki irili ufaklı her adanın pasif birer nokta olmaktan çıkarılıp, dışarıdan destek almadan kendi başına savaşabilecek birer askeri üsse dönüştürülmesi hedefleniyor.
ATİNA'DAN 'SAKİN SULAR AMAÇ DEĞİL' ÇIKIŞI
Yunanistan'ın Ege'deki bu tehlikeli tırmanışına paralel olarak diplomatik kanattan da dikkat çekici açıklamalar geldi. Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgos Yerapetritis, SKAI televizyonuna verdiği demeçte, Türkiye ile son dönemde tesis edilen olumlu diyalog ortamına değindi. "Sakin sular" politikasının tek başına bir hedef olmadığını açıkça itiraf eden Yerapetritis, "Sakin sular faydalıdır ancak amaç değildir. Asıl hedefimiz Yunanistan’ın ulusal tezlerini güçlendirmektir" diyerek niyetlerini ortaya koydu. Atina'nın attığı bu askeri adımlar, Doğu Ege adalarının silahsızlandırılmış statüsünü belirleyen 1923 Lozan Antlaşması'nın 13'üncü maddesi ile 12 Ada'nın gayri askeri statüde kalmasını şart koşan 1947 Paris Barış Antlaşması'nı açıkça ihlal ediyor.