Ana içeriğe geç

Çiftleşip Erkek Genlerini Yok Ediyorlar: Erkeksiz Üreyerek 100 Bin Yıl Hayatta Kalan Balık Türü

Meksika ve Teksas nehirlerinde yaşayan ve tamamı dişilerden oluşan Amazon molly balığı alışılmışın dışındaki üreme yöntemiyle bilim dünyasını hayrete düşürüyor.

Çiftleşip Erkek Genlerini Yok Ediyorlar: Erkeksiz Üreyerek 100 Bin Yıl Hayatta Kalan Balık Türü
Onedio
16

Meksika ve Teksas nehirlerinde yaşayan ve tamamı dişilerden oluşan 'Amazon molly' balığı, alışılmışın dışındaki üreme yöntemiyle bilim dünyasını hayrete düşürüyor.

Erkeklerin genetik mirasını tamamen reddederek kendini klonlayan bu sıra dışı canlı, eşeysiz üremenin yok oluş getireceğini savunan temel evrim kurallarına tam 100 bin yıldır meydan okuyor.

Adını Yunan mitolojisinin efsanevi kadın savaşçılarından alan Amazon molly balığı, tamamen dişilerden oluşan popülasyonu ve erkeğe ihtiyaç duymadan, ancak erkeği kullanarak gerçekleştirdiği üreme taktiğiyle yüzyıldır biyologların odak noktasında yer alıyor.

Bu küçük gümüş renkli balıklar, üremek için yakın akraba türlerin erkekleriyle çiftleşiyor gibi görünse de aslında ortaya çıkan yavruların babalarıyla hiçbir genetik bağı bulunmuyor.

Bilim literatüründe jineogenez olarak adlandırılan bu benzersiz süreçte dişi balık, erkeğin spermini yalnızca yumurtanın gelişim sürecini başlatacak bir anahtar olarak kullanıyor.

Döllenmenin hemen ardından erkeğe ait tüm DNA anında yok ediliyor ve dişi, genetik olarak tamamen kendi kopyası olan dişi yavrular dünyaya getiriyor.

Evrimsel biyoloji açısından bu durum büyük bir çıkmaz anlamına geliyor.

Çünkü cinselliğin olmadığı üreme modellerinde, nesilden nesile aktarılan zararlı genetik mutasyonların zamanla birikerek türün sonunu getirmesi bekleniyor.

Ancak Amazon molly, bu kesin kurala rağmen yaklaşık 100 bin yıldır hayatta kalmakla kalmıyor, aynı zamanda popülasyonunu da başarılı bir şekilde büyütüyor.

Almanya'daki Ludwig Maximilian Üniversitesi'nden biyolog Edward Ricemeyer, cinsel üremede eş bulma rekabetinin ve yavrulara harcanan enerjinin devasa boyutlarda olduğunu, özellikle dişilerin bu yükün büyük kısmını omuzladığını belirtiyor.

Eşeysiz üreme, genlerin yüzde yüzünün aktarılması ve eş arama zahmetinin olmaması nedeniyle çok daha avantajlı görünse de, Amsterdam Üniversitesi'nden evrimsel biyolog Dave Speijer doğadaki canlıların yüzde 99,9'unun cinsel yolla ürediğini vurguluyor.

Bunun temel nedeni ise farklı DNA'ların birleşmesinin genetik çeşitlilik yaratması ve ölümcül genetik hataların nesilden nesile aktarılmasını engelleyen bir kalkan görevi görmesi.

Muller'in çarkı olarak bilinen ve eşeysiz üreyen canlılarda genetik hataların birikerek çöküşe yol açacağını öngören bu teori, Amazon molly'nin varlığıyla yeni bir boyut kazanıyor.

Speijer'e göre sorun teorinin yanlış olmasında değil, dar yorumlanmasında yatıyor.

Uzun ömürlü eşeysiz türlerin evrimsel kuralları yıkmadığını, aksine genetik hataları onarmak için cinsel üreme dışında alternatif ve gizemli yollar keşfettiklerini belirtiyor.

Hayvanlar aleminde babasız yaşamaya adapte olmuş bu özel kulübün üyeleri, bilim insanlarına doğanın hayatta kalmak için bulabildiği yaratıcı çözümlerin sınır tanımadığını bir kez daha kanıtlıyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler