1989 yılında Pekin'deki Tiananmen Meydanı'nda demokrasi yanlısı gösterilere yönelik askeri müdahalenin 37. yıl dönümü, Çin ile ABD arasında yeni krize neden oldu.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, yayımladığı açıklamada, Çin yönetiminin sansür politikalarının Tiananmen olaylarına ilişkin hafızayı silemeyeceğini belirterek hayatını kaybedenleri andı. Rubio, "İfade özgürlüğü ve barışçıl toplanma haklarını savunurken hayatını ortaya koyanlar bir gün hak ettikleri şekilde anılacaktır" ifadelerini kullandı.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning ise Rubio'nun açıklamalarını "tarihsel gerçekleri çarpıtmak" ve Çin'in siyasi sistemine saldırmak olarak nitelendirdi.
Pekin yönetiminin 1980'lerin sonlarında yaşanan olaylarla ilgili uzun yıllardır net bir değerlendirmeye sahip olduğunu söyleyen Mao, ABD'nin demokrasi ve insan hakları söylemini kullanarak Çin'in iç işlerine müdahale ettiğini savundu. Mao ayrıca "Çin tarzı sosyalizm" modelini savunarak Washington'un eleştirilerine karşı çıktı.
Tiananmen yıl dönümü nedeniyle açıklama yapan Tayvan lideri Lai Ching-te ise Çin yönetimine geçmişle yüzleşme çağrısında bulundu.
TİANANMEN, ÇİN'DE HÂLÂ BİR TABU
4 Haziran 1989'da Çin ordusu, haftalarca süren demokrasi yanlısı öğrenci ve işçi gösterilerini sona erdirmek için Pekin'in merkezindeki Tiananmen Meydanı'na müdahale etmişti.
Çin hükümeti olaylarda hayatını kaybedenlerin sayısına ilişkin kapsamlı bir bilanço açıklamazken, insan hakları örgütleri ve görgü tanıkları ölü sayısının binlerle ifade edilebileceğini belirtiyor.
Çin ise gösterileri, iktidardaki Komünist Parti'yi devirmeyi amaçlayan "karşı devrimci hareket" olarak tanımlıyor.
Bir zamanlar on binlerce kişinin katıldığı anma etkinlikleriyle bilinen Hong Kong'da, Pekin'in 2020 yılında yürürlüğe koyduğu ulusal güvenlik yasasının ardından toplu anma törenleri büyük ölçüde sona erdi.
Buna karşın dünyanın çeşitli şehirlerinde Tiananmen olaylarının yıl dönümü nedeniyle anma etkinlikleri düzenlenmeye devam ediyor.