Ana içeriğe geç

Murat Karayalçın, emperyalistlere yanıtın ancak CHP iktidarıyla verileceğini söyledi

Başkanlık sistemi ile seçime gidilecek olmasının CHP’de yaşadığımız sorunun çözümünde katkısı olabilir. Ortak bir cumhurbaşkanı adayı ile bu süreci daha kolay aşarız. O nedenle bizim birkaç ay içinde kurultaya gitmemiz lazım.

Murat Karayalçın, emperyalistlere yanıtın ancak CHP iktidarıyla verileceğini söyledi
Cumhuriyet
16

Lübnanlaşma, Iraklaşma değil Atatürk milliyetçiliği dediğimiz millet anlayışını, anayasal sistemi Ortadoğu’ya taşımalıyız. Bunun öncülüğünü CHP iktidarında yapabiliriz. Bu Tom Barrack ve benzerlerine verebileceğimiz ciddi bir yanıt olur.

Eski Başbakan Yardımcısı, Dışişleri Bakanı ve SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın Cumhuriyet’in sorularını yanıtladı.

- Butlan kararı olduğu sürece yeni parti veya olası baskın seçim için seçime girme yeterliliği olan bir partiye katılma gündemde olacak. Siz 90’larda yaşanan bölünmenin sonuçlarını bilen bir isimsiniz. Bugün de çare kalmazsa CHP dışında bir parti ile seçime gidilirse ne olur?

Dileğim bu süreçten CHP’liler olarak başarıyla çıkmamız. Herkes bir durup düşünmeli, bir soluklanmalı. Bize devlet kurumlarının, yargının yardım etmeyeceği ortada. Bunu kurgulayanlar da “Bu CHP’nin işi” diyor. Bu ortamda iş başa düştü.

- Gelinen noktada çözüm ne kadar mümkün?

Çözebiliriz, çözersek çok büyük bir kazanım elde ederiz. Öncelikle birlikte çözüme odaklanmalıyız. Partide kalmayı sürdürmenin gerekli olduğu kanısındayım. Tüm yollar tıkanabilir. Her partilimizin, her seçmenimizin “Her şey yapıldı, artık çözüm kalmadı” diyebileceği noktaya kadar direnmek gerek.

‘BÖLÜNÜRSEK ENDİŞE DUYARIM’

CHP’nin durumunu değerlendirirken bölge ülkelerinde yaşananlara da bakıyorum. Hindistan’ı kuranlar laik sosyalist kadrolardı. Bizim kardeş partimizdi, bugün yoklar, silindiler. İsrail’i kuranlar laik ve sosyalist kadrolardı, yoklar. İngiltere’de sosyal demokratlar ikiye bölündü. Bu böyle giderse Farage’ın kazanmasına sosyal demokratlar da katkıda bulunmuş olacak. Almanya’da da durum aynı. Bölünürsek böyle bir gelişme ile karşılaşmaktan endişe duyarım. Son çareyi de kullanmalıyız.

- 2002 seçimleri öncesinde DSP İsmail Cem öncülüğünde ikiye bölündü. Hem DSP hem de kurulan Yeni Türkiye Partisi çok düşük oy aldı. Aynı seçimde başka bir siyasi görüşten kopan Erdoğan ve ekibi iktidar oldu, koptukları parti Meclis dışı kaldı. Özel ve ekibi CHP dışında bir parti ile devam etse hangi örneğe daha yakın bir sonuç alınır?

19 Mart’tan beri yaşadıklarımızı dikkate alırsak başka bir partide seçime girilmesinde AKP’nin 2002’deki aldığı sonuca benzer bir durum ortaya çıkacağına inanıyorum. Özgür Bey’e karşı öyle bir coşku, sevgi var. Ama ben yine de bütünlüğü korumanın gerekli olduğu kanısındayım. CHP’li olmak Cumhuriyet gazetesi okuru olmak gibidir. Yerleşmiş değerler çok güçlüdür. SHP, CHP ile birleştikten sonra 2001’de Erdal Bey (İnönü) ile birlikte istifa ettik. Ayrı bir parti kurulacaktı, Erdal Bey vazgeçti, ben devam ettim.

‘CHP’LİLİK DAMARI VAR’

- 2002’de kurduğunuz Sosyal Demokrat Halk Partisi’nden söz ediyorsunuz değil mi?

Evet. Erdoğan o gün de cumhuriyet değerleri, Atatürk, İsmet İnönü üzerinden CHP’ye saldırıyordu. AKP ile CHP arasında siyaseten bize yarayacak bir kavga olmasına rağmen ben genel başkan olarak Erdoğan’a cevap veriyordum, çünkü benim ağrıma gidiyordu. Böyle bir damar var, bu önemsenmeli. O nedenle CHP adıyla devam etmeli, sonuna kadar direnmeliyiz. CHP’de yönetime getirilen kişileri, doğru kararları alması yönünde ikna etmeliyiz. Tüm CHP’lilere çağrıda bulunuyorum: Siyasi bir gasp olayı yaşadık, CHP Genel başkanının, seçilmiş yöneticilerinin görev ve yetkileri bu gaspla ellerinden alındı. Bir çukura itildik, bir tuzak kuruldu.

- Tuzağı kuran kim?

Tuzağı kuran ülkeyi yönetenler. 19 Mart’tan itibaren tuzak kuruldu. Aşama aşama geliyorlar. Bir ülkenin demokrasisine yönelik en ağır olayı yaşıyoruz. Görünen şu ki bunu biz çözeceğiz, yerli film ifadesiyle “Biz kardeşiz”, bunu unutmamalıyız. Düşürüldüğümüz tuzaktan ancak biz çıkabiliriz.

‘KEMAL BEY’E ARADIM, DÖNMEDİ’

- Altay, Erol ve Öztunç’un mekik diplomasisi yaptığını görüyoruz, sonuç çıkmasını bekliyor musunuz ve siz de devre girmeyi düşünür müsünüz?

Arkadaşlarımızın çabalarını takdirle karşılıyorum. Kim devreye girebiliyorsa, kim masaya oturulmasını sağlayabilecekse bunu yapmalı. Ben devreye girmeye çalıştım, 22 Mayıs akşamı Özgür Bey’den randevu istedim, devreye girmek istediğimi, kendisiyle ve Kemal Bey ile bu konuda uygun görürse görüşmek istediğimi ilettim. Özgür Bey çok memnun olacağını söyledi. Ben de pazartesi günü Kemal Bey’den randevu istemeyi planlamıştım. Pazar sabahı genel merkezimizin çevrildiğini görünce Kemal Bey’i aradım, yanıt vermedi, bir daha dönmedi. Çok üzüldüm tabi. Sonra 27 Mayıs günü Cumhuriyet Gazetesi’nde Sertaş Eş ile Özgür Bey’in söyleşisi çıktı. Özgür Bey 23 Mayıs Cumartesi akşamı Kemal Bey ile telefonda görüştüklerini, Kemal Bey’e “İkimiz de çekilelim, kurultaya kadar eski genel başkan ve büyüğümüz olarak Murat Karayalçın yönetsin” diyor. Ben bunu bilmeden Kemal Bey’i aramıştım, belki bununla da ilişkilendirdi ama sonuçta olmadı.

- Masaya oturulsa dahi tedbir kararı olduğu için kurultay yapılamayacağı ifade ediliyor...

Hem Zeynel Emre’nin hem de Gül Çiftçi’nin bu açıklamaya Cumhuriyet’te yanıtları vardı. Öyle anlaşılıyor ki bu değerlendirme doğru değil. AYM’nin “İrade şekillenmişse tedbir olmaz” diye bir içtihadı var. Ayrıca Sayın Emre, İstanbul İl Kongresi’nin tedbir olmasına rağmen yapıldığını örnek gösterdi. Öte yandan “Tedbir diye sorun varsa itirazı çekin” diyor.

Image

‘TAKVİME BAĞLAYALIM’

Kılıçdaroğlu, “CHP arınmalı” ve “Önce hesap soracağım sonra kurultay yapacağım” diye ifadeler kullandı. Arınma ve hesap sorma işi birbiriyle ilişkili. Bizim arınacak neyimiz var, biz kirli bir parti miyiz ki arınacağız... Partimiz kirli olamaz ama partimiz içinde arınılması gereken isimler varsa o da açıklanmalı. Bizim her hafta bir arkadaşımız, belediye başkanımız içeri alınıyor. Bu kabul edilemez. Onun için arınma konusunu işletmek gerek. “Madem böyle söylüyorsunuz, bu konuda bir hazırlığınızın olduğu anlaşılıyor, bunu çözelim” denmeli. Arınma da kurultay da olabilir. Buna engel yok. CHP’liler olarak içine itildiğimiz çukurda bir soluklanalım. Kardeş olduğumuzu görelim ve bu ikisini bir takvime bağlayalım.

- Tuzak ve çukur diyorsunuz, Kemal Bey bunun neresinde?

Bilemem, bilsem de yorum yapmayı uygun görmem. Bulunduğumuz dönemde birlikte bunu aşmayı öne çıkarmalıyız.

- Kemal Bey tarafı Mansur Yavaş’ın adaylığını dile getirdi. Yavaş bayramlaşma konuşmasında birlik beraberlik vurgusu yaptı, Yavaş adı uzlaşma sağlayabilir mi?

Mansur Bey’in katkısı olursa Mansur Bey de devreye girmeli. Kimin katkısı oluyorsa devreye girmeli, yardımcı olmalı.

- Erken seçim bekliyor musunuz, öngörünüz nedir?

Bu yıl kasımda yapılacağı iddiaları var ama bu yıl için seçim görmüyorum. Bu yıl CHP’yi sarsıyorlar. Önümüzdeki yıla başlarken de yoksullaşan kitlelere destek verileceğini, seçime sonra gidileceğini düşünüyorum. Başkanlık sistemi ile seçime gidilecek olmasının CHP’de yaşadığımız sorunun çözümünde katkısı olabilir.

- Yapılan bu saldırı ve yaşanan süreç fırsata çevrilebilir mi?

Fırsatlar şekillenebilir. Ortak bir cumhurbaşkanı adayı ile bu süreci daha kolay aşarız. Eğer irade varsa çözüm de var. Bu yapı bunu kolaylaştırır. O nedenle bizim birkaç ay içinde kurultaya gitmemiz lazım.

- FETÖ suçlaması ve fezlekeleri düşündüğünüzde Özgür Bey’in dokunulmazlığının kaldırılması ihtimali var mı?

Bu çok ileri bir aşama olur.

- Kamuoyu Ekrem Bey’in tutuklanacağına da ihtimal vermiyordu...

Doğru vermiyordu. Özgür Bey kısa sürede uluslararası güçlü bir figür oldu. Sosyalist Enternasyonel’in başkan yardımcılığını çok iyi kullandı. Avrupa Sosyalist Partisi’nin de çok büyük bir desteği var. O nedenle yapılacağını sanmıyorum.

‘TÜRKLER İÇİN DEVLET ÖNEMLİ’

- Tepki çeken olaylarda devlet aklı kavramı öne çıkıyor, bunu terörsüz Türkiye’den sonra da, CHP’nin butlan kararının ardından da gördük. Bir devlet aklı söz konusu mu?

Devlet aklı diye bir şey olduğunu sanmıyorum. Devleti yönetenlerin aklı olur. Devleti yönetenlerin yaptıklarını yumuşatıcı biçimde devlet aklı diye sunmanın geçerliliği yok. Eskiden buna Hikmeti Hükümet derlerdi. Kitlelerin hoş karşılamadığı uygulamalarda “Vardır bir nedeni” anlamında kullanılırdı. Oysa böyle bir şey yok. Tarihte 16 devlet kurmuşuz, önce devlet olmuş, devlet milleti oluşturmuş. O nedenle devlet Türkler için çok önemli bir örgütlenme şekli. Devlet aklı diyerek yanlışları devlet üzerinden yumuşatmaya çalışıyorlar. Devletin örgütlenmesini anayasalar ortaya koyar. Yok böyle bir şey. Bu devleti yönetenlerin aklının işidir, devlet aklı değil.

- Ortadoğu’daki karışıklık malum diğer yandan Türkiye için de “Lübnanlaşma” tehlikesinden söz ediliyor, Türkiye’nin kurucu partisinde yaşananları da göz önüne aldığınızda Türkiye için bir tehdit öngörüyor musunuz?

Lübnanlaşma’nın örneğini Irak’ta yaşadık. Irak Anayasası Lübnan Anayasası’na benzer. Bu işgalcilerin, emperyalistlerin bölgeleri yönetmek için kendilerine sağladıkları bir kolaylık. Lübnanlaşma ile “Bir Alevi bir de Kürt cumhurbaşkanı yardımcısı olsun” arasında bir paralellik var. Iraklılaşma da aynı. Çevremizdeki rejimler yıkılırken, çökerken biz Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak tüm sorunlarımıza rağmen ayaktayız. Bizi ayakta tutan Atatürk’ün yurttaşlık anlayışı. Biz Atatürk milliyetçiliği dediğimiz millet anlayışını, anayasal sistemi Ortadoğu’ya taşımalıyız. Lübnanlaşma, Iraklaşma değil Türkiye’deki sistem Ortadoğu’da da geçerli olmalı. Atatürk’ün ortaya koyduğu anlayış Otadoğu’da da olursa Ortadoğu’nun gelişmesi çok rahat olur.

1968’de Nobel ödülü kazanan “Asya’nın Dramı” kitabında özetle Asya ülkelerinin kalkınamayacağı söylenir. Bugün Asya ülkeleri olağanüstü bir kalkınma gerçekleştiriyor. Biz de Ortadoğu’da kalkınmanın öncülüğünü CHP iktidarında yapabiliriz. Anayasa, ulus ve devlet anlayışımızla Ortadoğu’da yeni bir dönemi başlatabiliriz. Bu Tom Barrack ve benzerlerine verebileceğimiz uygulamaya dayalı ciddi bir yanıt olur.

‘HALK İKTİDARA CHP’NİN YANINDA YER ALARAK YANIT VERİYOR’

- CHP’deki mevcut tablonun seçmende etkisi nedir, süre uzarsa toplumsal muhalefet zamanla düşer mi?

Zaman uzarsa insanlar usanabilir. Bu beşeri bir şey, böyle bir sorun yaşanabilir ama Özgür Bey’in siyasi zekası çok yüksek, ilginç şeyler buluyor. 19 Mart gecesi Saraçhane’deki miting çok görkemliydi. Ben ertesi gün ayrıldım, Özgür Bey devam edeceğini söyledi. İçimden “Keşke devam etmese bir daha bu kadar kalabalık olmayabilir” diye geçirdim. Hayır öyle olmadı, olağanüstü bir kalabalıkla devam etti. Sonra Özgür Bey Yenikapı’da miting yapacağını söyledi. O miting da çok başarılı oldu. CHP’ye yönelik baskı arttıkça halk devleti yönetenlere CHP’nin yanında yer alarak yanıt veriyor. Coşku, tansiyon yüksekliği sürdürülebilir. Tabii diğer seçenek de gözardı edilmemeli, bu nedenle söylenen sözlerin çeşitlendirilmesi önemli. Çok başarılı bir programımız var, Cumhurbaşkanlığı Adaylık Ofisi’nde geliştirilen projeler var. Biz maalesef somut olarak yaptıklarımızı anlatmakta yetersiz kalıyoruz. Çeşme Belediyesi 2 Nisan’da kiralık konut uygulaması başlattı. Türkiye tarihinde ilk kez bir belediye, bir kamu kuruluşu kiralık konut üretecek. Özgür Bey Urla’da belediye başkanlarından 5 yıl içinde istediği kreş ve öğrenci yurtlarının yüzde 80’inin gerçekleştirildiğini açıkladı. Bu müthiş bir şey. Ben bunu orada duydum ama başkaları da duymamıştı. Böyle bir derdimiz var. Onun için hem insanlardaki eğilim hem de yaptıklarımızı, yapacaklarımızı anlatırsak bu tempo düşmez.

- Özgür Bey’in lider olarak ön plana geldiği, adaylık için de konuşulduğunu görüyoruz. Sizin yorumunuz nedir?

Tabii olabilir. Bence daha önce kullandığımız aday belirleme yöntemini kullanmalıyız. Tüm yurttaşlarımızın katılımıyla Ekrem Bey’i belirledik. Şimdi de aynısı olmalı, adaya göre yöntem değişmemeli. Özgür Bey olabilir, Mansur Bey olabilir, başka bir arkadaşımız olabilir, herkes olabilir.

Image

PORTRE

1943’te Samsun’da doğdu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat Maliye Bölümü'nden mezun oldu. Yüksek lisansını İngiltere'de kalkınma üzerine yaptı. Türkiye’ye döndükten sonra DPT’de uzman olarak çalıştı. Köy İşleri ve Kooperatifler Bakanlığı’nda Müsteşar Yardımcılığı, Kent-Koop genel başkanlığı, Uluslararası İskan Konseyi Yönetim Kurulu üyeliği, TÜRKKENT genel başkanlığı yaptı. 1989’da Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi. SHP Genel Başkanlığı, Devlet ve Dışişleri Bakanlığı, Başbakan Yardımcılığı görevlerinde bulundu.

Kaynağa Git

İlgili Haberler